Arkadaşlık İlişkileri Romantik İlişkiler

Kendini Affetmek

kendini affetmek.jpeg
Not To Be Reproduced – Rene Magritte (1937)

“Büyüklük sende kalsın, affet!” Bu sözü günlük hayatımızda çok duyuyoruz. Hatta doğduğumuz andan itibaren, gerek aile çevresinde gerekse hayatımızın diğer alanlarında affetmenin öneminin vurgulandığına çok fazla şahit oluyoruz. Kitaplara dahi konu olan bu kavramın bir de bize dönük bir tarafı var: Kendimizi affetmek.

Kitaplardan bahsetmişken bunu bir kahramanla örneklendirelim: Dostoyevski’nin Raskolnikov’u. Suç ve Ceza’yı okurken kendimizi kahramanın yerine koyup tefeci olan Alyona Ivanovna’yı öldürmenin suç olup olmadığını düşünmedik mi? Bir diğer deyişle kendimizi, öldürme sebebine ikna etmeye çalışmadık mı? Yani kendimizi affetmeye? Peki kendini affetmek nedir? Bu affetme şeklinin özellikleri nelerdir?

Kendini affetmeyi Robert Enright şu şekilde açıklıyor: “Kişinin kendine olan merhametini, cömertliğini, ve sevgisini artırırken, kendine karşı beslemiş olduğu kini, hatasının farkına vararak terk etme isteği”1. Enright’ın bahsettiği hatanın farkında olma durumu, kendini affetmenin iki çeşidini oluşturuyor: kendini gerçekten ve sözde affetme2. İlkinde kişi, kendi hatasını kabul ediyor ve bütün sorumluluğu üstleniyor. Başka bir deyişle, kişi “Ben bir hata yaptım” diyerek suçlu hissediyor. Buradaki ana öge suçluluk duygusu oluyor. İkinci kendini affetme biçimi olan kendini sözde affetmede ise kişi suçunu da suçunun sonuçlarını da başından savıyor ve kendini suçlama davranışını minimum düzeye indiriyor. Burada yine kişi kendiyle barışık oluyor fakat bunu sorumluluklardan kaçarak, davranışlarının zararını kabul etmeyerek yapıyor3. Buradaki ana öge, ilkinden farklı olarak utanç duygusu olarak görülebilir, çünkü utanç duygusu sorumluluklardan kaçmayı ve olası suçluluk duygusunu çevreye atfetmeyi beraberinde getiriyor. Dolayısıyla bu bağlamda kişi kendisini affetmenin “kısa yolu”nu buluyor.

Peki kendini affedebilme durumu hangi özelliklerle ilişkili? Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalara göre bazı özelliklerimiz kendimizi affetmemizi kolaylaştırırken, bazıları da tam tersine zorlaştırabiliyor3.

  • Mükemmelliyetçilik: Araştırmalar mükemmelliyetçilik özelliğinin kendini affetme konusuyla doğrudan bir ilgisini buluyor. Özellikle de çevremizdeki insanların bizden mükemmel davranmamızı beklediklerine inanıyor ve bu beklentiler doğrultusunda hayatımızdaki olaylara mükemmelliyetçi bir bakış açısıyla yaklaşıyorsak, kendimizi affetmemiz daha zor oluyor. Bunun sebebinin de çevremizdekiler tarafından yargılanmaktan veya utanç duymaktan korkmak olduğu düşünülüyor.
  • Narsisizm: Narsist insanların kendilerini her şeyin üzerinde tuttukları ve aşırıya kaçacak ölçüde benmerkezci olduğu biliniyor. Bununla uyumlu bir şekilde, narsist insanlar problemler karşısında hep kendilerini haklı çıkartarak, başkalarını suçlu görme eğiliminde oluyorlar4. Bu sebeple de narsisizme meyilli insanlar çevrelerindeki insanları zor affetseler de kendilerini çok daha kolayca affedebiliyorlar.

Empati yapabilme yeteneği: Araştırmalara göre empati yeteneği yüksek olan insanlar kendilerini daha kolay affedebiliyorlar. Diğer bir deyişle, kişinin başkalarını

affetmeye ne kadar meyilli olduğu, kendini affetmeye de ne kadar meyilli olduğunu gösterebiliyor.

  • Kıskançlık: Bulunan sonuçlara göre, kişinin kendini affetme yatkınlığı, yalnızlığıyla ve bağlanma stiliyle bağlantılı değil. Bunun aksine, kişinin kıskançlık seviyesi kendisini affetmeyi etkiliyor. Daha kıskanç olan kişiler kendilerini daha zor affediyorlar.
  • Beş Büyük Faktör Kuramı: Kendini affetme; açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal denge olarak tanımlanan kişilik boyutlarından sadece uyumluluk ile negatif bir şekilde ilişkili. Yani kişinin çevreye olan uyumluluğu arttıkça kendisini affetmeye daha az meyilli oluyor. Bu durum ise kendisinden çok çevresine önem vermesiyle açıklanıyor.
  • Psikolojik olarak iyi olma hali: Yapılan araştırmalarda kişinin psikolojik olarak iyi olma halini belirlemek için antisosyal kişilik durumuna, madde ve uyuşturucu kullanımına ve depresyon gibi ruh hali bozukluklarına bakılıyor. Bulunan sonuçlara göre, kendini affetmeye yatkın olan insanlar bu tarz psikolojik semptomlara karşı çok daha dayanıklı.
  • Din ve Cinsiyet: Araştırmalara göre, kişinin hangi dine inandığı ile kendini affetmesi arasında az da olsa bir bağlantı bulunuyor. Buna göre; Protestanlar, Budistler’e ve Müslümanlar’a göre kendilerini affetmeye biraz daha fazla meyilli oluyorlar. Ancak, kişinin cinsiyeti ile kendisini affetmesi arasında net bir bağlantı kurulamıyor.

Bu özellikler kişinin kendisini affetmeye olan yatkınlığını değiştirse de, yaşanılan olayların içeriğinin ve kişinin bu olayları nasıl anlamlandırdığının bu bağlamda büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyoruz. Kendini affedebilme yeteneğinin ilişkilerimizi nasıl etkilediğini yakın zamanda sitemizde okuyabilirsiniz. Takipte kalın!

 

Yazan: Pınar Karan

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar

[1] Enright, R. D. (1996). Counseling within the forgiveness triad: On forgiving, receiving forgiveness, and self‐forgiveness. Counseling and values, 40(2), 107-126.

[2] Baumeister, R. F., Exline, J. J., & Sommer, K. L. (1998). The victim role, grudge theory, and two dimensions of forgiveness. In E.L. Worthington, Jr. (Ed.), Dimensions of forgiveness: Psychological research and theological perspectives (pp. 79–104). Philadelphia: Templeton Foundation Press.

[3] Tangney, J. P., Boone A. L., Dearing R. (2005). Forgiving the self: Conceptual issues and empirical findings. In Handbook of Forgiveness (pp. 143-158). New York (NY).

[4] Campbell, W. K., & Foster, C. A. (2002). Narcissism and commitment in romantic relationships: An investment model analysis. Personality and Social Psychology Bulletin, 28, 484-495.