Arkadaşlık İlişkileri Cinsellik Romantik İlişkiler Yakın Ebeveynlik

Ergenlik Döneminde Yaşanan Depresyon Romantik İlişkileri Nasıl Etkiliyor?

Urban Scapes and Youngsters Street Lifestyle in Melancholic Paintings – Michele Del Campo (2019)

Depresyon günlük hayatımızı, var olan düzenimizi, akademik hayatımızı etkileyebildiği gibi, söz konusu yakın ilişkilerimiz olduğunda burada da güçlü bir etkiye sahip olabiliyor. Her yaş grubunun üzerinde farklı etkileri olsa da, özellikle erken ergenlik ve yetişkinliğe geçiş dönemlerinde sahip olduğumuz ilişkiler, depresyondan fazlasıyla etkileniyor. Öte yandan, depresyonu tetikleyen etkenlerin başında yine yakın ilişkilerimiz geliyor.

Erken ergenlik döneminde yaşanan sosyal problemler, depresyon için kuvvetli bir temel oluşturuyor. Bu yaşlarda depresif semptomlar gösteren kişilerin büyük bir çoğunluğu arkadaşları tarafından dışlandıklarını, ailelerinden gerçek bir yakınlık göremediklerini, yaşıtlarına göre daha az samimi ilişkiler kurduklarını ve en önemlisi de kendilerini duygusal destekten yoksun hissettiklerini belirtiyorlar1. Ergenlik çağında yaşanan depresyonun birey üzerindeki en büyük etkilerinden biri ise kişinin kendini içinden çıkılmaz bir döngüdeymiş gibi hissediyor olması. Çalışmalar, depresyondaki ergen bireylerin, zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin ve duygusal dirençlerinin yaşıtlarına göre oldukça zayıfladığını gösteriyor3. Günlük hayatlarında yaşayabilecekleri akademik, profesyonel ya da sosyal problemler ile baş edebilme ve bu sıkıntılara karşı güçlü kalma kabiliyetleri oldukça düşen bu bireylerin, yaşadıkları sorunlar nedeniyle yeniden depresyona sürüklendiklerini ve içinden çıkmanın pek kolay olmadığı bir döngüye girdikleri görülüyor. Uzun süre bu durumu yaşayan ergenlerdeki en belirgin semptomlar ise öz saygının oldukça kuvvetli bir şekilde azalması ve intihara meyilli düşünceler oluyor. Bu yaş grubunda yaşanan depresyon sırasında kişiler sosyal desteği yakın arkadaşlarından arasa da, geç ergenlik dönemindeki kişilerde destek arayışı daha çok romantik ilişkiler üzerinden oluyor1. Özellikle ergenlik döneminde romantik ilişkilere daha çok değer verilmeye başlanmasıyla birlikte duygusal dengesizliklerden bir kaçış yolu olarak romantik ilişkiler daha da çekici geliyor. Hatta öyle ki ergenlik döneminde uzun süreli bir depresyon döneminden geçmiş bireylerin erken evlenme oranı çok daha yüksek3. Ancak araştırmalarda 18-24 yaş grubu genç yetişkinlerde son 1 yıl içerisinde romantik bir ilişki yaşamış olanların depresyon eğiliminin yaşamamış olanlara kıyasla daha fazla olduğu görülüyor4.

Geç ergenlik dönemindeki bireyler ile yapılan bir çalışmada katılımcılardan bir hafta boyunca bir günlük tutmaları ve duygularını açıkça bu günlükte belirtmeleri isteniyor. Bu yazılardaki depresif hislerin en çok kişilerin romantik ilişkileri ile ilgili olduğu gözleniyor2. Araştırmanın ilginç bir diğer yanı ise romantik ilişkilerin genellikle erkeklerde depresif hisleri yatıştırdığını gösterirken, kadınlarda ise tam tersi bir durumu işaret etmesi oluyor. Depresyon ve romantik ilişkilenmenin ergenlerde bir arada gözlemlenmesi aslında pek de ilginç değil çünkü romantik ilişkilerde hissedilen belki de ilk kuvvetli kaygıyı ergenlik döneminde yaşıyoruz ve bu kaygı ergenlerdeki depresif hislerin de en büyük tetikleyicisi. Benzer bir araştırma ise ergenlerdeki depresyon ve romantik ilişki bağlantısının yetişkinlerde o kadar da kuvvetli olmadığını gösteriyor2. Öte yandan, depresif semptomlar gösteren ergenlerde kaygılı bağlanmaya bir yatkınlık da gözleniyor. Kaygılı bağlanan bireylerin ilişkideki terk edilme kaygıları ve samimiyet ve bağlılık arayışları, ilişki kalitesi ne kadar iyi olursa olsun sürekli olarak hissedilen eksiklik hissi nedeniyle ilişki içerisinde huzursuzluk hissedilmesine sebep olabiliyor. Bu bağlantının sebebi ise depresif semptomlar gösteren ve kaygılı bağlanma stiline sahip bir bireyin kendini daha iyi hissetmek için romantik bir ilişki arıyor olması olabiliyor.

