Profesyonel İlişkiler

“Zoom Bitkinliği” Nedir?

Jonathan Parker

COVID-19 salgını başladığından bu yana alınan karantina önlemleri dolayısıyla her zamankinden daha fazla görüntülü görüşme yapıyoruz. Sosyalleşmenin yanı sıra eğitim ve iş hayatımızla ilgili toplantı ya da seminer gibi iletişim içeren her türlü durum da görüntülü görüşmelere adapte ediliyor. Facetime, Microsoft Teams, Skype ve en önemlisi Zoom gibi platformlar bu dönemde iletişimimizin temel ağı oldular.

Görüntülü görüşme üzerinden yürüttüğünüz görüşme ve toplantılarınızın daha önceki iş rutininizden daha yorucu olduğunu düşünüyorsanız yalnız değilsiniz! “Zoom Bitkinliği” diye tabir edilen bu durum oldukça yaygınlaşmış durumda! Yaygınlaşma seviyesini Google Aramaları üzerinden de inceleyecek olursak, Mart ayından itibaren ciddi bir ivme kazandığını görebiliyoruz. (l) Peki bu durumun sebepleri neler olabilir?

Biriyle video üzerinden göz teması kurmanın ne kadar zorlayıcı olduğunu fark ettiniz mi? Ekrandaki kişiyle göz teması kurmak için kameramıza bakmak gerekirken o kişiyi algılamak içinse ekranda görüntülediğimiz gözlerine bakmak gerekiyor, ki bunları aynı anda yapmak imkansız! Bu nedenle gözlerimizi sürekli kamera ve ekran arasında gidip gelirken buluyoruz. Bu nedenlerle de daha fazla odaklanma gerektiriyor.

Yüz yüze iletişimde güvendiğimiz yüz ifademiz, ses tonumuz ya da beden dilimiz gibi iletişim ipuçlarını karşıya iletmek adına daha çok enerji tüketiyoruz. Söze başlamadan önce normal şartlarda sergileyebileceğimiz öne eğilme, keskince bir nefes alma ya da göz teması kurma gibi ipuçlarını kullanamadıkça kısa süreli bir sessizliğe de sebep olabiliyoruz. Sohbet esnasında oluşan sessizlik, yüz yüze iletişimde doğal bir ritim yaratırken görüntülü görüşmede daha farklı algılanabiliyor. 2014 yılında telefon ve konferans iletişimi üzerine yapılan bir araştırmada, 1.2 saniyelik bir gecikme dahi karşı tarafa daha az odaklanmış durumda olduğumuzu ya da daha az dostça davrandığımızı hissettirebildiği bulundu. (2) Başka bir açıdansa, bu sessizlik anları zihnimizde internet bağlantımızda bir sorun olup olmadığıyla ilgili bir stres de oluşturabiliyor.

Diğer yandan, hiç duraksamadan aynı kişilerin yüzlerine, büyük ihtimalle oldukça yakın bir açıdan belki de saatlerce bakmak durumda kalıyoruz. Bu durum günlük hayatta sıklıkla karşılaşmadığımız, rahatsız edici ve yorucu olabiliyor.

Kamera karşısında olmak aynı zamanda izlenildiğimizin farkında olmak anlamına geliyor. Herkesin bizi izlediği düşüncesi aslında sosyal bir baskı olarak değerlendirilebilir. Bu durum bizde her an doğru davranma ihtiyacı ya da devamlı performatif olma zorunluluğu hissettirebiliyor. Ekranda kendi yüzlerini göremediğimiz anlardaysa nasıl gözüktüğümüzle ilgili stres yaşayabiliyoruz. Çünkü cana yakın ya da profesyonel gözüküp gözükmediğimizi kontrol etmeye ihtiyaç duyabiliyoruz.

Tüm durumlar bir birey olarak iletişimdeki gücümüzü azalttığından grup sohbetleri, zamanla bizi dahil olmaktan iten bir noktaya getirebiliyor.

 

Yazan: Yonca Fener

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar: 

[1] Schoenenberg, K., Raake, A., Koeppe, J. (May, 2014).  Why are you so slow? – Misattribution of transmission delay to attributes of the conversation partner at the far-end. International Journal of Human-Computer Studies. https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S1071581914000287

[2] Fosslien, L., Duffy, M. W. (April 29, 2020). How to Combat Zoom Fatigue. Harvard Business Review. https://hbr.org/2020/04/how-to-combat-zoom-fatigue

[3] Jiang, M. (April 22, 2020). Video chat is helping us stay employed and connected. But what makes it so tiring – and how can we reduce ‘Zoom fatigue’?. BBC. bbc.com/worklife/article/20200421-why-zoom-video-chats-are-so-exhausting

[4] Callahan, M. (May 11, 2020).   ‘Zoom Fatigue’ is real. Here’s why you’re feeling it, and what can you do about it.  News@Northeastern. https://news.northeastern.edu/2020/05/11/zoom-fatigue-is-real-heres-why-youre-feeling-it-and-what-you-can-do-about-it/