Erken Çocukluk İlişkileri Romantik İlişkiler

Neden Ebeveynlerimize Benzeyen İnsanlardan Etkileniriz?

 

10962408074_ff3a7d9692_b
Pablo Picasso – La Vie (1903)

Hiç ebeveynlerinize benzeyen birinden hoşlandınız mı? Çekim duyduğumuz kişilerin bizi yetiştiren insanlara fiziksel olarak ya da karakter yönünden benzemeleri sık rastladığımız bir durum. Freud’un aslında ebeveynlerimize duyduğumuz aşkı potansiyel partnerlerimize yönlendirdiğimiz fikrinden (Oedipus kompleksi) bu yana birçok araştırma hipotezler oluşturdu, bu hipotezlerin bazıları çürütüldü ve aslında bu alan hala araştırmacılar için tam olarak keşfedilmemiş topraklar barındırıyor. Hem psikoloji hem de etoloji (hayvan davranışlarını inceleyen zoolojinin alt dalı) alanlarında bu konuyla ilgili araştırmalar devam ediyor. Peki güncel ilişki bilimi literatürü bize bu konuda neler söylüyor?

Birine karşı fiziksel bir çekim hissetmek bizi ona yaklaşmaya iten en önemli etkenlerden biri. Bu durum aynı zamanda o kişiyle bir bağ kurmamızın da öncül adımlarından biri olması açısından önem taşıyor. Araştırmalara göre, evrensel fiziksel çekicilik kriterlerinin yanı sıra, kişisel beğenilerimiz de bilinçli seçimlerimizin eseri değil ve büyük ölçüde bizi yetiştiren kişilere göre şekilleniyor. Örneğin, ebeveynlerimizinkine benzer göz ve saç rengine sahip partnerler seçmeye meyilliz1. Bizi yetiştiren kişilere benzer etnik kökene sahip insanlar bize daha çekici geliyor2. Heteroseksüel kadınlarla yapılmış bir araştırmaya göre, kadınların çekici buldukları vücut tüylülük oranın dahi babalarınınkiyle uyumlu olduğu ortaya çıkıyor3. Bunun yanı sıra, ebeveynleri daha ileri yaşta çocuk sahibi olan bireyler yetişkinliklerinde daha yaşlı insanları çekici buluyor4. Üstelik karakter olarak da ebeveynlerimize benzer insanlardan hoşlanmaya daha yatkın oluyoruz5. Aynı şekilde, davranış modelleri açısından da ebeveynlerimize benzeyen insanları tercih edebiliyoruz. Örneğin, küçük yaşta sigara içen ebeveyne sahip insanlar ileri dönemde sigara içen insanları çekici bulmaya eğilimli oluyorlar6. Üstelik kendilerinin sigara içme alışkanlıklarının bu konu ile bir ilgisi bulunmuyor.

Zihnimizde ilişkilenmeye dair çoğu imgelem ilk olarak bizi yetiştiren insanlar üzerinden oluştuğu için, bağ kurmaya meyilli olduğumuz insanların kişiliklerinin ebeveynlerimize benzemesi beklenen bir durum. Kurduğumuz ilk bağ, ilk yakın ilişkimiz ve ilk iletişimimiz bizi yetiştiren kişilerleydi. İlk aşkımızın zihnimizinde belli kalıplar oluşturma gücünden bahsetmişken, bizi yetiştiren insanların zihnimizdeki tasvirleri ve kodları yaratmış olması reddedilemez hale geliyor. Bu bulgu birçok araştırmayla da destekleniyor7. Ebeveynimize karakter olarak benzer biri hayatımıza girdiğinde ebeveynimizin zihinsel temsili aktive oluyor ve bunu istemsizce yeni tanıştığımız kişiye aktarıyoruz8,9. Öte yandan örtük bellek denilen bilinçdışı kaydettiğimiz anılar da duygu merkezini harekete geçirebiliyor. Yani sevgi duygusunu deneyimlemeyi öğrenirken ebeveynimizin davranış ve özelliklerini bu durumla eşleştirdiğimiz için, benzer durumlara maruz kaldığımızda belleğimiz duygularımızı da yüzeye çıkarıyor. Böylece önceden ebeveynimizle kurulan bağ, potansiyel bir partner ile etkileşimde bulunmamızı ve bağ kurmamızı kolaylaştırıyor10.

