Arkadaşlık İlişkileri

İleri Yaşta Sosyal Ağlar ve Yaş Ayrımcılığı

ileri yaş - david hockney, my parents, 1977
David Hockney – My Parents (1977)

Çocukluk anılarımızı düşündüğümüzde sarıldığımız en şefkatli kolların belki de büyükannelerimize ait olduğunu hatırlamak çoğumuzun içini ısıtan bir durum. Hepimizin hayatında çok değer verdiği ve ileri yaşta olan insanlar bulunuyor. Bazılarımız için bu kişiler büyükanne ve büyükbabalarımız, bazılarımız için ise apartmanımızdaki komşu teyze ve amcalar olabiliyor. Bu kişilerin bizimle paylaştıkları hayat deneyimleri ve öğütler bazen yıllarca kulağımızdan gitmiyor. Aslında onlarla kurduğumuz olumlu ilişkiler bizim için olduğu kadar onlar için de faydalı olabiliyor. Sosyal dışlanmanın üzerimizdeki olumsuz etkilerinden ve sosyal dışlanma ile başa çıkma yollarından önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Bu yazımızda da ileri yaştaki kişilerin yaşadığı sosyal dışlanmaya ve bu durumun sebepleri ve sonuçlarına değineceğiz.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte kişilerin sosyal etkileşimden uzak kalmasının birkaç temel sebebi olduğu düşünülüyor. Bu duruma önüne geçme ihtimalimizin kısıtlı olduğu bazı yaşantılar, sosyal dışlanma ve yaşlıların tercihleri neden olabiliyor. Kişilerin yaş aldıkça edindikleri olumsuz tecrübeler iyilik hallerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Örneğin, emeklilik sonucunda iş yerindeki sosyal ağların kaybı, uzun yıllardır birlikte olunan eşin vefat etmesi, çocukların kendi hayatlarını sürdürmek üzere başka bir ülkeye taşınmaları ve ebeveynlerinden fiziksel olarak ayrılmaları gibi durumlar ileri yaştaki insanların sahip olduğu sosyal ilişkilerin azalmasına ve stres seviyelerinin artmasına sebep olabiliyor1. Ayrıca, kronik hastalıkların ve bazı fiziksel engellerin ortaya çıkmasıyla birlikte yaşlılar sosyal etkileşimden mahrum kalabiliyorlar1.

Benzer şekilde sosyal dışlanmaya uğramak da yaşlı kişilerin iyilik halini olumsuz etkiliyor. Bu kişilerin tecrübe ettiği sosyal dışlanmanın en temel sebebi toplumun bu kişilere karşı takındığı olumsuz tutum2. “Yaş ayrımcılığı” olarak adlandırılan kavram, kişilere yaşlarından dolayı sergilenen bir ayrımcılık biçimi olarak tanımlanıyor2. Yapılan araştırmalar, yaş ayrımcılığının birçok ülkede yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor3. Yaş ayrımcılığı kavramının ortaya atılmasından kısa bir süre sonra yapılan bir çalışmaya göre, yaşlıların en sık yaşadığı ayrımcılık yaşlarıyla alakalı kötü şakalara maruz kalma, ciddiye alınmama ve yok sayılma, daha genç kişiler tarafından patronluk taslanma, itibarsızlaştırma ve saygısızlık olarak sıralanıyor3. Aynı araştırmacıların yaptığı başka bir çalışma ise kadınların erkeklere kıyasla yaşlılarla ilgili olumlu ifadeleri daha fazla desteklediklerini gösteriyor4. Bazı araştırmacılar tarafından geliştirilen ve kuşaklar arası gerilimi ölçmeyi amaçlayan bir ölçekte ise daha genç yaştaki kişilerin “Yaşlılar gençler için uygun olan yerlerde zaman geçirmemeli” ve “Yaşlı kişiler sağlık sistemi ve ekonomi için büyük bir yük” gibi ifadeleri daha çok destekledikleri sonucuna varılıyor5.

Yaş ayrımcılığı ileri yaştaki kişilerin sağlığı için bir tehlike oluşturuyor6. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, yaş ayrımcılığının yaşlılar için kronik stres faktörü oluşturduğunu ve yaş ayrımcılığına maruz kalmanın yaşlılarının hastalık ve ölüm oranlarını olumsuz yönde etkilediğini vurguluyor6.  Yaşlı kişilerin bilişsel becerileri de yaş ayrımcılığından etkilenebiliyor. Sosyal dışlanmanın psikososyal sonuçları olarak ise yalnızlık hissi ve depresyon öne çıkıyor. Bununla bağlantılı olarak, yalnızlık hissi arttıkça yaşlıların Alzheimer hastalığına yakalanma riski de artıyor. Yaşlanmanın olumlu bir durum olarak görülmesi ise ileri yaştaki kişiler için daha iyi bir sağlık durumunu ve fiziksel aktiviteleri sürdürmede daha yüksek bir yeterlilik hissini beraberinde getiriyor7.

Yaşlıların sosyal ilişkilerinin azalmasındaki diğer bir sebep de kendi tercihlerinin bu yönde olması olabilir. Bazı araştırmacıların  Bu düşünce sosyal faydayı ön plana almalarına ve riskten kaçınmalarına neden oluyor. Sonuç olarak, bu kişiler ilişkilerinde daha seçici olabiliyorlar ve kendileri için en cazip ilişkilere yatırım yaparken olumsuz sonuçlanabilecek ilişkilerden uzak duruyorlar8. Bu sebeple, sosyal ilişkilerde ilerleyen yaşla birlikte görülen azalma olumsuz bir şey olmak yerine sadece daha faydalı ve değerli ilişkilere yatırım yapıldığının da bir işareti sayılabilir8.

 

Yazan: Beyzanur Arıcan

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar:

  1. Evans, G. W., Wethington, E., Coleman, M., Worms, M., & Frongillo, E. A. (2008). Income health inequalities among older persons. Journal of Aging and Health, 20(1), 107–125.
  2. Butler, R. N. (1969). Age-ism: Another form of bigotry. The Gerontologist, 9(4 part 1), 243–246.
  3. Riva, P., & Eck, J. (2018). Social exclusion: psychological approaches to understanding and reducing its impact. Basel: Springer Nature.
  4. Cherry, K. E., & Palmore, E. (2008). Relating to older people evaluation (ROPE): A measure of self-reported ageism. Educational Gerontology, 34(10), 849–861.
  5. North, M. S., & Fiske, S. T. (2013). A prescriptive intergenerational-tension ageism scale: Succession, identity, and consumption (SIC). Psychological Assessment, 25(3), 706–713.
  6. Allen, J. O. (2015). Ageism as a risk factor for chronic disease. The Gerontologist, 56(4), 610–614. doi: 10.1093/geront/gnu158
  7. Emile, M., D’Arripe-Longueville, F., Cheval, B., Amato, M., & Chalabaev, A. (2014). An ego depletion account of aging stereotypes’ effects on health-related variables. The Journals of Gerontology Series B: Psychological Sciences and Social Sciences, 70(6), 876–885.
  8. Carstensen, L. L., Fung, X., & Charles, S. T. (2003). Socioemotional selectivity theory and the regulation of emotion in the second half of life. Motivation and Emotion, 27, 103–123.