Romantik İlişkiler

Stres İlişkilerimizi Nasıl Etkiliyor?

stres iliskilerimizi nasıl etkiliyor
Sorrowing Old Man – Van Gogh (1890)
Stres, çoğu zaman günlük yaşamımızın ayrılmak bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.  Çoğumuz, gün içerisinde pek çok farklı durumla ilgili stres yaşayabildiğimiz gibi, stresin kronik olduğu bazı dönemlerden de geçiyoruz. Yaşadığımız bu stresi çoğu zaman en yakınımızdakilere yansıtabiliyor, sebebi onlar olmasa da bir şekilde bu durumdan etkilenmelerine sebep olabiliyoruz. Peki stres yakın ilişkilerimizi nasıl etkiliyor?

Bazen ilişkilerimizde yaşadığımız olumsuz durumlar bizde stres yaratıp diğer sosyal ortamlarımıza yansıyabiliyorken, bazen de sosyal ortamlardan kaynaklanan stres, ilişkilerimizi etkileyebiliyor. Buna, literatürde stres bulaşması deniyor. Pek çok araştırma, stres bulaşmasının sanılanın aksine, ilişkilerimizden sosyal ortamlarımıza değil; sosyal ortamlardan ilişkilerimize doğru olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, iş veya başka sebeplerden kaynaklanan stresimizin acısını partnerimizden çıkartabiliyoruz1. Bunun sebebi ise sosyal ortamlarda (genellikle de iş hayatımızda) otoritesine itaat etmek durumunda kaldığımız kişilerin bulunması olarak açıklanıyor. Bir nevi, sosyal bir ortamda yaşadığımız gerginlikten dolayı partnerimize tepki göstermek, partnerimizden dolayı patronumuza tepki göstermekten çok daha kolay. Çünkü, yakın ilişkilerimizde iş yerindeki gibi bir otorite kavramını barındırmıyoruz. Partnerimize sinirlenip, acısını patronumuzdan çıkardığımızda işsiz kalabiliriz. Tabii ki patronumuza sinirlenip, partnerimize bu gerginliği yansıttığımızda, ilişkimizi riske atabiliyoruz. Ancak genellikle, ilişkimizin toparlanmasının kovulduğumuz bir işe tekrar girmekten veya yeni bir iş arama sürecinden daha kolay olduğunu düşünme eğiliminde oluyoruz.

Bir diğer araştırma ise önemli bir gerçeği gözler önüne seriyor: Stres ister sosyal ortam, ister ilişki kaynaklı olsun; varlığıyla bizi ilişkilerimiz hakkında olumsuz düşünmeye ve hissetmeye sürükleyebiliyor. Stres yaşayan kişiler, ilişkilerinden yeterli memnuniyeti alamadıklarını ve ilişkilerinden yeterince tatmin olamadıklarını düşünmeye başlıyorlar. Bu davranış biçimi herhangi bir kültür, din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim vs. fark etmeksizin gözleniyor2. Ortalama stres seviyesindeki bir insan, ilişkisinde bir memnuniyet kaybı algılamazken, yüksek stres sahibi biri tam tersi ilişkisinin onu artık memnun etmediğini düşünebiliyor. Bunun sebebinin ise stresin bilişsel kaynaklarımızı sonuna kadar sömürmesi olduğu düşünülüyor. Bilişsel kaynakları tükenen bir kişi, ilişkisindeki problemleri artık daha kolay dile getirebiliyor çünkü stres seviyesinin normal olduğu zamanlardaki gibi sorunların kolay çözülebileceğini düşünmüyor. Çünkü bu kişinin düşünme, problem çözme, mantık, dikkat, bellek gibi bilişsel kaynakları stres nedeniyle tükenmiş oluyor. Partneri hakkında zaten birtakım olumsuz düşünceler taşıyan bu kişi, özellikle de stresli bir dönem geçirirken, daha fazla içsel atıfta bulunuyor. Başka bir deyişle, partnerinin de böyle bir dönemden geçiyor olabileceğini veya onun da kendi problemleri olabileceğini düşünmek yerine, partnerinin “böyle bir karakterde” birisi olduğunu düşünerek onu suçlama eğilimi gösterebiliyor.