Bizi yetiştirenler gibi davranan insanlarla beraber olma eğiliminin bir sebebi de bizimle aynı bağlanma stiline sahip kişilerle beraber olmayı tercih etmemiz. Bağlanma türlerimiz erken çocuklukta bizimle ilgilenen kişiyle deneyimlerimize dayandığı için ileride de bağ kurarken öğrendiğimiz modele cevap verilmesini bekliyoruz. Bu sebeple aynı şekilde bağlanan insanlarla beraber olmaya yatkın olmanın yanı sıra ideal partnerler adaylarımızı hayal ederken bile böyle seçenekler bize daha çekici geliyor. Örneğin annesini soğuk ve dengesiz tanımlayan biri ilişkisel anksiyeteye sahip biriyle beraber olmaya daha yatkın oluyor11. Başka bir araştırmaya göre de katılımcılar güvenli bağ kurabilen kişilerle eşleşmeye daha istekli olsalar dahi kendi bağlanma stillerine sahip insanlara karşı daha yoğun romantik duygular besliyorlar12. Partner tercihleri üzerine yapılan araştırmaların yanında var olan ilişkiler üzerine yapılan uzun vadeli araştırmalar da aynı sonucu ortaya koyuyor. Örneğin erken çocukluk döneminde anneleriyle güvenli bağ kuran çocukların 20 yaşına geldiklerinde partnerleriyle kurdukları ilişkiler incelendiğinde bu kişilerin güvenli bir bağ kurmuş olma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğu gözlemleniyor13.

Ebeveynlerimize benzeyen insanları neden daha çekici buluyoruz sorusunun bir başka cevabı da aşinalık kavramı ile ilgili. Hepimiz bilinç düzeyinde aşina olduğumuz insanları, objeleri ve durumları tercih ediyoruz14. Aşina olduğumuz insanlara daha kolay güvenebiliyoruz çünkü zaman içerisinde onların bir tehdit oluşturmadığını öğrenmiş oluyoruz.  Aşinalığın çekimi artırmasının bir başka sebebinin “algısal akıcılık” olduğu düşünülüyor. Sık maruz kaldığımız uyaranların daha kolay algılanabilmesi ve zihnimize işlenmesi, onları daha tercih edilir kılıyor. Bu durum yanlışlıkla beğenilebilirlik olarak değerlendiriliyor. Sonuçta ebeveynimizi andıran biri için süreçler çok daha akıcı ilerliyor ve ilişkiye veya bağ kurmaya giden yollar çok daha kolay açılıyor15.

Erken çocukluk deneyimlerimizin fiziksel olarak çekici bulduğumuz kriterler üzerindeki etkisinin bir başka açıklaması ise cinsel basımlama (sexual imprinting) olgusu. Buna göre, insanların ve hayvanların partner tercihleri erken çocukluktaki hassas dönemde edindikleri sosyal deneyimlerin etkisiyle oluşuyor. Hayvanlarda da sıklıkla gözlemlenen bu olguyu ilk ortaya çıkaran araştırmacılardan biri olan Lorenz, insanlar tarafından yetiştirilen kazların cinsel olgunluğa eriştikleri zaman diğer kazlar yerine insanlara kur yaptıklarını buluyor16. Daha yeni araştırmalar da keçilerden bıldırcınlara birçok hayvan türünün yetişkinliklerinde kendi türleri yerine onları büyüten farklı türden hayvanlara kur yaptığını kanıtlıyor17.

Cinsel basımlama olgusu aslında partner tercihlerimizi kimleri tercih etmeyeceğimizi belirlemesi açısından etkiliyor. Westermarck etkisi olarak da adlandırılan ters cinsel basımlama, bireylerin çocukken yakın fiziksel temasta yaşadığı diğer bireylere karşı çekim hissetmemesine yol açıyor17. Yani cinsel basımlama hangi özellikleri seçeceğimizi belirlerken ters cinsel basımlama kimleri seçmeyeceğimizi etkiliyor. Bu evrimsel mekanizmanın sayesinde ensest ilişki ve hastalıkların sonraki jenerasyonlara aktarılması engelleniyor18. Bu optimal mekanizmanın işleyişi sayesinde ebeveynlerimize benzeyen ama onlarınkiyle birebir aynı olmayan yüzler en beğendiklerimiz oluyor.

