Yakın İlişkiler Öneriyor

Karşılıksız Aşkı Konu Edinen 4 Büyük Klasik

karşılıksız aşk
Michael Cinque – Couple, New York City (1986)

Aşk… İnsanlığın en özel, en eski, en tanıdık duygularından biri. Çoğu kez umutsuzluğun en koyu olduğu anda çıkagelen beklenmedik misafir. Burada “misafir” dememiz maksatlı; çünkü tanıttığımız kitaplarda fazla konaklamayan, şöyle bir esip geçen aşklar, göçmen kuş misali başka diyarlara uçan aşıklar var.

Daha önce karşılıksız aşk konusunda yazdığımız yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, araştırmalar insanların %98’inin hayatlarının bir döneminde böyle bir aşka tutulduğunu gösteriyor1. Bu kişinin bize çok özel ve değerli gelmesi, onunla bir ilişki kurmanın en azından o an için imkanlar dahilinde gözükmesi ve birine aşık olmanın verdiği histen hoşlanıyor olmamız da bizi karşılıksız aşka iten faktörler arasında yer alıyor2.

Dünya edebiyatının yıllandıkça güzelleşen başyapıtları da bu duyguyu bize bütün yoğunluğuyla  aktarıyorlar. Onlar; anlatılarıyla, ruhumuza ortak oluşlarıyla hâlâ güncel, hâlâ capcanlılar.

1. Genç Werther’in Acıları (1774)/ Goethe

goethe genç wertherin acıları.jpg
“O büyük ruhla birlikteydim ve onun yanında kendimi olduğumdan daha üstün buluyordum; çünkü onun yanında, olabileceğim ne varsa, hepsini oluyordum.” (25)

Goethe’nin Alman edebiyatında çığır açan eseri, biçim açısından (ilk mektup-roman) ve içerik açısından (duygusallığın ilk kez dışavurumu) ilkleri içeriyor. Ayrıca roman boyunca doğanın bir fon olmaktan kurtulup capcanlı ve özgün şekilde var olduğunu görüyoruz. Bir diğer özelliği de dünya edebiyatındaki en trajik eserlerden biri olması.

Lotte’ye karşı hissettikleriyle yaşama tutunan Werther, zamanla ona kendini daha yoğun bir şekilde kaptırır. Lotte, onun için mutluluğun olduğu kadar kederin de kaynağı haline gelir; çünkü nişanlanmak üzere olduğu Albert adında bir sevgilisi vardır.  Olaylar bize yalnızca Werther’in mektupları üzerinden anlatıldığından tek taraflı bir bakış açısı görürüz. Dolayısıyla hayal gücü son derece yüksek olan Werther’in, Lotte’nin de onu sevdiğine dair sözleri muğlak kalabilir. Lotte’nin bu sevgiye karşılık verdiğine yönelik somut bir eylemden yoksunuz. Werther, zamanla bu aşkın acısını fiziksel bir acı şiddetinde duyumsar. Aşkına karşı kesin bir ret aldıktan sonra ise her şeyini yitirdiğini varsayan romantik bir genç adamın kendi trajik sonunu hazırlayışına tanık oluruz.

2. Vadideki Zambak (1836)/ Balzac

balzac vadideki zambak.jpg

“Paylaşılmış bir aşkın mutluluğunu tatmadan can vermek istemiyordum.” (74)

Vadideki Zambak, her şey bir yana aşka dair yazılmış en güzel kitaplardan biri olduğu için bile  okunabilir. Balzac, en büyük romanlarından biri olarak gördüğü bu eserinde bir yandan Fransa’nın toplumsal koşullarına yer verirken bir yandan aşkın besleyip büyüten, yeniden var eden yaratıcı gücünü ortaya koyar. Genç aşık Felix ve kendini onun destekçisi olarak konumlandıran kontes Henriette’nin ilişkileri inişli çıkışlıdır. Felix’in ona karşı duyguları nettir; Henriette ise evli, üstelik çocuklu oluşu nedeniyle daima doğru olanı yapması gerektiğini düşünür, onu kendinden bilinçli şekilde uzak tutar. Vadideki Zambak‘ın birçok eleştirmence “erdemin romanı” olarak nitelendirilmesinin temel sebebi de buradan kaynaklanıyor. Felix’in eğitimi için yanından ayrılışı ve orada başka bir kadınla tanışması ilişkilerinin seyrini değiştirir. Döndüğünde Henriette’yi ağır hasta olarak bulur, artık hiçbir şey eski gibi devam etmez. Romanın sonunda ise bir çerçeve öyküyle, şaşırtıcı bir kurguyla karşılaşırız.

