Romantik İlişkiler

Bağlanmanın Oluşumu – Bir Yabancıdan Bağlanma Figürüne

Bu yazımızda, birbirine yabancı iki insanın romantik bir ilişki içerisinde olmaya karar verdikten sonraki bağlanma sürecinin zihnimizdeki imgeler üzerinden nasıl kurulduğu konusuna değineceğiz.
baglanmanın olusumu
For You My Dear – Andre Dluhos

Daha önce partnerinizle kurmuş olduğunuz bağ üzerine hiç düşündünüz mü? Belki aylar, yıllar önce size tamamen bir yabancı olan, bir zamanlar yeryüzündeki varlığından dahi haberdar olmadığınız birinin bir anda partneriniz olduktan sonra bu denli yakınınız olması ve daha önce sadece ailenizle kurduğunuz ya da belki de onlarla dahi kurmadığınız bir yakınlığı ya da bağlılığı bu “yabancı” ile kurmuş olmanız sizin için ne anlam ifade ediyor? Bu yazımızda, birbirine yabancı iki insanın romantik bir ilişki içerisinde olmaya karar verdikten sonraki bağlanma sürecinin zihnimizdeki imgeler üzerinden nasıl kurulduğu konusuna değineceğiz.

Yetişkinlikte, uzun süreli ilişkilerin kişilerin hem psikolojik hem de fiziksel sağlığına faydalı olduğunu biliyoruz. Partnerler, ilişkinin ne denli tatmin edici olduğundan bağımsız olarak birbirlerinin duygu durumunu, uyku ve yeme içme düzenlerini regüle edebiliyorlar1. Öyle ki, sadece partnerinin resmini görmek bile kişilerin stresini ve duyduğu fiziksel acıyı azaltmaya yardımcı oluyor2,3.

Zihinsel imgeler yetişkinlerin kurdukları bağa dair duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını belirleyebiliyor ve yol gösterici bir görev görüyor. Bu imgelerin bu denli güçlü olmasının nedeni aynı zamanda belirli olaylar hakkındaki algıları ve beklentileri de şekillendirebiliyor olmaları. Örneğin, kişiler kendilerini kötü hissettiklerinde ya da herhangi bir desteğe ihtiyaç duyduklarında partnerlerinin desteğe geleceklerini, bir nevi “her ne olursa olsun orada olacağını” biliyorlar ve bunu sağlayan şey zihinlerinde partnerlerinin güçlü bir imgesinin bulunması4.

Araştırmalar, partnerler arasındaki romantik bağlanma sürecinin bir bebek ile onu büyüten kişi arasındaki bağlanma sürecine olan benzerliğine işaret ediyor5,6,7. Bu 4 aşamalı bağlanma sürecinde, ilk flört aşamasında kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorlar. Fakat bu aşamadaki bağlanma davranışları tamamen tek bir kişiye yöneltilmiyor. İkinci aşamaya gelindiğinde ise, kişiler belirli bir kişiye odaklanıp o kişiden bir yakınlık bekliyorlar ve bu yakınlığı kendileri de gösteriyorlar. Fiziksel dokunuşlar, göz göze gelme, öpüşme ya da cinsel birliktelik gibi bağlanmanın oluşmasını sağlayan davranışlar bu aşamada daha görünür olmaya başlıyor. Üçüncü aşamada partnerlerin artık sadece fiziksel varlığı değil, düşüncesi dahi kişilerin stresini azaltabiliyor ve partnerle ayrı kalmak, partnerin kısa süreli bir iş gezisine gitmesi ya da tatile çıkması gibi durumlar kişide strese yol açabiliyor. Yani bu aşamada, partnerler birbirlerinin fizyolojisini ve duygu durumlarını büyük ölçüde etkileyebiliyor. Son aşamada ise, partnerin zihinsel imgesi iyice oluşuyor ve kişinin üzerindeki etkisi fazlasıyla artmış oluyor.

Bu özetlediğimiz aşamalar, romantik ilişkiler içerisinde kişilerin birbirleri için özel bir yer edinme ve bir bağlanma figürüne dönüşme sürecini aşağı yukarı belirlese de, her bir bireyin beraberinde getirdiği kişisel deneyimler bu süreçleri ve kişilerin davranışlarını bir miktar etkileyebiliyor8. Örneğin, daha önceki ilişkilerinde hep hüsrana uğramış, partnerinin yalan söylediğine sıklıkla şahit olmuş birinin yeni bir ilişkiye başladığındaki durumu ile daha önceki ilişkilerinde hep mutlu olmuş ve güveni sarsılmamış birinin durumu birbirinden fazlasıyla farklı. Buna göre, önceki ilişkilerinde güveni sarsılmış birinin yeni bir ilişkide güven unsurunu kendince sağlaması ve karşıdakine güvenebilmesi, daha önce böyle bir problem yaşamamış kişiye kıyasla daha zorlu bir süreç gerektiriyor.