Tüm bu araştırmaları değerlendirdiğimizde ebeveynlerimizin karakteristik özelliklerini partnerlerimizde ne kadar çok aradığımız gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu noktada, ebeveynlerimizin çok da sevmediğimiz özelliklerini reddetmek veya hayatımıza onlara benzer birini sokmak ile ilgili karamsarlığa girmek yerine o özelliğin olumlu olarak nasıl var olabileceğini bulabilmemiz önemli. Çünkü aynı duygu ebeveynimizle ilgili olumsuz olarak kodladığımız bir şey iken partnerimizin çok sevdiğimiz bir özelliği olabilir. Sonuçta karakter özellikleri aslında bizim onları nasıl ürettiğimiz ve değerlendirdiğimizle anlam kazanıyor. Bir tavrı iyi veya kötü olarak etiketlemek yerine, bu tavrın başka birinde ve başka bir bağlamda nasıl işlevsel ve olumlu bir özelliğe dönüştüğünü aramakta fayda olabilir.

 

Yazan: Hazal Akkın & Dr. Gizem Sürenkök

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar:

[1] Little, A. C., Penton-Voak, I. S., Burt, D. M., & Perrett, D. I. (2003). Investigating an imprinting-like phenomenon in humans: Partners and opposite-sex parents have similar hair and eye colour. Evolution and Human Behavior, 24, 43–51.

[2] Heffernan, M. E., Chong, J. Y., & Fraley, R. C. (2019). Are People Attracted to Others Who Resemble Their Opposite-Sex Parents? An Examination of Mate Preferences and Parental Ethnicity Among Biracial Individuals. Social Psychological and Personality Science, 10(7), 856-863.

[3] Rantala, M. J., Polkki, M., & Rantala, L. M. (2010). Preference for human male body hair changes across the menstrual cycle and menopause. Behavioral Ecology, 21, 419–423.

[4] Heffernan, M. E., & Fraley, R. C. (2013). Do early caregiving experiences shape what people find attractive in adulthood? Evidence from a study on parental age. Journal of Research in Personality, 47(4), 364-368.

[5] Gyuris, P., Járai, R., & Bereczkei, T. (2010). The effect of childhood experiences on mate choice in personality traits: Homogamy and sexual imprinting. Personality and Individual Differences, 49(5), 467-472.

[6] Aronsson, H., Lind, J., Ghirlanda, S., & Enquist, M. (2011). Parental influences on sexual preferences: The case of attraction to smoking. Journal of Evolutionary Psychology, 9,21–41.

[7] Zayas, V., Mischel, W., Shoda, Y., & Aber, J. L. (2011). Roots of adult attachment: Maternal caregiving at 18 months predicts adult peer and partner attachment. Social Psychological and Personality Science, 2(3), 289-297.

[8] Kraus, M. W., & Chen, S. (2010). Facial-feature resemblance elicits the transference effect. Psychological Science, 21, 518–522.

[9] Günaydin, G., Zayas, V., Selcuk, E., & Hazan, C. (2012). I like you but I don’t know why: Objective facial resemblance to significant others influences snap judgments. Journal of Experimental Social Psychology, 48, 350–353.

[10] Vukovic, J., Boothroyd, L. G., Meins, E., & Burt, D. M. (2015). Concurrent parent–child relationship quality is associated with an imprinting-like effect in children’s facial preferences. Evolution and Human Behavior, 36(4), 331-336.

[11] Collins, N. L., & Read, S. J. (1990). Adult attachment, working models, and relationship quality in dating couples. Journal of Personality and Social Psychology, 58(4), 644–663.

[12] Baldwin, M. W., Keelan, J. P. R., Fehr, B., Enns, V., & Koh-Rangarajoo, E. (1996). Social-cognitive conceptualization of attachment working models: Availability and accessibility effects. Journal of Personality and Social Psychology, 71(1), 94–109.

[13] Roisman, G. I., Collins, W. A., Sroufe, L. A., & Egeland, B. (2005). Predictors of young adults’ representations of and behavior in their current romantic relationship: Prospective tests of the prototype hypothesis. Attachment and Human Development, 7, 105–121.

[14] Zajonc, R. B. (1968). Attitudinal effects of mere exposure. Journal of Personality and Social Psychology, 9, 1–27.

[15] Heffernan, M. E., & Fraley, R. C. (2015). How early experiences shape attraction, partner preferences, and attachment dynamics. In V. Zayas & C. Hazan (Eds.), Bases of adult attachment: From brain to bind to behavior. New York, NY: Springer.

[16] Lorenz, K. Z. (1970). Studies in animal and human behavior (Vol. 1). Cambridge: Harvard University Press.

[17] Rantala, M. J., & Marcinkowska, U. M. (2011). The role of sexual imprinting and the Westermarck effect in mate choice in humans. Behavioral Ecology and Sociobiology, 65(5), 859-873.

[18] Lieberman, D., & Symons, D. (1998). Sibling incest avoidance: From Westermarck to Wolf. Quarterly Review of Biology, 73,463–466.