Profesyonel İlişkiler

Öz Sabotaj: Kendimize Yaptığımız 8 Kötülük

Self Sabotage- Lazaro Hurtado (2014)

Çoğumuz “Kişinin en büyük düşmanı kendisidir.” sözünü duymuşuzdur. Bu sözde bahsedilen kişinin zaman zaman kendi yoluna engeller koyarak başarıdan veya amaçlarını gerçekleştirmekten kendi kendini alıkoyması olabilir. “Öz-sabotaj” olarak tanımlanan bu durumla kişiler iş ve eğitim hayatlarında oldukça sık karşılaşabiliyorlar. Çoğu zaman otomatik olarak gerçekleşen kişinin kendi başarılarının önüne kendisinin engel koyması birkaç şekilde gerçekleşebiliyor. Bu yolların farkında olmak ortaya çıkmalarını engellemek için ilk adım. İşte kendimizi sabote ettiğimiz 8 durum:

    1. Herkesi sürekli memnun etmeye çalışmak: Başkalarının zaman zaman yaptığınız işi beğenmeyip hayal kırıklığına uğrayabileceklerini kabul edin. Her zaman herkesi memnun etmek neredeyse imkansız ve bunu sağlamaya çalışmak üstünüzde gereksiz bir baskı oluşturarak performansınızı düşürebiliyor. 
    2. İçgüdüsel düşünmek ve dürtüsel davranmak: İçgüdülere güvenerek kararlar almak ve bu doğrultuda hareket etmek daha kolay ve hızlı bir yol olsa da çoğu zaman hatalar yapmamıza sebep oluyor. Bir karar vermeden önce dürtüleriniz ve mantıklı olan seçim arasındaki ayrımı gözetin. Böylece dürtüsel davranışlarınızı azaltıp daha akılcı davranışlarda bulunabilirsiniz.
    3. Erteleme: Bazen harekete geçmek için her şeyin netleşmesini ve doğru zamanın gelmesini beklemek fırsatların kaçmasına neden olabiliyor. İş hayatında kusursuz netliği yakalamak pek kolay olmuyor. Bu sebeple harekete geçmek için şartların iyileşmesini beklemekten vazgeçin. Yapılması gerekenleri zamanında yaparak daha sonra ortaya çıkabilecek gerginliğin önüne geçebilirsiniz.
    4. Başarısızlık korkusu: Ertelemenin altında yatan sebeplerden biri olan başarısızlık korkusu bir iş için insiyatif almanızı da engelleyebiliyor. Başarısızlıktan kimse hoşlanmaz fakat başarısızlık ısrarla kaçınılması gereken bir şey olmak yerine gelecek için ders çıkarılabilecek bir tecrübe olarak görülebilir. Başarısız olmaktan korktuğunuz için bir işe girmekten çekinmek yerine o işi yapmayı deneyip sonucunu kabullenebilirsiniz. 
    5. Hayatın bir varış yeri olduğuna inanmak: Hayatta bir yere varıp orada kalarak sonsuza kadar mutlu olacağımız inancı istediğimiz noktaya ulaşınca çabalamayı bırakmak anlamına gelebiliyor. Oysa ki hayat bir yolculuk ve sürekli hareket etmek şart. Olduğumuz yerde kalmak bir nevi gerilemek anlamına geliyor. Bu yüzden kendinize bir pozisyona gelmeyi veya istediğiniz arabayı almayı amaç edinmek yerine daima elinizden geleni yapmayı hedef olarak koyabilirsiniz. 
    6. Toksik insanları dinlemek: Sürekli negatif ve mutsuz olan kişiler çoğumuzun hayatında var olmuştur. Bu kişilerin sözlerini önemsediğinizde hayatınıza karışma konusunda daha istekli olabilirler ve sizi de hayata kendileri gibi bakmaya ikna edebilirler. Bu sebeple çevrenizde olumlu ve iyi niyetli insanları bulundurun. Diğerlerinin ne söylediğini ise önemsemeyin.
    7. Kendini suçlama eğilimi: İş hayatında karşımıza çıkan bazı durumlar üzerinde kontrolümüz olmayabiliyor. Örneğin, aldığınız bir riskin dış faktörler sebebiyle kötü sonuçlanması sizin kontrolünüzde olan bir durum değil. Kendi sorumluluğunuzda olmayan ve değiştiremeyeceğiniz, kontrol edemeyeceğiniz şeyler için kendinizi suçlamayın. 
    8. Suçluluk hissi: Bazen tamamen bizim sorumluluğumuzda olan ve düzeltme şansımız olmasına rağmen düzeltmeyi başaramadığımız durumlar da olabiliyor. Bu durumda hissedilen suçluluk duygusunu abartmak ve zamana yaymak kişilerin harekete geçmesini engelliyor. Suçluluk duygusuna takılı kalmak sonraki potansiyel başarı ihtimalini düşürüyor. Bu yüzden hatalarınızdan ders çıkarıp kaldığınız yerden devam edin. 

 

Yazan: Beyzanur Arıcan

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/us/blog/when-disaster-strikes-inside-disaster-psychology/202001/self-sabotage-how-recognize-and-conquer