Erken Çocukluk İlişkileri

Çocuk İstismarı Nedir, Nelere Yol Açabilir?

tell-metheres-a-heaven-paul-lovering.jpg
Tell Me There’s A Heaven – Paul Lovering

Bu yazımızda hakkında araştırıp yazarken dahi zorlandığımız ama toplum olarak bilinçlenmemiz ve hakkında konuşmamız gereken bir konu olan çocuk istismarı konusuna değineceğiz. 2016 yılında yürütülen bir çalışma Amerika’da her yedi çocuktan en az birinin geçen bir yıl içerisinde istismara maruz kaldığını gösteriyor1. Yine aynı rapora göre sosyo-ekonomik durumu daha zayıf olan çocuklar sosyo-ekonomik durumu daha iyi olan çocuklara göre 5 kat daha fazla istismara maruz kalıyor. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin raporuna göre ise Türkiye’de her 3 çocuktan biri çocuk istismarına maruz kalıyor. Çocuk istismarı; anne-babası, bakıcısı ya da koruyucu ebeveyn rolündeki biri tarafından çocuğa fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet uygulanması, çocuğun duygusal ya da fiziki olarak  ihmal edilmesi gibi çocuğa zarar verebilecek ya da zarar verme potansiyeli olan davranışlar olarak tanımlanıyor1.

Fiziksel şiddet çocukta fiziksel bir zarara yol açabilecek vurma, tekmeleme, sarsma, yakma gibi davranışlarla fiziksel gücün kasten çocuk üzerinde kullanılmasını kapsıyor. 17 binin üzerinde katılımcı ile yürütülen bir çalışmada, katılımcıların yüzde 28’i çocukluğunda fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtirken yüzde 21’i de cinsel şiddete maruz kaldığını söylüyor2. Cinsel şiddet ise cinsel eylemlerde bulunması için çocuk üzerinde baskı kurmak ya da onu buna zorlamak olarak tanımlanıyor. Türkiye’deki verilere baktığımızda cinsel istismar mağduru çocuk sayısının 2014’te 74.064 iken 2016’da 83.552’ye yükselmiş olduğunu görüyoruz.

Duygusal şiddet çocuğun kendine verdiği değere, öz saygısına ve duygusal anlamda iyi olma haline zarar verecek davranışları, örneğin isim takmayı, aşağılamayı ve dışlamayı, kapsıyor. İhmal (neglect) ise çocuğun temel fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının (barınma, beslenme, giyinme, tıbbi yardıma erişebilme gibi) karşılanmaması olarak tanımlanıyor. Amerika Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verileri istismara maruz kalan çocuklar arasında ihmal edilen çocuklarının oranının 1990’da yüzde 49 iken 2016’da yüzde 75’e çıktığını gösteriyor3. UNICEF’in Türkiye’de yaptığı araştırmaya göre ise çocuklar duygusal istismara sırasıyla ev, okul ve sokakta maruz kaldıklarını, kendilerini istismar eden kişilerin de sırasıyla baba, öğretmen, anne, arkadaş ve komşu olduğunu anlatmışlardır.

Peki çocukluğunda istismara maruz kalmış olmak nelere yol açabilir? Fiziksel şiddet sonucu zedelenen, hasar görmüş bir beden aslında istismarın tek sonucu değil. İstismara maruz kalan çocukların sosyal ve duygusal becerileri zarar görüyor ve bu çocuklar ciddi sosyal kaygılar ediniyorlar. Ne yazık ki çocuklukta maruz kalınan istismarın etkileri, eğer tedavi edilmezse, çocukta hayatı boyunca izlerini gösterebiliyor1. Örneğin çocukluğunda şiddete maruz kalmış olmak, yetişkinlikte kişinin şiddete maruz kalma ya da şiddet uygulama eğilimini arttırabiliyor. İstismara uğrayan çocuklarda, sağlıklı bir ortamda yetişen çocuklara kıyasla, madde kullanımı, beyin gelişiminde gecikme, eğitim hayatında aksama, iş hayatında daha az fırsata sahip olma risklerinin arttığı bulunuyor. İstismar kronik bir hal almış ise çocuğu post travmatik stres bozukluğu, davranış bozukluğu gibi rahatsızlıklara karşı daha savunmasız bırakıyor.

Her ne kadar çocuk istismarı dediğimizde kafamızda fiziksel ya da cinsel şiddet canlanıyorsa da bu yazımızda çocuğa uygulanan duygusal ve sözlü şiddetin de en az fiziksel ya da cinsel şiddet kadar çocuğa zarar verebileceğini vurgulamak istiyoruz. Sürekli “Bunu da mı yapamadın, sen neden böylesin” gibi cümlelere maruz kaldığınız ve eleştirildiğiniz, yaptığınız hiçbir şeyin takdir edilmediği bir ortamda büyüdüğünüzü düşünün. Kendiniz hakkındaki düşünceleriniz ne yönde şekillenirdi?

