Romantik İlişkiler

Kendini Affetmenin İlişkilere Olan Etkisi

iliskide kendini affetmek
The Window – John Koch (1947)

Bir önceki yazımızda kendimizi affetmenin ilişkili olduğu kişilik özelliklerinden bahsetmiştik. Bu özellikleri mükemmeliyetçilik duygusu, narsisizm, empati kurabilme yeteneği, kıskançlık, beş büyük faktör kuramı, psikolojik olarak iyi olma hali, din ve cinsiyet olarak sıralamıştık. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, kendini affetmek kişinin sorumluluklarını kabul ederek kendine olan kinini veya nefretini azaltan ve kendine olan sevgisini artıran psikolojik bir süreç1. Bu süreç bizim kendimize saygımızı ve pozitif bakış açımızı arttırıyor. Peki bu gelişmeler ilişkimizi nasıl etkiliyor?

Partnerimizle yaşadığımız bir tartışma sonucunda hatamızı kabul etmemiz mağdur olan tarafın acısını düşündüğümüz ve bu konuya kafa yorduğumuz anlamına geliyor. Evet hatalıyız, ama zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışmıyoruz. Karşımızdakinin negatif hislerini ve düşüncelerini tahmin edebiliyoruz. En önemlisi ise empati kurabiliyoruz; kendimizi partnerimizin yerine koyup hissettiği duyguları anlamaya çalışıyoruz. Bu tartışmalarda kendimizi affedebilmemiz de ilişki memnuniyeti açısından önem taşıyor2. Zira araştırmacılar kendini affedebilmeyi psikolojik olarak daha iyi bir halde olma olarak yorumluyorlar. Bu durumun da ilişki kalitesini artırdığını düşünüyorlar3. Bu durum aslında başka açılardan da önem taşıyor. Bunu daha iyi anlayabilmek için, ilişki içerisinde kendisini bir türlü affedemeyen bir partner hayal edelim. Bu partner hatasını bir türlü kabul edemiyor ve sürekli bu hatayı düşünüyor. Bu da doğal olarak onun ruh halini olumsuz etkiliyor. Partnerimiz kafasındaki bu fazlaca abartılmış düşüncelerden dolayı olumsuz tutumlar sergilemeye başlıyor. Yukarıda bahsettiğimiz empati yoksunluğundan dolayı da özür dileme motivasyonunu kaybediyor. Sonuçta ilişki kalitesi de bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlıyor.

Olumsuz olan bu durum bir başka sosyal psikoloji teorisi ile de yakından ilişkili: dayanışma teorisi4. Dayanışma teorisi, yakın ilişkilerin temelde ödül ve ceza kavramlarıyla ilişkili olduğunu iddia ediyor. Yani, biz ilişkilerimizde ödüllerimizi (partnerimizin ve genel olarak ilişkimizin sağladığı bütün olumlu hisleri ve davranışları) maksimum düzeyde tutarken cezalarımızı (partnerimizin ve ilişkimizin yarattığı bütün olumsuz hisleri ve davranışları) minimum düzeyde tutmak istiyoruz. Bu teoriye göre, partnerimiz hayatımızı etkileyen en temel ögelerden biri olduğu için gündelik hayatımızda verdiğimiz duygusal ve bilişsel tepkiler partnerimizin tepkileriyle bağlantılı ve etkileşim halinde. Bunu daha da basite indirgersek varmak istediğimiz nokta şu: Zaman geçtikçe birçok açıdan partnerimize benziyoruz. Buradaki kritik nokta ise bu benzemenin olumlu ya da olumsuz olması. Eğer partneriniz kendini affedemiyorsa yukarıda verdiğimiz örnekteki gibi sağlıklı olmayan bir ruh haline girebiliyor. Bu durum sizin de o ruh haline girmenizi tetikleyebiliyor. Tabii bu tam tersi için de geçerli: Sizin kendinizi affedememeniz partnerinizi olumsuz etkileyebiliyor. Sonuç olarak iki taraf da birbirini yıpratabiliyor ve ilişkinin kalitesi düşebiliyor.

Kendini affedebilmenin ilişkilere olan bir diğer etkisi ise soruna sebep olan olayın bir daha yaşanıp yaşanmayacağı söz konusu olduğunda kendini gösteriyor. Kendini affetmek çok değerli bir davranış olsa da sonuçları bazen istediğimiz gibi olmayabiliyor. Peki bu ne demek? Kişi hatasını görebiliyor ve kendini affedebiliyorsa, bunun sonucunda iki potansiyel yoldan birini seçiyor. Birincisi, hatayı tekrarlamamaya çalışarak ilişkiyi devam ettirme isteği. İkincisi ise hatayı tamamıyla kabul ederek soruna sebep olan davranışı tekrarlamaya başlama5. İkinci durumun ana sebebi, kendini affetme duygusunun abartılı yaşandığı durumlarda bu hatalı davranışı değiştirme isteğini ortadan kaldırması ve kişinin davranış değişikliğine gitme motivasyonunu koruyamaması. Bireyin hatasını ve özellikle kendisini olabildiğince objektif bir şekilde eleştirmesi hatalı davranışların tekrarlanmamasına yardımcı olabiliyor.

Sonuç olarak, kendimizi affetmek sadece kendimizle olan ilişkimizi değil aynı zamanda partnerimizle olan ilişkimizi de etkiliyor6. Bu durum; kendi duygu ve düşüncelerimizi ne kadar irdelediğimiz, ruh halimizin ne durumda olduğu, partnerimizle nasıl bir iletişim kurduğumuz gibi soruların cevaplarına bağlı olarak farklılık gösterebiliyor. Unutmamalıyız ki, bu faktörlerin ilişkimizin kalitesini hangi yönde etkileyeceği bize bağlı. Hatalar söz konusu olduğunda çaresiz değiliz. Tek yapmamız gereken bu durumların farkına varıp değişim için yeterli motivasyona sahip olmak.

Başka yazılarda görüşmek üzere. Takipte kalın!

Yazan: Pınar Karan

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar

[1] Bauer, L., Duffy, J., Fountain, E., Halling, S., Holzer, M., Jones, E., . . . Rowe, J. O. (1992). Exploring self-forgiveness. Journal of Religion and Health, 31, 149–160.

[2] Thompson, L. Y., Snyder, C. R., Hoffman, L., Michael, S. T., Rasmussen, H. N., Billings, L. S., . . . Roberts, D. E. (2005). Dispositional forgiveness of self, others, and situations. Journal of Personality, 73, 313–359.

[3] Proulx, C. M., Helms, H. M., & Buehler, C. (2007). Marital quality and personal well-being: A meta-analysis. Journal of Marriage and Family, 69, 576–593.

[4] Van Lange, P. A. M., & Rusbult, C. E. (2012). Interdependence theory. In P. A. M. Van Lange, A. W. Kruglanski, & E. T. Higgins (Eds.), Handbook of Theories of Social Psychology (Vol. 2, pp. 251–272). Thousand Oaks, CA: Sage.

[5] Wohl, M. J. A., DeShea, L., & Wahkinney, R. L. (2008). Looking within: Measuring state self-forgiveness and its relationship to psychological well-being. Canadian Journal of Behavioural Science/Revue Canadienne Des Sciences Du Comportement, 40, 1–10.

[6] Pelucchi, S., Paleari, F. G., Regalia, C., & Fincham, F. D. (2013). Self-forgiveness in romantic relationships: It matters to both of us. Journal of Family Psychology27(4), 541.