Romantik İlişkiler Yakın Ebeveynlik

Bağlanma ve Yakınlık Kurma Korkusuna Ne Sebep Oluyor?

Red and White – Edvard Munch (1899-1900)

Siz de bir sonuca bağlanmayan, karşınızdaki kişinin hayatındaki yeriniz konusunda emin olamadığınız veya nasıl bir yere sahip olduğunuzu duymaktan kaçındığınız ilişkiler içinde bulunmuş olabilirsiniz. Birçoğumuz buna benzer durumlar yaşıyoruz. Bunun sebebi kimi zaman kişinin kendini yeterince iyi ifade edememesi, kimi zaman ilişkiye bir isim koymanın getireceği sorumluluktan kaçmak istemesi olabiliyor.

İlişkiyi bir sonuca bağlamak ve fazla yakın olmaktan korkmak, Batı kültürlerindeki yetişkinlerin %17’si için neredeyse bir kural1. Eğer ilişkideki kaçınan taraf sizseniz ‘Karşımdaki insan benden ne istiyor?’ sorusunu kendinize soruyor olabilirsiniz. Siz ne kadar karşınızdakine onu sevdiğinizi, ona değer verdiğinizi dile getirseniz de karşınızdaki sizi kendisini yeteri kadar umursamadığınız konusunda suçlamaya devam edebilir. Fakat samimiyetten kaçınmak her zaman kişinin karşısındakini umursamadığı anlamına gelmiyor çünkü bu durum genellikle bilinçsizce gerçekleşiyor. Çocuklukta karşılaşılan ebeveyn davranışları merkezi sinir sistemine yerleşiyor ve bir nevi biyolojik bir tepkiye sebep oluyor.1

Bu noktada bağlanma teorisine değinelim. Çocuklar korktuklarında veya üzüldüklerinde korunmak ve rahatlamak için ebeveynlerine yeterince yakın olma ihtiyacı duyuyorlar. Ebeveynin bu durumda verdiği tepkinin çocuğun gelişen kişiliği üzerinde büyük bir etkisi oluyor. Çocuğun ihtiyacını reddeden ebeveynler, büyük olasılıkla çocuğun onlara meydan okumasına veya kendilerine nasıl hissettiğini söylemesine karşı da hoşgörüsüz davranıyorlar.1 Bu tür bir ilişki içinde çocuk ebeveynlerine kızgın olduğunu söylediğinde ebeveynin sert tepkisiyle karşılaşıyor. Bu durum gelişmekte olan çocuğun ebeveyni kötü bir şekilde görmesine neden oluyor. Ebeveyni olumsuz bir şekilde görmek ise çocukta kaygıya sebep olabiliyor.1 Kaçınan/önemsenmeyen tarzdaki bir başka modelde ebeveyn duygusal açıdan kendini ifade edemeyecek kadar sıkıntılı ve kırılgan oluyor. Benzer şekilde “helikopter anne“, çocuğun duygusal deneyimlerine o kadar müdahaleci davranıyor ve aşırı tepki veriyor ki çocuk, ebeveynin yanında bu deneyimleri aktarmayı öğrenemiyor. Bu durumda ebeveynin çocuğun kaygısını düzenlemesinden ziyade çocuk ebeveyninin endişesini azaltma görevi görüyor. Ebeveyne ihtiyaç duymak ve ağlamak, üzgün veya öfkeli olmak gibi durumlar sürekli olarak hoşgörüsüzlük, reddedilme veya ceza ile karşılaştığında çocuk ebeveynlerinden ilgi, rahatlık ve destek istemekten kaçınmayı öğreniyor. Dolayısıyla çocuk olumsuz duygularla baş etmenin tek yolunun onları deneyimlememek olduğunu düşünüyor.1

Yetişkinlik hayatında güvenli bağlanmaya sahip biri hem kendisinin hem de başkasının ihtiyaçlarını karşılayabiliyor ve başkalarıyla kolayca etkileşime girebiliyor. Güvenli bağlananların aksine, kaygılı bağlanan insanlar bir bağ kurma konusunda umutsuz olma eğiliminde oluyorlar2. Partnerlerine karşı gerçek sevgi ya da güven duymak yerine, genellikle duygusal açlık hissediyor ve sürekli partnerlerine ulaşmaya çalışıyorlar. Bir güvende olma ihtiyacı gütmelerine ve partnere yakın olma isteklerine rağmen eylemleri partnerlerinin onlardan uzaklaşmasına sebep olabiliyor. Kaygılı bağlanma modeline sahip biri, partneriyle yakınlaşmak ve onun ihtiyaçlarını karşılamak için her zaman onunla birlikte olması gerekiyormuş gibi düşünüyor2. Kaçıngan bir bağlanmaya sahip kişiler ise özellikle kendilerini eşlerinden duygusal olarak uzaklaştırma eğiliminde oluyorlar. İlişkilerde yakınlık; savunmasızlık ve olumsuz duygulara sebep olma potansiyeli yarattığı için insanlar genellikle bu yakınlıktan kaçınıyor. Fakat bu kaçıngan bireylerin hiç yakın ilişki kurmadıkları anlamına gelmiyor. Özellikle rekabet gerektiren alanlarda başarılı olma ihtimalleri yüksek olan kaçıngan bireyler, bu sebeple popüler olarak bile algılanabiliyorlar2.