3. Beyaz Geceler (1848)/ Dostoyevski

dostoyevski beyaz geceler.jpg                                                                              -Bir Hayalperestin Anılarından-       

“Ve bütün yaptığım, her gün, sonunda bir gün biriyle karşılaşacağımı hayal edip durmak. Ah, bir bilseydiniz, bu şekilde kaç kez aşık olduğumu!.” (35)

Beyaz Geceler, yazarın sürgüne gönderilmeden önce kaleme aldığı son, aynı zamanda en şiirsel eseri olarak dikkat çekiyor. Dostoyevski’nin sonraki romanlarında da –Öteki ve Karamazov Kardeşler gibi- görülen kişilik parçalanması ve karşılıksız aşk bu romantik öykünün de bir parçası. Ayrıca kimi eleştirmenler yazarın günlüklerine dayanarak yapıtın otobiyografik ögeler içerdiğini vurguluyor.

Başkarakterimiz Petersburg’un masalsı beyaz gecelerinden birinde tüm yalnızlığı ve huzursuzluğuyla karşımızda. Bir yandan şehri sever, insanları mutlu bulurken diğer yandan unutulmuş bir yabancı olduğunu hisseder.  Eser, böyle bir gecede karşısına çıkan Nastenka’yla üç gün boyunca buluşmalarının öyküsüdür. Nastenka, henüz ilk sohbet anında karakterimize kendisine aşık olmamasını tembih etse bile gönül ferman dinlemez. Nastenka’nın sevdiğiyle yolları ayrılmıştır; fakat bir yıl sonra sözleştikleri yerde buluşmak üzere onu beklemektedir. Ne var ki, o bir türlü gelmez. Karşılıksız bir aşka tutulan karakterimiz, duygularına rağmen Nastenka’yı üzgün görmeye dayanamayarak beklediği kişiyle kendi konuşmayı dahi teklif eder. Nastenka gelmeyen kişiyi unutmaya karar verir; kısa bir süre her şey tozpembe ve masallardaki gibi bir mutlu sona yakınken Dostoyevski okurlarına tanıdık, masallara yabancı bir sona tanık oluruz.

4. Klara Miliç (1882)/ Turgenyev

turgenyev klara milic.jpg

“İstediğim gibi birine asla rastlayamayacağım… Diğerleri ise bana lazım değil!” (56)

Turgenyev’in ustalık dönemine ait, üstelik son eseri olan Klara Miliç, halasıyla birlikte Moskova’da yaşayan Yakov Aratov adlı bir genci tanıtarak başlar. Yakov, piyanosu ve kitaplarına gömülü şekilde -konuşmayı sevmeyen halasını saymazsak- yalnız bir yaşam sürmektedir. Arkadaşı Kupfer’in ısrarıyla gittiği temsilde başarılı bir tiyatrocu olan Klara Miliç’le tanışır. Klara ilgisini belli eder; fakat Yakov karışık duygular yaşayarak kendini uzak tutar. Düşlerinde annesi benzeri bir genç kız vardır; fakat genç kız ona benzemiyordur. Yine de buluşmayı kabul eder, Klara ise duygularına karşılık bulamadığını görerek oradan üzüntüyle koşarak uzaklaşır. Aylar sonra gazetede Klara’nın acı sonunu öğreniriz. Romanın geri kalanı, Yakov’un duygusal gelgitler içinde Klara’nın ailesiyle tanışıp onun hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışmasıyla geçer. Turgenyev’in son yıllarında ilgisini çeken mistik ögeler ve rüyalar da bu noktada esere dahil olur.

Yazan: Alkan Özdemir

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Barth, F. D. (2015, February 7). 6 Ways to Get Past the Pain of Unrequited Love. Psychology Today. Retrieved from https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-couch/201502/6-ways-get-past-the-pain-unrequited-love

[2] Aron, A., Aron, E. N., & Allen, J. (1998). Motivations for Unreciprocated Love. Personality and Social Psychology Bulletin, 24(8), 787–796.