İlişkiler ve stres söz konusu olduğunda karşımıza stres modeli denilen bir olgu çıkıyor. Bodemann’ın ortaya attığı bu modele göre, stresli olunan zamanlarda çiftler beraber daha az vakit geçiriyorlar. Birlikte geçirdikleri vakit nicel olarak değişmese de nitelik olarak kötüleşebiliyor. Bu dönemlerde partnerler arasındaki iletişim de sekteye uğruyor. Birbirlerinin kişiliklerinde sorun yaşadıkları ancak tolerans gösterebildikleri yönler, stresli zamanlarda katlanılması çok güç hale gelmeye başlıyor. Tüm bunlar karşılıklı olarak birbirine yabancılaşma olarak geri dönüyor ve partnerlerde ilişkiden duyulan memnuniyetin düştüğü gibi bir algı oluşturuyor. Bu algı ise koşulların ve sorunların değişmeyeceği düşüncesini tetikleyerek çiftleri ayrılığa kadar sürükleyebiliyor3.

Hepimiz, bir ilişkiye başladığımızda partnerimizin kişiliğini ve durumsal değişkenleri sabit olarak kabul etme eğiliminde olsak da, aslında her gün değişiyoruz ve içinde bulunduğumuz durumlar da zaman zaman daha zor hale gelebiliyor4. İş yükümüz fazlalaştığında veya iş yerindeki stresimiz arttığında ise, bunu ilişkilerimize de yansıtmak da kaçınılmaz oluyor. Bu davranışı her zaman direkt yollarla değil, kimi zaman dolaylı yollarla da gerçekleştirebiliyoruz. Örneğin, bazen partnerimizle özellikle iletişim kurmamayı tercih edebiliyoruz. Ya da, ortalama bir stres altındayken yaşadığımız bir problemi paylaşabilecekken, yüksek stres altında olduğumuzda bu problemleri partnerlerimizle paylaşmamayı tercih edebiliyoruz. Aslında bunu partnerlerimizi artık sevmediğimiz ya da onunla herhangi bir şey paylaşmak istemediğimiz için değil, bir an önce iyileşebilmek amacıyla yapıyoruz.

Bunun yanı sıra, yüksek stres altındayken partnerimizden çok fazla destek görmüyorsak, ilişkimizi sürdürme konusunda da daha çekimser davranıyoruz çünkü kendimizi hem ilişkinin içerisinde hem de genel anlamda yorgun hissedebiliyoruz. Bu tip durumlarda, iyileşme sürecini tamamlayamayabiliyoruz ve bu sebeple de partnerin dahil olmadığı sosyal ortamlarda, örneğin arkadaşlarımızla, daha fazla vakit geçirebiliyoruz. Ancak ortalama düzeyde, hatta yüksek seviyede destek görüyorsak, yaşadığımız stresli bir süreci çok daha iyi atlatabiliyoruz.

Tüm bu çalışmalar gösteriyor ki, stresin ve yarattığı olumsuz durumun geçici olduğunu unutmamamız gerekiyor. Öte yandan stresli dönemlerde ani kararlar almamak da büyük bir önem taşıyor. Çünkü, bu dönemde bilişsel yeteneklerimiz ve algılama kapasitemiz de oldukça kötü işliyor. Stresli dönemlerinde partnerlerimize olabildiğince destek olmak da oldukça önemli bir başka davranış. Çünkü bu sayede, ilişkimizdeki memnuniyet seviyesini dengede tutabiliyor ve bu süreci daha az iletişim sorunu yaşayarak atlatabiliyoruz.

Yazan: Berk Bilmez

Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Bolger, N., DeLongis, A., Kessler, R. C., & Wethington, E. (1989). The contagion of stress across multiple roles. Journal of Marriage and the Family, 51, 175-183.

[2] Neff, L. A., & Karney, B. R. (2004). How does context affect intimate relationships? Linking external stress and cognitive processes within marriage. Personality and Social Psychology Bulletin, 30, 134-148.

[3] Randall, A. K., & Bodenmann, G. (2009). The role of stress on close relationships and marital satisfaction. Clinical Psychology Review, 29, 105-115.

[4] Repetti, R. L. (1989). Effects of daily workload on subsequent behavior during marital interaction: The roles of social withdrawal and spouse support. Journal of Personality and Social Psychology, 57, 651-659.