Romantik İlişkiler

Ayrılık Sonrası Kişisel Gelişim

The Curious Bird Blue – Virginie Cognet

Ayrılık maalesef ki birçoğumuzun hayatının bir döneminde yaşadığı acı bir tecrübe. Bireyler sonlanan bir ilişkinin yeniden diriltilemeyeceğini anladıktan sonra genellikle kendileri ve sosyal çevresindekiler için kabul edilebilir bir ayrılık açıklaması yaparak bu sonlanmış ilişkiyi aşmalarına izin veren anlam oluşturma sürecine giriyorlar4. Romantik ilişkilerimizin zarar görmesinin veya bitmesinin arkasında ise belirli nedenler buluyor. Bu nedenler 4 farklı kategoride inceleniyor3:

  1. Kişisel: kişinin kendi kişisel özellikleri, fiziksel özellikleri, yetenekleri ve inançları (örneğin; bireyin ruh hali)
  2. Partner kaynaklı: partnerin kişisel özellikleri, fiziksel özellikleri, yetenekleri ve inançları (örneğin; partnerin duyarsızlığı)
  3. Çevresel: ilişkinin bozulmasına neden olabilecek çevresel faktörler (iş stresi gibi)
  4. İlişkisel: kişinin ve partnerinin bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan problemler (iletişim sorunu gibi)

Ayrılığın nedenlerini kategorize edip basit bir düzeye indirgeyebilsek de hissettirdiği duygular ile birlikte yaşayabilmek bizim için o kadar da kolay olmuyor. Öyle ki telefon anketleriyle yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada ayrılık en kötü travmatik olaylardan biri olarak yerini alıyor6. Hatta birçok insan ayrılık sonrasında kaçınma davranışı ve istenmeyen düşünceler gibi travma sonrası stres bozukluğunun semptomlarını gösterebiliyor3. Yine de ayrılığı sadece olumsuz bir olay olarak görmemek mümkündür.

Travma sonrası veya stresle ilişkili büyüme teorisi (post-traumatic growth), bireylerin stresli durumlardan yarar sağlayabileceklerini ve bu durumların ardından pozitif bir şekilde gelişebileceklerini varsayıyor4. Bu teori aynı zamanda bireyler rahatsız bir durumda ve stres yaşarken bu yüksek risk karşısında direnç sergilediklerinde anlamlı değişimin meydana geleceğini varsayıyor2. Ayrıca yaşanan sıkıntılı deneyimin bizi olayı anlamlandırmaya çalışmaya (anlam oluşturma) ve deneyimdeki faydaları veya pozitif sonuçları aramaya (fayda bulma) yönlendirdiği düşünülüyor3.

Bazı insanlar ise ayrılıktan sonra kriz olarak değerlendirdikleri bir durum hiç yaşamıyor veya çok az yaşıyorlar. Bu kriz duygusunun olmaması bireylerin büyük olasılıkla ne sıkıntı hissedecekleri ne de bu ayrılıktan bir fayda bulacakları anlamına geliyor3. Bir çalışmaya göre kadınların strese bağlı büyüme konusunda erkeklere göre daha fazla gelişim gösterdikleri görülürken ayrılık acısı çekme bakımından bir cinsiyet farklılığı bulunmuyor4. Strese bağlı büyümenin kadınlarda daha büyük bir gelişimle sonuçlanması iki şekilde açıklanıyor: Yakınlık kurdukları bir ilişkinin bozulmasının ardından kadınların gelecekteki ilişkilerini nasıl iyileştireceklerini dikkatli bir biçimde kritik etme olasılıkları daha yüksek olabiliyor4. Bir olasılık da kadınların ilişkideki düşüşü daha erken tahmin edebilmeleri ve bu nedenle ayrılığa hazırlıkta destekleyici sosyal ağlar kurma gibi olumlu değişiklikler yapmaya başlayabilmeleri oluyor4.

Bir çalışma ise bağlanma stillerine göre kaygılı bağlananların ayrılık acısını kişisel gelişime dönüştürme olasılıklarının daha yüksek olduğunu ve kaçıngan bağlananlarda bu olasılığın daha düşük olduğunu gösteriyor1. Bir sonraki ilişkisinde de başarısız olacağı korkusu, kaygılı bağlanan kişileri geçmiş ilişkilerindeki hataları üzerine düşünmeye ve yeni ilişkilerini daha iyi sürdürmek için yeni beceriler geliştirmeye motive edebiliyor1. Kaçıngan bağlanan kişilerin ise fizyolojik düzensizliğini azaltan ve duygusal iyileşmesini sağlayan bir deaktivasyon sistemi bulunuyor. Bu sistem duygusal iyileşmeyi kolaylaştırsa da  anlamlı bir açıklama ve kişinin hayatında olumlu değişiklikler geliştirmesine katkı sağlayamayabiliyor1.

Araştırma sonuçlarına göre ayrılıktan sonra bireylerin kişisel özelliklerinde (daha öz güvenli hissetmek ve bağımsızlık hissi duymak), ilişki sürdürme davranışlarında (daha iyi iletişim becerilerine sahip olmak), çevreleriyle ilişkilerinde (arkadaşlar ve aile ile daha iyi ilişkiler geliştirmek, okula veya işe daha fazla odaklanmak) ve gelecekteki romantik partnerlerinden beklentilerinde gelişmeler olduğu görülüyor1. Bir başka çalışmada ise derinlemesine röportaj yoluyla 11 Kanadalı üniversite öğrencisiyle görüşülüyor2. Öğrenciler, ayrılmanın bir sonucu olarak meydana gelen çok sayıda olumlu değişiklik bildiriyorlar2. Bu olumlu değişiklikler; gelecekteki romantik ilişkiler için ders edinmeyi, dayanıklılık (resilience) oluşturmayı ve içgörü kazanmayı içeriyor2.

Ayrılık sonrası büyüme; ilişkinin kaybedilmesinden dolayı yas tutmayı, eski partnerlerle aradaki mesafeyi korumayı ve ayrılık deneyimlerinin iyi yönünü bulmayı içeren döngüsel bir süreç yoluyla sağlanıyor2. Bir ayrılığı tecrübe etmek; başa çıkma stratejilerini geliştirmek, romantik bir partnerden ne istediğini ve istemediğini öğrenmek ve hayal kırıklığı toleransı oluşturmak için bir fırsat olabiliyor2. Ayrılıktan sonra bu tecrübeden fayda sağlayacak olan kişilerin ayrılıktan daha çok etkilenen -örneğin istem dışı düşünceler ve kaçınma davranışı gibi travma sonrası semptomlar gösteren – kişiler olduğu gözlemleniyor3.

Kişinin gelişimine katkı sağlayan bir diğer faktör de öz şefkat sahibi olmak. Öz şefkat, kişinin bir hata ve başarısızlıkla karşılaştığında empatiyi kendine doğru yöneltmesi anlamına geliyor. Öz şefkat birbiriyle alakalı 3 bileşenden oluşuyor: öz nezaket, ortak insanlık algısı ve farkındalık. Öz nezaket, kişinin başarısızlıklarına karşı yargılayıcı bir tutumdan ziyade şefkatli ve ilgili bir tutum uygulama eğilimini gösteriyor. Ortak insanlık algısı, hata yapmanın “insan” olmanın bir göstergesi ve gereği olduğunu ve çekilen acının başkaları tarafından da paylaşıldığını fark edebilmek anlamına geliyor. Farkındalık ise kişinin başarısızlığına karşı dengeli bir yaklaşım benimsemesini ve acısını açık bir zihniyetle gözlemlemesini gerektiriyor5.  Ayrılıktan sonra kişinin yeniden romantik bir ilişki kurabileceğine olan inancı iyileşme sürecinin adaptif bir parçasını oluşturuyor5. Bir araştırmaya göre ayrılığın sorumluluğunu kendilerine atfeden öz şefkatlı insanların daha az öz şefkat gösteren kişilere kıyasla yeniden bir ilişkiye girebileceklerine olan inançlarında daha az düşüş oluyor. Ayrıca bu kişiler kendilerine daha az şefkat gösteren kişilere kıyasla gelecekteki romantik ilişkileriyle ilgili daha fazla kişisel gelişim motivasyonu bildiriyorlar5. Mevcut bulgular, kişinin kendisine karşı daha fazla şefkat göstermesinin ayrılıktan sonra duruma daha hızlı uyum sağlamasını ve ayrılığın o kişinin gelişimine katkı sağlayabileceğini gösteriyor5.

Özetlemek gerekirse ayrılık her ne kadar acı bir tecrübe olsa da beraberinde getirdiği stres gelişimimiz için bir fırsat olabiliyor. Yaşadığımız tecrübelerden bir anlam çıkarmak ve kendimize karşı şefkatli olmak kötü bir tecrübeden iyi bir sonuç elde etmemizi sağlayabiliyor. Aynı zamanda bazı araştırmalarda bireylerin bir ayrılıkla ilgili hissedecekleri sıkıntı miktarını abartma eğiliminde oldukları ve bu sıkıntının zamanla azalma eğiliminde olduğu bulunuyor2. Ayrıca insanlar zorluklarla başa çıkma konusunda beklediklerinden daha dirençli olma eğilimi gösteriyorlar5. Yaşadığımız anda çektiğimiz acı ne kadar güçlü olsa da ve bu acıyla nasıl baş edeceğimiz konusunda bir fikrimiz olmasa da bu acının bir noktada geçeceğini ve bu tecrübenin sonunda bize öğreteceklerini düşünmek iyileşmemizi kolaylaştırabilir.

 

Yazan: Rumeysa Can

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar:

[1] Marshall, T. C., Bejanyan, K., & Ferenczi, N. (2013). Attachment styles and personal growth following romantic breakups: the mediating roles of distress, rumination, and tendency to rebound. PloS one8(9), e75161. doi:10.1371/journal.pone.0075161

[2] Norona, J.C., & Olmstead, S.B. (2017), “The Aftermath of Dating Relationship Dissolution in Emerging Adulthood: A Review”, Intimate Relationships and Social Change, 11, 237-261. doi:10.1108/S1530-353520170000011011

[3] Samios, C., Henson, D. F., & Simpson, H. (2014). Benefit finding and psychological adjustment following a non-marital relationship break-up. Journal of Relationships Research5, 1-8. doi: 10.1017/jrr.2014.6

[4] Tashiro, T., & Frazier, P. (2003). “I’ll never be in a relationship like that again”: Personal growth following romantic relationship breakups. Personal Relationships, 10(1), 113–128. doi: 10.1111/1475-6811.00039

[5] Zhang , J. W., & Chen, S. (2017). Self-compassion promotes positive adjustment for people who attribute responsibility of a romantic breakup to themselves. Self and Identity, 16(6), 732-759. doi: 10.1080/15298868.2017.1305985