Romantik İlişkiler

Partner Seçimi: O İnsanı Nasıl Seçiyoruz?

The Sunbathers – Henry Scott Tuke

Partnerlerimiz veya partner olamadıklarımız sadece bir tesadüf sonucu yollarımızın kesiştiği ve şans eseri tanışmış bulunduğumuz insanlar mı, yoksa kaderin karşımıza çıkardığı ruh eşlerimiz mi? Hepimiz hayat hikayemizin ve hayatımıza dokunan insanların biricik ve eşsiz olduklarına inanmak istesek de bazı ortak etmenler hepimizin ilişkilerini aynı şekilde etkiliyor1.

Partner seçimimiz, sadece mutluluğumuzu değil iş verimliliğimizi veya ne kadar yaşayacağımızı bile derinden etkiliyor2,3. Peki, milyonlarca potansiyel partner içinden “o” insanı nasıl buluyoruz ve bu sürecin ne kadarı içgüdüsel, ne kadarı tesadüfi gerçekleşiyor? Bu süreci giderek daralan dört bölüme ayırabiliriz: “Kim erişilebilir?”, “Kimi çekici buluyoruz?”, “Kim ilgili ve ulaşılabilir?”, “O kişi kim?”. Başlamadan önce bu konuda yapılmış olan araştırmaların büyük bir bölümünün heteroseksüel çiftlerle yapıldığını belirtmek istiyoruz, ancak zaten elimizde bulunan araştırmalar gösteriyor ki cinsel yönelim farklılıkları insanların aşkı nasıl yaşadıklarını veya partnerlerini nasıl seçtiklerini değiştirmiyor4,5.

İdeal sevgili, bizimle aynı şehirde ya da dünyanın öbür ucunda olabilir ancak tanışamadıktan sonra bunun hiçbir önemi yoktur. Her ne kadar bu fiziksel ulaşılabilirliğin önemli olduğunu bilsek de yine de üzerinde yeterince durmayız. Sevgilinizin bir ünlüyü beğenmesinden çok da rahatsız olmazsınız, ancak aynı ünlü gelip karşı dairenize taşındığında bu rahatsızlık oldukça artacaktır çünkü fiziksel olarak yakın olmak insanların birbiriyle etkileşime geçebilme ihtimalini arttıracaktır. Yine de sevgilisi olan birine partnerini nasıl seçtiğini sorduğunuzda muhtemelen size sebep olarak fiziksel olarak ulaşılabilir olmasını söylemeyecektir. Ama fiziksel olarak yakın olmak aslında ilişki kurmamız üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip. 2006 yılında öğrencilerin bir eğitim yılı boyunca attıkları e-postaların incelenerek yapılan bir araştırmada, ortak bir ders almanın birbiriyle tek bir ortak arkadaşı dahi olmayan insanların karşılıklı iletişime geçme ihtimalini 140 kat arttırdığı gözlemlenmiştir6. Ortak arkadaşlar bulunsa bile beraber bir ders almak tanışma ihtimalini üç kat arttırmıştır.  Hatta, sınıflarda oturma yeri gibi yüzeyde önemsiz ve küçük gözüken değişiklikler yapmak bile dönem sonunda kurulan arkadaşlıkları etkilemiştir7.

Teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşması ulaşılabilirliğin fiziksel duvarlarının yıkılmasını sağlamış olsa da yine de internette kapladığımız yer bu ulaşılabilirliği sınırlandırıyor. Amerika’da ülke genelinde yapılan bir araştırma gösteriyor ki heteroseksüel çiftler için internet üzerinden tanışmak, arkadaşlar aracılığıyla tanışmanın ardından ikinci sırada gelirken homoseksüel çiftler için büyük bir farkla birinci sırada yer alıyor8. Fiziksel ulaşılabilirlik için sosyal ağlardaki yakınlık da önem taşıyor. İnsanlar potansiyel partnerlerine aile, arkadaş gibi ortak tanıdıkları aracılığıyla da ulaşabiliyorlar. 1980 yılında yayınlanan ve üç ayrı küçük sosyal ağda (kilise, kafe ve fabrika) yapılan uzun süreli bir araştırmada, üç ortamda da ortak bir tanıdığı olan insanların tanışma ihtimalinin oldukça arttığı bulunuyor9.