Romantik bir ilişki içerisinde olan heteroseksüel kadınlar ile yapılan bir çalışmada, depresyon yaşayan kadınlar yakın arkadaşlarından gördükleri desteği partnerlerinden göremediklerini dile getiriliyor. Yine aynı çalışmada karşı cinse bu durumla ilgili sorular sorulduğunda, depresyondaki partnerlerinin sosyal yeteneklerden yoksun olduğunu düşündükleri de ortaya çıkıyor1. Ancak bu durum sadece partnerler için geçerli değil. Üçüncü kişilerin gözlemlerine başvurulduğunda da aynı şekilde depresyondaki bireylerin sosyal anlamda daha başarısız ve daha zayıf ilişkiler kurduğu söyleniyor.

Özellikle ergenlik yıllarında kurulan yakın ilişkilerde samimiyetin artması açısından benzer hayat görüşleri ya da yaşanmışlıklar oldukça önemli bir yer tutuyor. Örneğin, alkol bağımlılığı yaşayan iki insan birbiriyle daha yakın bir bağ kurabiliyor. Ancak bu durum bizi daha sağlıksız seçimlere de itebiliyor. Destekleyici bir partnerdense, benzer sorunlar yaşayan bir partner ile beraber olmak yaşanan sorunun devamlılığına sebep olabiliyor. Hatta bir süre sonra durumun içselleştirilip ilişki içerisinde “bizim problemimiz” olarak anılması oldukça sık karşılaşılan bir durum5. Depresyonun ilişki içerisindeki diğer bir etkisi ise cinsellik alanında oluyor. Örneğin depresyondaki bireylerin cinsel istek ya da cinsellik konusunda yaşadığı sıkıntıların katılımcıların %70’inde 5 kat daha fazla olduğu görülüyor. Bu cinsel sorunlar, depresyonun vücutta yarattığı hormonel değişimlerden kaynaklı olabileceği gibi, depresyonun ilişki içerisinde yarattığı gerginlikten kaynaklı da olabiliyor.

İlişkilerimiz, depresyonu tetikleyebildiği gibi aslında depresyon sebebiyle aldığımız kararlar da kötü ilişkileri ve tekrar depresyonu tetikleyebiliyor. Özellikle geç ergenlik döneminde etkileri oldukça ağır ve uzun süreli olabilen depresyon konusunda yardım almaktan hiçbir şekilde çekinilmemesi gerekiyor.

 

Yazan: Alperen Karaca

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar:

[1] Daley, S. E., & Hammen, C. (2002). Depressive symptoms and close relationships during the transition to adulthood: Perspectives from dysphoric women, their best friends, and their romantic partners. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 70(1), 129-141. doi:10.1037/0022-006x.70.1.129

[2] Davila, J., Steinberg, S. J., Kachadourian, L., Cobb, R., & Fincham, F. (2004). Romantic involvement and depressive symptoms in early and late adolescence: The role of a preoccupied relational style. Personal Relationships, 11(2), 161-178. doi:10.1111/j.1475-6811.2004.00076.x

[3] Joyner, K., & Udry, J. R. (2000). You Don’t Bring Me Anything but Down: Adolescent Romance and Depression. Journal of Health and Social Behavior, 41(4), 369. doi:10.2307/2676292

[4] Vujeva, H. M., & Furman, W. (2011). Depressive Symptoms and Romantic Relationship Qualities from Adolescence Through Emerging Adulthood: A Longitudinal Examination of Influences. Journal of Clinical Child & Adolescent Psychology, 40(1), 123-135. doi:10.1080/15374416.2011.533414

[5] Delaney, A. L. (2018). Sexual intimacy challenges as markers of relational turbulence in couples with depression. Journal of Social and Personal Relationships, 36(10), 3075-3097. doi:10.1177/0265407518809488