İnsan türü olarak olumsuz eleştiriye takdire verdiğimizden daha hızlı yanıt veriyoruz ve eleştiriden takdirden etkilendiğimizden daha çok etkileniyoruz4. Çocuklarda da bu durum aynı ve bir ebeveyni her ne kadar sevgi ve şevkat dolu olsa da diğer ebeveynin kurduğu aşağılayan, eleştiren cümleler çocuğa zarar vermeye devam ediyor5. Güvenli, ihtiyaçlarının dikkate alındığı ve en kısa sürede giderilmeye çalışıldığı bir ortamda yetişen çocuğun beyin gelişimi normal seyrederken ilgisiz ve saldırgan bir ortamda yetişen çocukların beyin gelişimi bundan etkileniyor. Karar verme mekanizmasında rol oynayan frontal korteksin ve duyguları düzenlemede rol oynayan limbik sistemin bir parçası olan hipokampüsün etkilenen bölgelerden olduğu biliniyor. Ayrıca ebeveynleri tarafından sürekli olarak iletilen “sen başarısızsın, değersizsin” anlamındaki mesajların içselleştirilmesi çocuğun kişiliğini, davranışlarını ve özgüvenini etkiliyor. Çevresinden duyduklarına inanmaya başlayan çocuk özeleştiri yapmaya başlıyor ve bu bir yerden sonra çocuğun  her “hatasını” kişilik özellikleri ile açıklamasına ve kendinden nefret etmesine kadar gidebiliyor7.

Çocuk istismarı söz konusu olduğunda bireysel, ailesel, toplumsal ve çevresel birçok faktörü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Her ne kadar önüne geçilmesi zor olan bazı faktörler olsa da güvenli, stabil ve besleyici bir çevre ve ilişkiler kurmak istismarı önleyebilmek adına önem kazanıyor. Bu yazı ile çocukluk çağında maruz kalınan istismarın ne denli ciddi etkileri olabileceğini vurguluyoruz; fakat elbette istismara maruz kalmış her çocuk yukarıda bahsettiğimiz süreçlerden geçer diye bir durum söz konusu değil. Bazı durumlarda çocuğun kendini kurtarabileceği ve hayatını daha olumlu şekilde yönlendirebileceği bazı faktörler devreye giriyor ve koruyucu bir rol oynuyor. Gelecek yazılarımızda bu faktörlere ve istismara uğramış bir çocuğun kendine farklı bir yol çizmesinin nasıl mümkün olabileceğine değineceğiz.

Yazan: Pelin Gömleksiz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar:

[1] Fortson B, Klevens J, Merrick M, Gilbert L, Alexander S. (2016). Preventing Child Abuse and Neglect: A Technical Package for Policy, Norm, and Programmatic Activities. Atlanta, GA: National Center for Injury Prevention and Control, Centers for Disease Control and Prevention.

[2] Felitti, V. J., Anda, R. F., Nordenberg, D., Williamson, D. F., Spitz, A. M., Edwards, V., . . . Marks, J. S. (1998). Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading causes of death in adults: The Adverse Childhood Experiences (ACE) Study. American Journal of Preventive Medicine, 14, 245-258.

[3] Annual Child Maltreatment Report. Retrieved from U.S. Department of Health and Human Services: Administration for Children and Families and Office of Child Abuse and Neglect.

[4] Baumeister, Roy and Ellen Bratslavsky, Catrin Finkenauer and Kathleen D. Vohs, “Bad is Stronger than Good,” Review of General Psychology (2001), vol.5, no.4, 323-370.

[5] Polcari, Ann, Karen Rabi et al, “Parental Verbal Affection in Childhood Differentially Influence Psychiatric Symptoms and Wellbeing in Young Adulthood,”Child Abuse and Neglect (2014), 38 (1), 91-102.

[6] Teicher, Martin P., Susan L. Anderson et al. “The neurobiological consequences of early stress and childhood maltreatment, Neuroscience and Biobehavioral Reviews (2003), 27, 33-44.

[7] Sachs-Ericsson, Natalie, Edelyn Verona, Thomas Joiner and. Kristopher J. Preacher, “Parental verbal abuse and the mediating role of self-criticism in adult internalizing disorders,” Journal of Affective Disorders (2006) 93, 71-78.

Reklamlar