Kişinin kendi duygularını hem ifade etme hem de deneyimleme becerisi psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahip ve ilişkilerin kalitesi için önemli bir faktör. Duygu düzenleme becerilerinde güçlük yaşamak, ikili ilişkilerde sağlıksız duygusal ve davranışsal tepkilere yol açabiliyor. Araştırmalara göre duygusal ifadeyi kontrol etmeye çalışmak duygu düzensizliği riskini artırıyor3. Çift yakınlığı ile duygusal netlik eksikliği, duygusal farkındalık eksikliği ve çeşitli duygu düzenleme bozuklukları arasında ilişki bulunuyor. Özellikle kendi duygusal deneyimlerini tanımada ve duyguları etiketlemede zorluk yaşayan ve duygularını yönetme yeteneklerine güvenmeyen bireyler, ilişkiye dair daha az konuşma ve partnerle olan yakınlığı daha düşük ölçüde tutma eğilimi gösteriyorlar3. Partnerlerini baskıcı olarak görüyorlar ve onlara bağımlı olmaktan endişe ediyorlar. Kişinin kendi duygu düzenleme stratejilerine olan güvensizliği ile cinsellik arasında da önemli ilişkiler olduğu görülüyor. Duygu düzenlemede sorun yaşayan bireyler cinselliğe daha açık olma eğiliminde oluyor. Sonuç olarak yaşadıkları duyguları ayırt edemeyen, duygularını yönetme ve davranışlarını kontrol etme yeteneklerine güvenmeyen bireyler; sıklıkla yakın temastan kaçınıyor ve partnerleri tarafından kontrol edilmekten korkuyorlar3.

Yakınlıktan kaçınan kişi sizseniz muhtemelen bir sorununuz olduğunu düşünmüyorsunuz. Yaklaşımınızı değiştirmek isterseniz başkalarının sinyallerini okuma alıştırması yapabilir ve ardından düşüncelerinizin ne kadar doğru olduğunu görmek için onlara sorabilirsiniz. Başkaları size karşı olumsuz duygular ifade ettiğinde onları dinlemelisiniz. Muhtemelen saldırıya geçmek, konuyu kapatmak veya oradan uzaklaşmak isteyeceksiniz. Bunu yapmaktan olabildiğince kaçınmalısınız1. Diğer kişiye orada olduğunuzu hissettirmelisiniz ve size söylediklerine verdiğiniz cevaplarla onu anladığınızı karşınızdaki kişiye göstermelisiniz. Duygularınızı etiketlemeyi ve iletmeyi öğrenirseniz çok daha sağlıklı bir iletişim kurabilirsiniz.

Eğer kaçıngan biriyle ilişkide iseniz o inkar etse de onun güçlü ve acı verici olumsuz duygulardan çekindiğini aklınızdan çıkarmayın. Siz onunla bu konuyu konuşmaya kalktığınızda kişi konuşmayı bitirebilir veya sizi geçiştirebilir.1 Size istemediğiniz cevaplar verse de konuşmasına ve başka bir gün tekrar denemesine izin verin. Kaçınan kişi sizden daha da uzaklaşmak isterse onun peşinden gitmek yerine uzaklaşmasına izin vermelisiniz. Bu durumu sorgulamanız sadece onun daha da kendini kapatmasına sebep olacaktır. Bu sebeple bu kişiye yeterince alan ve sizi özleme şansı tanımalısınız. Bunu yapabilmek adına öncelikle kendi duygularınızı düzenlemeyi öğrenmelisiniz1. Önemli olan bir diğer konu da kaçınılan taraf olarak sorunu kendinizde aramamalısınız. İlişkinizde çok fazla yakınlığa ihtiyaç duyuyorsanız bu partnerinizin kaçınma davranışları gösterdiği anlamına gelebilir. Eğer karşınızdaki kişiye onun ne hissettiğini düşündüğünüzü ve neden böyle düşündüğünüzü anlatırsanız, kaçınan kişinin farkındalık kazanmasına yardımcı olabilirsiniz. Herkesin güçlü noktaları vardır ve kaçınan / reddeden kişi sizin gözünüze başlangıçta karizmatik gelebilir, iş yerinde mükemmel olabilir. Kaçınan kişinin çekici birçok niteliği olabilir ve bu kişiliğin daha zorlu yönleri, yakın bir ilişki oluşmaya başlayana kadar görünmeyebilir.

Her koşulda sabırlı olmayı ve duygularla sağlıklı bir şekilde baş etmeyi öğrenmenin yıllar sürebileceğini, zor duyguları tanımayı ve doğrudan bunlarla başa çıkmayı öğrenmenin zaman alacağını unutmayın.

 

Yazan: Deniz Mısra Gürol

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar:

[1] Shorey, H. (2015, April 19). Fear of Intimacy and Closeness in Relationships. Retrieved December 21, 2020, from https://www.psychologytoday.com/intl/blog/the-freedom-change/201504/fear-intimacy-and-closeness-in-relationships

[2] Firestone, L. (2013, July 30). How Your Attachment Style Impacts Your Relationship. Retrieved December 21, 2020, from https://www.psychologytoday.com/us/blog/compassion-matters/201307/how-your-attachment-style-impacts-your-relationship

[3] Firestone, R. W., & Catlett, J. (1999). Fear of intimacy. American Psychological Association. 72001