Yakın İlişkiler Öneriyor

Bizi İlişkilerimizdeki Kişiliğimiz ile Yüzleştiren 4 Kısa Film

İçinde bulunduğumuz çevresel koşullar insanlarla kurduğumuz ilişkilerin şeklini önemli ölçüde etkiliyor. İlişkide olduğumuz insanlarla bulunduğumuz ortak alanlar, görüşme sıklığımız, o kişiyle olan bağlarımız bu çevresel koşulları oluşturuyor. Dış dünyanın yani bu çevresel faktörlerin bir de iç dünyamıza olan etkisi var. Bütün bu faktörler kendi duygu ve düşüncelerimizi etkiliyor. İç dünyamızda, çevremizdeki insanlarla nasıl iletişim kuracağımıza ve nasıl bir yakınlık sergileyeceğimize böyle karar veriyoruz. Aslında bu nasıl bir maske yarattığımızı gösteriyor. Bunu da bazen bilinçli bazen de bilinçsizce yapıyoruz. Bu süreçte de önyargıların bizi sardığını fark etmeyebiliyoruz. Bazen bir kişiyle hiç konuşmadan onun hakkında bir yargıya çok kolay varıyoruz. Bazen de o kişinin tavırlarını kendimize göre yorumluyoruz. Ve bazen de başkalarının düşünceleri bizim o kişi hakkındaki görüşümüzü etkiliyor. Burada çok önemli bir nokta vardır. O da bir insanın kendi benliğini ortaya koyan çevresindeki ilişkilerle yüzleşebilme yeteneğidir. Bu yazıda bireyin çevresindekilerle olan ilişkileriyle yüzleştiği, bunlarla karşı karşıya geldiği ödüllü 4 kısa filmi derledik. Filmlerdeki farklı ilişki türlerini izlerken insanın kendisi ile olan ilişkisinin karşısındakiyle ilişkisini nasıl şekillendirdiğini görüyoruz.

 

1- Neighbors’ Window (2019) – Marshall Curry – 20’

Bu yılki Oscar ödüllerinde En İyi Kısa Film Oscarı ödülünün sahibi olan bu 20 dakikalık kısa film, insanın içinde bulunduğu koşulların onu nasıl şekillendirdiğini komşuluk ilişkisi üzerinden ortaya koyuyor. Alli ve Jacob, orta sınıf bir ailedir. Çocukların bakımı, meslek hayatının getirdiği yorgunluklar çifti yormaya başlıyor. Karşı apartmanda gözetlemeye başladıkları bir çift ise Alli ve Jacob çiftinin tam tersi. Daha doğrusu tam tersi olduğunu düşünüyorlar. Alli ve Jacob artık sürekli karşı apartmanı voyörist bir haz ile gözetlemeye başlıyor. Gördükleri partiler, çılgın eğlenceler, aktif bir cinsel hayat, geniş sosyal çevre onların tamamen unuttukları bir hayat. Ancak aslında durum göründüğü gibi değildir. İki çiftin hayatlarının kesişmesi Alli ve Jacob çiftini kendi hayatlarını sorgulamaya itiyor.

 

2- Curfew (2012) – Shawn Christensen – 19’

Listedeki bir başka Oscar ödüllü kısa film ise Türkçe sokağa çıkma yasağı anlamına gelen Curfew. Ancak film, politik, militarist bir film değil aksine bir erkek ile küçük yeğeni arasındaki akşam eğlencesine odaklanıyor. Sokağa çıkma yasağı yani artık sokaktan eve dönmenin gerektiği zaman gibi yorumlandığında, bu durum filmde ince bir anlam kazanabiliyor. Banyoda intihar girişimindeki bir adam, uzun zamandır görüşmediği kız kardeşinden bir telefon alıyor. Kız kardeşi, çocuğu Sophia’ya bir akşam bakıcılık yapmasını istiyor. Bazen ne aile ilişkileri, ne iş hayatı ne de romantik ilişkiler… Hayatın anlamı ve gereğini arayan ancak bulamayan bir karakterin hiç ummadığı bir şey onu hayata döndürebiliyor. Ritchie ve Sophia’nın geçirdiği bir gece Ritchie’nin içinde yaşadığı boşluğu doldurmaya başlıyor.

 

3- Soft (2006) – Simon Ellis – 14’

2000’li yıllarda İngiltere’deki sokak çetelerinin yol açtığı yıkım, barbarlık ve dehşet dolu dönemlerde geçen baba ve oğul arasındaki ilişkiye odaklanıyor Soft. Bu çetelerin zorbalığına maruz kalan bir çocuk ve rol model olamayan babası. Bir babanın gücünü ortaya koyup ailesini koruması, olması beklenen genel geçer bir kanı gibi gözükebilir. Ancak babanın tecrübe ettiği kendi duyguları, korkusu, endişesi de çok anlaşılabilir. Babanın zorbalar ile olan ilişkisi, bir anlamda oğlu ile olan ilişkisini şekillendiriyor. Filmin senaryosunda yavaş yavaş işlenen her olay, izleyiciyi empati kurmaya itiyor. Babalık kavramına da derinlikli bir yaklaşım sergiliyor.

 

4- Moto Guzzi (2010) – Özcan Alper – 10’

Hayatımızda iş, okul, arkadaşlık, sosyal aktiviteler gibi birçok şeye zaman ayırıyoruz. Bizi biz yapan birçok uğraşımız var. Ancak bazen hangileri bizi hayata bağlıyor bunu çok düşünmeyebiliyoruz. Özcan Alper, Moto Guzzi filminde bu soruyu düşünüyor demek yanlış bir kullanım olmaz. Kars’ta karla kaplı bembeyaz Digor ilçesinde yaşayan 12 yaşındaki Yusuf her gün okula bisikletiyle gidiyor. Ancak soğuk günlerde bu yolculuğu onun için ısıtan biri var: Leyla. Özcan Alper’in adeta çok müdahale etmeden anlattığı bu hikâye, izleyiciyi hayata bağlayan, ona değer vermenin ne demek olduğunu düşündüren bir izlek sunuyor.

 

Yazan: Recep Hazır

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök