Yakın İlişkiler Öneriyor

İş Hayatındaki Toksik İlişkiler Üzerine – The Assistant Filmi

The Assistant – Kitty Green (2019)

The Assistant, bir film şirketinin oldukça hareketli ve kalabalık bir ofisinde asistan olarak çalışan Jane’in bir gününe odaklanıyor. Jane, yeni mezun olmuş ve hayallerindeki işte iki aydır çalışan genç bir kadın. Filmde Jane’in ofis rutinine şahit oluyoruz. Sabah daha gün doğmadan ofise gidiyor, ortamı hazırlıyor, kahve yapıyor, fotokopileri çekip herkesin masasına dağıtıyor. Günün sonunda en son ayrılanlardan biri yine o oluyor. Sektörün önemli şirketlerinden birinde çalışarak geleceği için başarılı bir kariyer çizebilme ihtimali var. Ancak Jane birgün sabah erkenden gelip her zamanki gibi güne başladığı işinde belki de o zamana kadar hiç fark etmediği olaylara tanık oluyor. Bir asistan olarak işinde yaşadığı manipülasyon ve baskıların yanı sıra patronunun bir başka asistana cinsel istismarda bulunduğunu anlıyor. Ancak genç bir kadın olarak bunlara karşı bir tepki göstermek istemesi iş yerindeki toksik ilişkilerle yüzleşmesine neden oluyor. The Assistant böyle bir ortamda genç bir kadının deneyimlerine odaklanıyor.

Film öncelikle iş hayatındaki rutinin kişinin duygu ve düşünceleri üzerindeki uyuşturucu etkisini güçlü bir şekilde tasvir ediyor. Kişinin aldığı sorumlulukların yoğunluğu ve sürekli çalıştığı kişilerle olan münasebeti onu belirli bir rutine alıştırıyor. Ancak ortamda var olan problemler bu rutinin altında gizleniyor. Jane de böyle bir durumun içinde olan bir kadın. Bu durumda olması farklı nedenlerle açıklanabilir. Jane hayallerindeki işi yapıyor ve çalıştığı işyeri sektörde önemli bir kurum. Buradan yükselerek kariyer basamaklarını tırmanabilir. Böyle olunca da bilerek veya bilmeyerek ortamdaki olumsuzluklar Jane için görülmez olabilir. Bununla birlikte Jane tecrübesiz biri. Her ne kadar staj yapmış olsa da diğer çalışanların yanında yalnızca iki aylık tecrübesi var. Hal böyle olunca Jane için orada kendisi olabilmek, ilişkilerini dışarıdan görüp farkına varabilmek kolay olmuyor. Çünkü henüz kendisini ve ilişkilerini keşfetme aşamasında. Uzun bir süre boyunca Jane’in bu ortamda var oluşunu izliyoruz. Patronu, patronunun eşi, yan masada beraber çalıştığı kişiler, diğer görevliler ile olan ilişkisini görüyoruz. Hem tecrübesiz hem de genç bir kadın olarak nasıl bir manipülasyona uğradığını fark ediyoruz. İşyerindeki cinsiyetçi ve eril bakışlara karşı Jane güçlü kalmaya çalışıyor. Onu bu ortamı idare ederken görüyoruz. Film oldukça sade bir dil kullanıyor ve izleyici olarak Jane ile kolayca özdeşleşmemizi sağlıyor.

Ofise yeni gelen bir asistan ile patronunun ilişkisi ise Jane karakterinin büyük sınavı oluyor. Daha önce garsonluk yapan Sienna’nın patronu tarafından asistan olarak işe alınması Jane’i sorgulamalara itiyor. Sonrasında Jane, patronunun Sienna’ya cinsel istismarda bulunduğunu anlıyor. Ataerkil ilişki biçimleri ofisin her bir köşesine yayılmışken genç bir kadının bu işin “babalarının” karşısına dikilmesi oldukça zor. Ayrıca Jane bu yolculukta yalnız. Bu noktada Jane’in atacağı adım, onu doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapmaya götürecek ancak bu, onu işini kaybetme riski ile de yüzdeşleştirecek. Filmin en çarpıcı sahnelerinden biri Jane ile patronunu şikayet etmek için gittiği görevli arasında geçiyor. Jane ofisteki bir erkek görevliye olayı anlatmaya çalışıyor. Görevli Jane’in anlatmak istediği olayı anlamış olsa da kendince herkes için en iyisi olarak düşündüğü şeyi yapıyor. Jane’in karşı geldiği düzene eklemlenmiş biri olarak tüm okları Jane’in üzerine çeviriyor. Bir anlamda aba altından sopayı gösteriyor. Bu noktada yönetmenin film boyunca yaptığı şeyi yapıyor. Konuşmalarda kamera yalnızca Jane’i çekmeye başlıyor ve izleyici olarak tüm sorumluluğu üstlenen Jane’in ne karar vereceğini merak ediyoruz. Önemli olan nokta herkesçe malum olan bu baskı ve eril ortamın ifşası olmuyor. Herkesin gözlerini kaçırdığı, konuşmaktan korktuğu olayları yaşayan kadını ön plana çıkarıyor.

The Assistant, Hollywood’un ünlü The Weinstein Company şirketi başkanı Harvey Weinstein’ın sektördeki çalışan kadınları sistematik bir şekilde taciz ettiği ortaya çıktığı 2017 yılından sonra başlayan #MeToo hareketi için önemli bir film. Filmdekiler gerçek kişi ve kurumlara dayanmıyor. The Assistant tüm bu olaylarda patronu ya da diğer erkek çalışanları merkezine almıyor. Bir kadının bu süreçte yaşadıklarını, maruz kaldığı baskı ve manipülasyonu çarpıcı bir sadelikte gözler önüne seriyor. Emmy ödüllü başrol oyuncusu Julia Garner ise sergilediği performans ile The Assistant filmini 2020 yılının en iyi filmlerinden biri olmasını sağlıyor.

 

Yazan: Recep Hazır

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök