Yakın İlişkiler Öneriyor

“21. yüzyılın Sylvia Plath”i Lana Del Rey

cf48701bf687b93c14fd2fac8ab8f0db.1000x1000x1
Del Rey albüm kapağında objektifi Jack Nicholson’ın torunu Duke Nicholson’la paylaşıyor.

Bu yılın en çok tartışılan albümlerinden biri olan “Norman Fucking Rockwell!” (NFR) defalarca hayal kırıklığına uğramış ve zarar görmüş olmasına rağmen yıkılmayan ve umudunu kaybetmeyen bir kadını anlatıyor. Albüm bittiğinde ise bu kadınla ilgili ne hissetmeniz gerektiği konusunda kafanız karışmış bir şekilde kalakalıyorsunuz. NFR için son zamanların en revaçta prodüktörlerinden Jack Antonoff’la birlikte çalışan sanatçı, Antonoff’la ilk bakışta görünmez ama içine daldıkça dokunaklı hale gelen sonik bir atmosfer yaratıyor. Bu atmosferin içinde Flaubert-vari gerçekçi bir resim çizen sanatçı, bu kırıcı resmin içindeki güzelliği çıkarıp dinleyicinin önüne seriyor.
Del Rey, gerçekçiliğin yanında getirdiği melankoliyi nostalji hissiyle birleştirerek günümüze uzaktan ve alaycı bakıyor. Albümün Tarantino’nun Bir Zamanlar Hollywood’da filmine yakın bir tarihte çıkmış olması bu yüzden manidar, çünkü iki eserde de eski Hollywood’a duyulan romantik bir özlem gözlemlemek mümkün. Bunun dışında iki sanatçının kullandıkları şiirsel ama tozlu ve kirli üslup da birbirlerini anımsatıyor.

Geleneksel erkeklik anlayışına şefkatli bir eleştiri

Albümün hem isim hem de giriş şarkısı olan Norman fucking Rockwell’de “çocuk adam” olarak nitelendirdiği ve özenti bulduğu bir şairle olan aşk-nefret ilişkisini anlatıyor ve şarkı albümün her şarkısında gözlemlenebilen bu katmanlı duygu durumunun en yoğun hissedildiği parçalardan biri. O kadar ki birbirini takip eden dizelerde “seni seviyorum” dememek için kendisini zor tuttuğu sevgilisine bir anda hakaretler saydırmaya başlıyor. Defalarca sevgilisinin kendisini maviye boyadığını söylemesini de mavinin erkeklikle veya hüzünle eşleştirilmesine bir gönderme olarak yorumlamak mümkün. “Olduğundan daha güçlü görünmeye, gidebildiğinden daha hızlı gitmeye çalışmana gerek yok.” sözleriyle açılan California şarkısında da Lana’nın toplumun erkekleri sıkıştırdığı kurallardan dolayı hissizleşmiş, sağlıklı ilişki ve iletişim kurabilmekten aciz hale gelmiş erkeklere duyduğu merhamet hissini anlatıyor. Zaman zaman ortaya çıkan bu tema, albümün sanatçının duygusal olarak kırılmış ve hissizleşmiş erkeklerle kurduğu ilişkilerin bir antolojisine dönüşmesine sebep oluyor. Geleneksel erkeklik anlayışı ile ilgili daha önce yazdığımız yazımızda, biz de bu anlayışın erkekler üzerindeki olumsuz ve yıpratıcı etkisinden bahsetmiştik.

Romantik ilişkilerdeki ikilem: Aşk ve nefretin dansı

Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz ilişkilerde olumlu ve olumsuz düşüncelerin, acı ve tatlı anların, yani bir nevi aşk ve nefret duygularının aynı anda barınması temasına albümde sık sık rastlamak mümkün. Cinnamon Girl şarkısında albüm boyunca değindiği yoğun ama sağlıksız ilişkileriyle ilgili ikilemlerinden bahsederken, Lana kendisini bu sefer de ona zarar veren partnerine yalvarırken buluyor. İlişkilerindeki acı-tatlılığı tarçına benzetirken, şarkı boyunca da ilişkisini ona acı çektirmesine rağmen zevk aldığı şeylerle karşılaştırıyor. Mariners Apartment Complex’te ise genel olarak kaybolmuş ve güçsüz hisseden partnerine rehberlik etmeye çalışmasını anlatıyor. Hatta bu şarkının başında 2014’te verdiği bir röportajda söylediklerini çarpıtarak onu intihara meyilli olarak lanse eden The Guardian’a bir gönderme yapmayı da ihmal etmiyor. İlk şarkının devamı niteliğinde olan Venice Bitch’te de Lana ve partnerinin minik mutlu anılarının Lana’nın ruh haline olan etkisini dinliyoruz. Benzer bir diğer şarkı çifti de Love song ve Happiness is a butterfly. Love song’da partnerinin arabasındaki aşk ve tutku dolu anıları anlatırken, Happiness is a butterfly’da ise aynı araba artık ayrılmanın eşiğinde olan bir çiftin yalnızlık hissine ev sahipliği yapıyor. How to disappear ise sanatçının kariyeri boyunca defalarca karşımıza çıkardığı uyuşturucu bağımlılığıyla boğuşan erkekleri düzeltme çabasına bir yenisini ekliyor ancak Lana yine başarısız olup partnerlerinin “hayatlarından yok oluyor”. Şarkı bitmeden önce gelen gitar solosu hikayenin yön değiştireceğini hissettiriyor ve buna takiben de Lana’nın şarkının başında bahsettiği sorunların olmadığı, mutlu bir sonu içeren hayallerini dinliyoruz.

Umut her zaman var

Albümün son şarkısı hope is a dangerous thing for a woman like me to have – but I have it Amerikalı yazar Sylvia Plath’e güçlü göndermeler içeriyor ve albümün son saniyelerinde son bir saatte anlattıklarına rağmen hala umutlu olduğunu tekrarlaması da albümün geneline hakim olan ikiliği son bir kez daha yansıtıyor.
Norman Fucking Rockwell!, Del Rey’in yine olanca çıplaklığıyla sunduğu iç dünyasıyla, Elton John’dan Eagles’a çok çeşitli göndermelerle bizlere gösterdiği alt metinleriyle ve sürekli olarak ses değiştiren ama yine de uzaklaşıp baktığımızda bütünlüğünü koruyan müzik skalasıyla baktığınız yere göre çok farklı görebileceğiniz bir albüm. Öyle hissediyoruz ki Del Rey’in anlatmak istediği de tam olarak bu.


Yazan: Orhun Ogün Yücel

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök