Yakın İlişkiler Öneriyor

Arkadaşlık Filmleri: İçinizi Isıtacak Dostluk Temalı Filmler

arkadaslik konulu filmler- the breakfast club
The Breakfast Club, 1985

1991 yapımı Fried Green Tomatoes filminde Ninny karakteri şöyle der: “Hayatın sırrını keşfettim: arkadaşlar. En yakın arkadaşlar!” Ninny’nin de dile getirdiği gibi, sahip olduğumuz en önemli sosyal bağlardan biri arkadaşlık ilişkilerimizdir. Beyaz perde de yıllar boyunca en sıcak dostluk ilişkilerine ev sahipliği yapmıştır. Bu doğrultuda sizler için mutlaka izlenmesi gereken dostluk temalı filmleri listeledik.

The Breakfast Club, 1985 (IMDb: 7,9)

Arkadaşlık dendiğinde bir neslin aklına gelen ilk film: The Breakfast Club. 1980’lerin en ikonik gençlik filmlerinden biri olan The Breakfast Club, tek ortak noktaları aynı gün okulda cezaya kalmaları olan bir grup lise öğrencisinin aralarında yeşeren arkadaşlığı işliyor. Okulun popüler prensesi Claire, atletik Andrew, oldukça zeki Brian, “çatlak” olarak nitelendirilen Allison ve herkesin uzak durmak istediği suçlu John Bender… Birbirleri ile hiçbir alakası olmayan bu beş öğrenci, bir cumartesi günü okulda cezaya kalırlar ve hiç beklenmedik bir dostluğun inşası başlar. Birbirine tamamen yabancı beş kişinin birbirini tanıma ve kabul etme hikayesini anlatan film, gençler üzerinden ahlaki sorgulamalarda bulunuyor; izleyicisini ön yargılarını geride bırakmaya ve toplumsal normları yeniden düşünmeye itiyor.

Me and Earl and the Dying Girl, 2015 (IMDb: 7,7)

Amerikalı yönetmen Alfonso Gomez-Rejon’un yönettiği film, son zamanlarda çekilen bağımsız Amerikan gençlik filmlerinin en başarılı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Senaryosunun yazar Jesse Andrews’un imzasını taşıdığı film, 2015 Sundance Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ve Seyirci Ödülü ile dönmüştü.

Filmin konusu birbirinden oldukça farklı üç gencin kesişen yollarını ve beklenmedik arkadaşlıklarını içeriyor. Çeşitli sosyal çevrelere girip çıkan lise son sınıf öğrencisi Greg’in tek gerçek arkadaşı Earl’dür. Greg ve Earl, birlikte klasik filmlerin ufak çaplı parodilerini çekerler. Greg, ailesinin zorlaması ile neredeyse hiç konuşmadığı okul arkadaşı Rachel ile arkadaşlık etmeye başlar. Kendisine kısa süre önce lösemi tanısı konulan Rachel ile Greg arasında giderek samimileşen bir arkadaşlık kurulur. Kemoterapiye başlayan Rachel için kolları sıvayan Greg ve Earl, onun adına bir film yapmaya hazırlanırlar.

The Perks of Being a Wallflower, 2012 (IMDb: 8,0)

2000’ler sinemasının en beğenilen yapımlarından biri, dilimize çevrilen adıyla Saksı Olmanın Faydaları. Amerikalı roman yazarı Stephen Chbosky’nin kendi kitabını, yönetmenliğini de üstlenerek sinemaya uyarladığı film, bir dostluk ve büyüme hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.

Film, birbirinden tamamen farklı karakterlerdeki üç kişinin sıra dışı dostluğunu anlatıyor. En yakın arkadaşının intihar etmesiyle oldukça yalnız kalan Charlie, bir yandan iç dünyasındaki sorunlarla boğuşurken diğer yandan yeni başladığı lisesine adapte olmaya çalışmaktadır. Aynı lisede son sınıf öğrencisi olan iki kardeş Sam ve Patrick ise yerlerinde duramayan, deli dolu ve her daim hayattan keyif almasını bilen kişilerdir. Charlie ile yolları kesişen bu iki kardeş, onu yalnızlığından kurtararak hayatlarına dahil edecek ve ona gerçek dünyayı tanıtacaklardır. Öte yandan kadınlarla erkeklerin arkadaş olup olamayacağına da odaklanan film, izleyenlere keyifli bir seyir sunuyor.

Stand by Me, 1986 (IMDb: 8,1)

Meşhur korku romanı yazarı Stephen King’in The Body adlı eserinden sinemaya uyarlanan film, King’in kendi çocukluğundan izler taşıyor. Bir yazar olan Gordie Lachance’nın gözünden anlatılan film, kayıp bir çocuğun cesedini aramak için yola düşen bir grup çocuğun macerasını konu ediniyor. 1950’lerde, küçük bir Amerikan kasabası bir cinayet haberi ile sarsılır: Oregon ormanlığında küçük bir çocuğun cesedi bulunmuştur. Kasabanın çocukları ve yakın arkadaş olan Gordie, Chris, Teddy ve Vern cesedin bulunduğu yere doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında giderek yakınlaşan çocuklar, birbirleri hakkındaki sırları keşfedecek ve bunun sonucunda uzun soluklu bir dostluğa atılacaklardır.

The Sisterhood of the Traveling Pants, 2005 (IMDb: 6,5)

Kadrosunda birbirinden yetenekli oyunculara yer veren film, birden fazla başrolü ve bakış açısıyla dostluk temasına sıra dışı bir anlatımla yaklaşıyor. Birbirlerinin en yakın arkadaşları olan Tibby, Lena, Carmen ve Bridget, gençlik dönemlerinin bitmeye yaklaşmasıyla bir yol ayrımındadırlar. Her biri kendilerine farklı bir yol çizen ve hatta kimisi farklı bir ülkeye taşınan bu dört arkadaş, bir gün tesadüf eseri onları birbirlerine bağlayabilecek bir şey keşfederler: her biri farklı bir bedene sahip bu dört arkadaşın hepsine tam uyum sağlayan bir kot pantolon. Pantolonu dönüşümlü olarak giymeye karar veren sıkı dostlar, bu şekilde temas halinde kalmaya devam edeceklerdir. Pantolon el değiştirdikçe arkadaşların arasında paylaşım da artar ve dostlukları gelişir.

Zorba The Greek, 1964 (IMDb: 7,7)

Sinemanın klasikleri arasında yer alan Zorba the Greek, Nikos Kazancakis’in 1946’da yayınlanan aynı isimli romanından uyarlanıyor. Michael Cacoyannis yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılan filmin başrolünde ise kendisine Oscar kazandıran oyunculuğu ile Anthony Quinn yer alıyor. Yazar Kazancakis hikayeyi bir arkadaşlık ve kişisel özgürlüğü bulma hikayesinin ötesinde tanımlıyor; hikayeyi toplumsal mesajlar üzerine kuruyor.

Hayattan çok beklentisi olmayan İngiliz yazar Basil’e Girit’te bir maden ocağı miras kalır. Hayatına sıfırdan başlama umuduyla adaya gelen Basil, burada orta yaşlı bir Yunan olan Alexis Zorba ile tanışır. Zorba, hayatı aşırı uçlarda yaşayan kaba fakat yaşamaya dair büyük bir tutku duyan biridir. Zorba’nın himayesine giren Basil, onun sayesinde Yunanlıların dünyevi zevklerini keşfeder. Tüm bu süreç, Basil ile Zorba arasında da bir arkadaşlık ilişkisi geliştirir.

 

Yazan: Sena Kirezçik

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök