Erken Çocukluk İlişkileri Romantik İlişkiler

Peki Ya Çocuk Yapmak İstemiyorsam? – Gönüllü Çocuksuzluk

Vittorio Matteo Corcos http://www.tuttartpitturasculturapoesiamusica.com
Vittorio Matteo Corcos – Dreams (1896)

Eğer 30’lu yaşlarınızda, üstelik de evli bir kadınsanız “Çocuğun var mı?” sorusuna verdiğiniz cevap olumsuz ise nasıl tepkilerle karşılaşacağınızı tahmin edebilirsiniz. Size üzülenler, sorunun sizde mi yoksa kocanızda mı olduğunu merak edenler, tüp bebek tedavisi önerenler… Diyelim ki defalarca aldığınız bu tepkiler karşısında sakinliğinizi korudunuz ve çocuk sahibi olmamayı tercih ettiğinizi söylediniz. Bu sefer de sorumsuzlukla, kariyeriniz yüzünden buna vakit ayır(a)mamakla, hatta çocukları sevmemekle suçlanabilirsiniz. En nihayetinde çocuk dediğin evin neşesi ve onsuz bir aile düşünülemez, öyle değil mi? 

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkemizde doğurganlık oranı 2010 yılında 2.08 iken 2018’te bu oran 1.99’a düşüyor1. Amerika’da bir araştırma merkezinin yayınladığı rapora göre 1970’li yıllarda her on kadından biri çocuk sahibi olmuyorken, 2010 yılında her beş kadından biri çocuk sahibi olmuyor. 2006-2010 yılları arasını konu edinen bir rapora göre 15-44 yaşları arasındaki kadınların %6’sı gönüllü olarak çocuk sahibi olmuyor2

Gönüllü çocuksuzluk adından da anlaşılacağı üzere koşullar dolayısıyla değil kişinin kendi tercihleri doğrultusunda çocuk sahibi olmaması anlamına geliyor. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı tercih etmeyen kadınlar için yoksunluk eki ile türetilmiş “çocuksuz” ifadesi yerine İngilizce’de childfree olarak geçen gönüllü çocuksuzluk tabirini kullanmak daha makul görünüyor. Araştırmalara göre çocuk sahibi olmamayı tercih eden kadınlar bazı demografik özellikler açısından koşullar nedeniyle çocuk sahibi olamayan kadınlardan ayrılıyor2. Gönüllü çocuksuz kadınlar genellikle eğitimlerinde uzmanlaşıyor ve kendilerini kişisel ve kariyer hedeflerine ulaşmaya adayabiliyorlar.  

Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından yürütülen bir araştırmada kişilerin çocuk sahibi olma motivasyonlarını ve çocuğa atfettikleri değeri anlamak amacıyla geniş bir katılımcı kitlesiyle mülakatlar düzenleniyor. Araştırma sonucunda anne babanın çocuğa ekonomik (yaşlandığımda bana bakar vb.), psikolojik (çocuğun büyüdüğünü görmekten duyulan haz vb.) ve sosyal (soy isminin devam etmesini sağlamak vb.) olmak üzere üç ana değer atfettiği bulunuyor5. Görüldüğü üzere çocuğa yüklenen anlamlar tek bir boyutla açıklanmıyor. Üstelik, ülkemizde bir çift evlendiğinde “aile” olabilmenin gereği olarak onlara anne-baba rollerini de atıyoruz ve evli çiftleri yalnız yaşayan birine kıyasla daha fazla sorumluluk alacak olgunlukta görüyoruz3. Çocuğa atfedilen değerin ve evli çiftlerden beklentilerin yanı sıra bir de toplumsal cinsiyet rolleri kadınlara sürekli olarak anne olmaları gerektiğini, anne olmanın ulaşabilecekleri en yüksek mertebe olduğu algısını dayatmaya devam ediyor. Eğer devlet politikaları içerisinde nüfus artırma gayesi varsa politikacılar tarafından bile annelik propagandası yapılabiliyor. Çalışıyorum’ diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkar ediyor demektir.6 ifadelerinde görüldüğü üzere “erkek” politikacılar kadınlığın tanımı yapıyor, kadınlık ve anneliğin eşdeğer olduğunu vurguluyorlar. Tüm bu sebeplerle kendi tercihleri doğrultusunda çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar toplum normlarından sapmış oluyor ve toplum tarafından daha az sorumluluk sahibi ve daha çok bencil olarak görülmeleri de muhtemel oluyor. 

2016 yılında Amerika’da yürütülen bir çalışma, çocuk sahibi olup olmamalarına göre kadınlara yönelik algının, davranışların ve duyguların değişip değişmediğini araştırıyor. Araştırma sonucunda anneler ve koşullar nedeniyle anne olamamış kadınların daha sevgi dolu algılandığı bulunuyor3. Anneler insanlarda yardım etme isteği uyandırıyorken; çocuk sahibi olmak isteyip olamamış kadınlar acıma duygusu; gönüllü çocuksuz kadınlar ise kıskançlık, iğrenme gibi duygular uyandırıyor. Türkiye’den çeşitli şehirlerden 322 katılımcıyla düzenlenen bir araştırma sonucunda ise daha cinsiyetçi insanların gönüllü çocuksuz kadınlara karşı daha fazla negatif önyargılara sahip olduğu bulunuyor. Katılımcılar aile olabilmek için çocuk sahibi olmak gerektiği düşüncesini de daha çok destekliyorlar7. Daha yüksek öğrenim seviyesine sahip ve daha genç insanlar ise gönüllü çocuksuzluğa karşı daha olumlu bir yaklaşım sergiliyor.

Oldukça kişisel olan çocuk sahibi olup olmama kararı aslında birçok faktörden etkileniyor. Yukarıda bahsettiğimiz üzere anne olmayı tercih etmeyen kadınlar birçok soru, tepki ve önyargıya maruz kalabiliyorlar. Peki anne olmayı tercih eden kadınlar için süreç anlatıldığı kadar kusursuz mu ilerliyor? İlerleyen zamanda bu konuyla ilgili yazmaya devam edeceğiz. Bizi okumaya devam edin! 

Yazan: Pelin Gömleksiz

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

Kaynaklar:

[1] TÜİK, 2010-2018. Doğum İstatistikleri. Retrieved from http://tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1060

[2] Harrington, R. (2019). Childfree by choice. Studies in Gender and Sexuality, 20:1, 22-35. DOI: 10.1080/15240657.2019.1559515. 

[3] Bays, A. (2016). Perceptions, Emotions, and Behaviors toward Women Based on Parental Status. Sex Roles, 76(3-4), 138–155.doi:10.1007/s11199-016-0655-5 

[4] Sakallı Uğurlu, N., Türkoğlu, B., Kuzlak, A., & Gupta, A. (2018). Stereotypes of single and married women and men in Turkish culture. Current Psychology.doi:10.1007/s12144-018-9920-9 

[5] Kağıtçıbaşı, Ç. (1982). Old-Age Security Value of Children: Cross-National Socioeconomic Evidence. Journal of Cross-Cultural Psychology, 13(1), 29–42. https://doi.org/10.1177/0022022182131004

[6] Erdoğan, ‘kadınlığın tanımı’nı da yaptı: Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır. (2016, 5 Haziran). Retrieved from http://www.diken.com.tr/erdogan-kadinligin-tanimini-da-yapti-anneligi-reddeden-kadin-eksiktir-yarimdir/

[7] Bahtiyar-Saygan, B., & Sakallı-Uğurlu, N. (2019). Development of Attitudes Toward Voluntary Childlessness Scale and Its Associations With Ambivalent Sexism in Turkey. Journal of Family Issues, 0192513X1986016.doi:10.1177/0192513×19860168