Bunun yanında, ilişkilerdeki dönüm noktaları da (ilk kez elele tutuşmak, ilk kez öpüşmek, ilk kez partnerin arkadaşlarıyla tanışmak gibi) iki yabancıdan birbirinin bağlanma figürü olmaya geçişte önemli bir rol oynuyor9. Örneğin birlikte zaman geçirmek, kişilerin kendileriyle ilgili bir şeyler paylaşabilmesi veya fiziksel temaslar kişilerde belirli psikolojik, fiziksel ve davranışsal değişimlere sebep oluyor. Aynı zamanda her bir dönüm noktasında, kişiler kendi istekleri ve hedeflerini sürdürmeye devam etme ve partneriyle bir bağ kurabilmek için kendinden vazgeçebilme güdüleri içerisinde bir gerginlik ve git gel yaşayabiliyorlar. Öte yandan, bu dönüm noktaları kişilerin partnerleri hakkında daha fazla fikir sahibi olmalarına yardımcı olabiliyor ve buradaki etkileşimlerin tekrarı da zihinsel imgelerde yer ediyor. Fakat bu dönüm noktaları, her ilişkide farklı olabiliyor ve her bir birey için farklı bir anlam ifade edebiliyor. Yani bir kişi ilk öpüşmeyi bir dönüm noktası olarak görürken, bir başka kişi ilk cinsel birlikteliğe bu şekilde bakabiliyor.

İki yabancıdan iki bağlanma figürüne dönüşmek, yani o size aylar ya da yıllar önce tamamen bir yabancı olan kişinin şu an hayatınızdaki en önemli insan olması gerçekten de zorlu ve uzun bir süreç. Unutmamak gerekiyor ki bu süreçte tekrar edilen davranışlar partnerinizde nasıl bir zihinsel imge oluşturduğunuzun belirleyicisi oluyor. Partnerinden sürekli olumlu davranışlar gören kişilerin zihinsel imgelerinde de partnerler olumlu bir yer ediniyor. Benzer bir şekilde kişi sürekli olumsuz davranışlarla karşılaştığında partnerini de zihnine olumsuz renklerle kazıyor. Bu bilgiyi özellikle de ilişkilerimizin kurulma ve güçlenme aşamasında aklımızda tutmamız, partnerlerimizin zihnindeki imgelerimizi olumlu kılabilmenin de yegane yolu. Başka bir deyişle, ne kadar olumlu etkileşim, o kadar olumlu bir temsiliyet!

Yazan: Begüm Yılmaz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Selcuk, E., Zayas, V., & Hazan, C. (2010). Beyond satisfaction: The role of attachment in marital functioning. Journal of Family Theory & Review, 2, 258-279.

[2] Selcuk, E., Zayas, V., Günaydin, G., Hazan, C., & Kross, E. (2012). Mental representations of attachment figures facilitate recovery following upsetting autobiographical memory recall. Journal of Personality and Social Psychology, 103, 362-378.

[3] Master, S. L., Eisenberger, N. I., Taylor, S. E., Naliboff, B. D., Shirinyan, D., & Lieberman, M. D. (2009). A picture’s worth: Partner photographs reduce experimentally induced pain. Psychological Science, 20(11), 1316-1318.

[4] Zayas, V., Günaydin, G., & Shoda, Y. (2015). From an unknown other to an attachment figure: How do mental representations change as attachments form?. In Bases of adult attachment (pp. 157-183). Springer, New York, NY.

[5] Bowlby, J. (1982 [1969]). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2nd ed.). New York, NY: Basic Books.

[6] Hazan, C., Gur-Yaish, N., & Campa, M. (2004). What does it mean to be attached? In W. S. Rholes & J. A. Simpson (Eds.), Adult attachment: New directions and emerging issues (pp. 55 – 85). New York: Guilford Press.

[7] Zeifman, D., & Hazan, C. (2008). Pair bonds as attachments: Reevaluating the evidence. In J. Cassidy & P. R. Shaver (Eds.), Handbook of attachment: Theory, research, and clinical applications (2nd ed., pp. 436 – 455). New York: Guilford Press.

[8] Zayas, V., Shoda, Y., & Ayduk, O. N. (2002). Personality in context: An interpersonal systems perspective. Journal of personality, 70(6), 851-900.

[9] Baxter, L. A., & Bullis, C. (1986). Turning points in developing romantic relationships. Human Communication Research, 12(4), 469-493.