Yollarımızın kesiştiği bu daha küçük insan havuzunun da ancak belli bir bölümünü diğerlerine kıyasla daha çekici buluyoruz. Bu çekiciliği sağlayan faktörlerden benzerlik ve aşinalığın, fiziksel ulaşılabilirlikle ilintili olduğunu söyleyebiliyoruz. Partnerlerin birçok konuda birbirlerine benzemeye yatkın olduğunu biliyoruz. Bunun başlıca sebebi ise insanların kendilerine benzer olduğunu düşündükleri insanları daha çekici bulması oluyor. Araştırmalar gösteriyor ki hem heteroseksüel hem de homoseksüel bireyler yaş, eğitim, din, politik görüş ve finansal durum açısından kendilerine benzer insanları tercih ediyorlar10, 11, 12, 13. Ancak, benzerliğin önemi konusundaki araştırmalar algılanan benzerliğin objektif benzerlikten daha önemli olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle, aslında bireylerin partnerleriyle benzer olduklarını düşünmeleri ilişki kurma sürecinde benzer olmalarından daha önemli bir hale geliyor14.

Aynı şekilde, aşinalığın da çekicilik için çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. O kadar ki insanlar laboratuvar ortamında sadece mili saniyeler için gösterilen yüzlerin sahiplerini bile sevmeye daha yatkın oluyorlar15. Fakat, aşinalığın etkisinin çift taraflı olduğunu söyleyebiliriz yani aşinalık olumlu duyguları arttırdığı kadar olumsuz duyguları da arttırabiliyor.

Birçok ayrı kültürde yapılan araştırmalar gösteriyor ki hem heteroseksüel hem de homoseksüel bireyler güvenilir, nazik ve sıcakkanlı insanları daha çekici buluyor4. Karakterle ilgili bu gözlemlerimizi ise insanların yüzüne baktığımız ilk saniyede dahi yapabiliyoruz16.

Çekici bulduğumuz insanları belirledikten sonraki adım kimin hislerimize karşılık verdiğini bulmak oluyor. Diğer bütün parametreler eşit tutulduğunda bireyler hislerine karşılık verdiğini düşündükleri insanları daha çekici buluyorlar17. Bu karşılık ise insanları reddedilmenin sebep olduğu duygusal acıdan koruyor. Fakat, bu karşılık hissi çekici olsa da seçici olmak da önemli bir rol oynuyor, yani zoru oynamak bireyi ulaşması imkansıza dönüşmediği sürece işe yarayabiliyor.

Bireylerin aradığını iddia ettikleri özellikler çoğu zaman partnerlerinin özellikleriyle tamamen örtüşmüyor18. Burada ise tutulmanın etkileri devreye giriyor19. Bu etkiler bireyin odağının tek bir kişide toplanabilmesini ve diğer potansiyel adayları göz ardı edebilmesini sağlıyor. Ancak, bireyin sosyal çevresinin ilişkisini onaylamaması bu odağın dağılabilmesine sebep olabiliyor. Hatta, görüyoruz ki sosyal çevreleri tarafından onaylanan ve desteklenen ilişkilerde bulunan insanların ilişki memnuniyetleri ve ilişkiye olan bağlılıkları çok daha fazla oluyor20. Tam tersi şekilde, sosyal çevrenin onaylamadığı ilişkiler de bundan olumsuz etkilenebiliyor. Burada bireylerin çevrelerindeki insanların görüşlerine ne kadar önem verdiği büyük bir rol oynuyor.

Milyonlarca insan içinden birini seçmek aslında hiç kolay bir iş değil, ancak işin büyük bir bölümünü aslında çevremiz, bilinçaltımız ve yaşamayı seçtiklerimizle biz farkında olmadan yapıyoruz. Bu süreçte yaptıklarımız ve yaşadıklarımız ise aslında cinsiyetimize, içinde bulunduğumuz kültüre veya cinsel yönelimimize bağlı olarak çok büyük farklılık da göstermiyor.

Yazan: Orhun Ogün Yücel

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Gunaydin, G., Selcuk, E., & Hazan, C. (2013). Finding the One: A Process Model of Human Mate Selection. In C. Hazan & M. Campa (Eds.), Human bonding: The science of affectional ties (pp. 103-131). New York, NY: Guilford Press.

[2] Ryff, C. D., & Singer, B. H. (2001). Emotions, social relationships, and health. New York, NY: Oxford University Press.

[3] Selcuk, E., & Ong, A. D. (2013). Perceived partner responsiveness moderates the association between received emotional support and all-cause mortality. Health Psychology, 32(2), 231.

[4] Felmlee, D., Orzechowicz, D., & Fortes, C. (2010). Fairy tales: Attraction and stereotypes in same-gender relationships. Sex Roles, 62, 226-240.

[5] Peplau, L. A., & Fingerhut, A. W. (2007). The close relationships of lesbians and gay men. Annual Review of Psychology, 58, 405-424.

[6] Kossinets, G., & Watts, D. J. (2006). Empirical analysis of an evolving social network. Science, 311, 88-90.

[7] Back, M. D., Schmukle, S. C., & Egloff, B. (2011). A closer look at first sight: Social relations lens model analyses of personality and interpersonal attraction at zero acquaintance. European Journal of Personality, 25, 225-238.

[8] Rosenfeld, M. J., & Thomas, R. J. (2012). Searching for a mate: The rise of the Internet as a social intermediary. American Sociological Review, 77(4), 523-547.

[9] Hammer, M. (1980). Predictability of social connections over time. Social Networks, 2, 165-80.

[10] Buston, P. M., & Emlen, S. T. (2003). Cognitive processes underlying human mate choice: the relationship between self-perception and mate preference in Western society. Proceedings of the National Academy of Sciences, 100, 8805-8810.

[11] Hitsch, G. J., Hortaçsu, A., & Ariely, D. (2010). What makes you click: An empirical analysis of online dating. American Economic Review, 100, 130-163. 

[12] Leskovec, J., & Horvitz, E. (2007). Worldwide buzz: Planetary-scale views on an instant-messaging network. Microsoft Research Technical Report MSR-TR-2006-186. Retrieved April 7, 2019, from http://research.microsoft.com/en-us/um/people/horvitz/msn-paper.pdf

[13] Mayer, A., & Puller, S. (2008). The old boy (and girl) network: Social network formation on university campuses. Journal of Public Economics, 92, 329-347.

[14] Selfhout, M., Denissen, J., Branje, S., & Meeus, W. (2009). In the eye of the beholder: Perceived, actual, and peer-rated similarity in personality, communication, and friendship intensity during the acquaintanceship process. Journal of Personality and Social Psychology, 96, 1152-1165.

[15] Bornstein, R. F., Leone, D. R., & Galley, D. J. (1987). The generalizability of subliminal mere exposure effects: Influence of stimuli perceived without awareness on social behavior. Journal of Personality and Social Psychology, 53, 1070-1079.

[16] Willis, J., & Todorov, A. (2006). First impressions: Making up your mind after a 100-ms exposure to a face. Psychological Science, 17, 592-598.

[17] Williams, K. D., & Nida, S. A. (2011). Ostracism: Consequences and coping. Current Directions in Psychological Science, 20, 71-75.

[18] Eastwick, P.W., & Finkel, E.J. (2008). Sex differences in mate preferences revisited: Do people know what they initially desire in a romantic partner? Journal of Personality and Social Psychology, 94, 245-264.

[19] Tennov, D. (1979). Love and limerence. The experience of being in love. New York: Stein and Day.

[20] Etcheverry, P. E., & Agnew, C. R. (2004). Subjective norms and the prediction of romantic relationship state and fate. Personal Relationships, 11, 409-428.

Reklamlar