Arkadaşlık İlişkileri

Sosyal Dışlanmayla Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Landscape San Sebastian – Joaquín Sorolla y Bastida

Reddedilmiş ya da dışlanmış hissettiğimizde hayatımızda tutunacak bir dal aramak neredeyse refleksif bir tepkidir. Peki, bu tepkinin dışlanma tecrübemize olumlu ya da olumsuz bir etkisi var mı? Dışlanmanın kendimizi değersiz hissetmek gibi etkilerini bize değer verdiğini bildiğimiz insanların varlığıyla giderebiliriz1. Peki ya çevremizde bize destek olabilecek herhangi bir insan yoksa?

İnsanın kendisini hiçbir yere ait hissedemediği anlar için en iyi çözüm yöntemi, tekrar sosyal kabul ve bağlanma sağlamaktır. Güncel araştırmalar, insanlar aidiyet ihtiyaçlarını karşılayamadıklarında davranışlarının otomatik ve kontrolsüz bir şekilde değiştiğine işaret ediyor2. İnsanlar, özellikle dışlanma sonrası zarar görmüş bağları tamir edebileceklerine inanıyorlarsa karşılarındakilerinin davranışlarını taklit ediyorlar ve bunu farkında bile olmadan yapıyorlar3. Aynı şekilde, dışlanan bireylerin dayanışmaya ve uyumluluğa meyilliliğinin artması da anlık bir tepki olarak kendini gösteriyor. Örneğin, bir top atma oyununda dışlanan bireylerin tekrar gruba dahil olabilmek için daha fazla çabalamaya başladığı gözlemleniyor4. Ancak, bütün bu yöntemler bireyler tekrar dahil olabileceklerini düşündüklerinde gözlemleniyor. Maalesef ki, bu şansa her zaman sahip olamıyoruz.

Annesini kaybetmiş bir çocuğun annesi kokan bir tişörtle uyuması elle tutulur sosyal sembollerin gücüne işaret ediyor. Dışlanmak ya da soyutlanmak kaçınılmaz hale geldiğinde bir nevi “sosyal atıştırmalık” adını verebileceğimiz davranışlar sayesinde bununla baş etmeye çalışıyoruz. Bu sosyal atıştırmalık adını verdiğimiz davranışlar sosyal açlığımıza veya aidiyet ihtiyacımıza kalıcı çözüm sağlayamasa da sağlıklı bir sosyal çevreye dönüşümde bir tampon bölge görevi görüyor5. Yetişkinler için de bir nişan yüzüğü ya da tatilde alınmış bir hediye bile bu bağlanma ihtiyacını güçlü bir şekilde karşılayabiliyor6. İnsanlar yalnız hissedip de elle tutulur bir hatıra bulamadıklarında ise eski mesajları tekrar okuyarak, sevdiklerinin fotoğraflarına bakarak ve onları düşünerek hisleriyle baş ediyorlar5.

Bütün bu “sosyal atıştırmalık” davranışları içinde en çok görülen ise sevdiklerinin fotoğraflarına bakmak. Amerika genelinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki; yetişkinlerin %85’i cüzdanlarında, çantalarında veya çalışma masalarında sevdiklerinin resimlerini bulunduruyorlar ve bu hatırlatıcılar çalışanlara destek hissi ya da daha yüksek verimlilik sağlayarak iyi geliyor7. Hatta, fotoğrafların sosyal bağlara olan etkisi o kadar derin ki insanlara bir yabancıyla olan bir resimlerini vermek karşılıklı yakınlık hissi uyandırmaya yetiyor8.

Bunun yanı sıra, sevdiğimiz insanlarla paylaştığımız olumlu bir hatırayı düşünmek de sosyal dışlanma durumlarında ortaya çıkan saldırganlık eğilimini azaltabiliyor9. Sevdiğimiz insanlarla hatıralarımızı düşünmek, onlarla olan fotoğraflarımıza bakmak gibi kötü durumlarla başa çıkma gücümüzü arttırıyor10.

Peki şahsen tanımadığımız ama aslında tanıyor gibi hissettiğimiz ünlülerin bize böyle durumlarda bir yararı olabilir mi? Parasosyal ilişkiler, insanların ünlüler, televizyon ve internet figürleriyle kurdukları tek taraflı bağları kapsıyor ve herhangi bir televizyon dizisine ya da ünlüye ilgi duymaktan çok daha öteye gidiyor11. Bu bağları kuran insanlar televizyon karakterlerinin kendilerine yoldaşlık ettiğini ve seslerini duymaktan dahi mutlu olduklarını belirtiyorlar12. Bu tip ilişkiler kuran insanlar genelde utangaç oluyorlar ve ilişkilerinde kaygılı bağlanıyorlar12. Aynı şekilde utangaçlık seviyesi ve hissedilen aidiyet ihtiyacı arttıkça bağ kurulan karakterlerden beklenen gerçekçilik seviyesi azalıyor. Yani, bir çizgi film karakteriyle sadece aidiyet ihtiyacı yüksek bireyler bağ kurabilirken bir insanın canlandırdığı bir televizyon karakteriyle ise herhangi bir insan bağ kurabiliyor. Bu konuda yapılan bir araştırma evrimin bizi televizyon ve gerçek hayattaki sosyal etkileşimleri ayırmaya hazırlamamasından dolayı, parasosyal ilişkilerin aynı arkadaşlık ilişkileri gibi tecrübe edildiğini öne sürüyor13. Öyle görünüyor ki parasosyal ilişkiler sosyal ve psikolojik olarak soyutlanmış insanlar için tek taraflı da olsa bir ilişki kurma fırsatı sağlıyor5. Ancak, bütün bu parasosyal ilişkilerin toplumdan soyutlanmış bir bireyin sosyal açlığını doyurabilecek kadar iyi bir koruma sağlayıp sağlayamadığını hala tam olarak bilemiyoruz.

Gerçek olsun ya da olmasın geçmişteki olumlu sosyal tecrübelerimiz ve hatıralarımız, dışlanma ve reddedilme anlarımızda bize yardımcı oluyor. Bu yüzden, siz de zor anlarınızda size ne kadar değerli olduğunuzu hatırlatmaları için elinizden geldiğince sevdiklerinizin resimlerini beraberinizde taşıyabilir ya da hiç olmazsa stresli anlarınızda sevdiklerinizle yaşadığınız güzel hatıraları hatırlamaya çalışabilirsiniz.

Yazan: Orhun Ogün Yücel

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Pickett, C. L., Gardner, W. L., & Knowles, M. (2004). Getting a cue: The need to belong and enhanced sensitivity to social cues. Personality and Social Psychology Bulletin, 30(9), 1095-1107.

[2] Williams, K. D., & Zadro, L. (2005). Ostracism: The indiscriminate early detection system. In K. D. Williams, J. P. Forgas, & W. von Hippel (Eds.), The social outcast: Ostracism, social exclusion, rejection, and bullying. New York: The Psychology Press.

[3] Lakin, J. L., Chartrand, T. L., & Arkin, R. M. (2008). I am too just like you: Nonconscious mimicry as an automatic behavioral response to social exclusion. Psychological Science, 19(8), 816-822.

[4] Williams, K. D., & Sommer, K. L. (1997). Social ostracism by coworkers: Does rejection lead to loafing or compensation?. Personality and Social Psychology Bulletin, 23(7), 693-706.

[5] Gardner, W. L., Pickett, C. L., & Knowles, M. (2005). Social snacking and shielding. The social outcast: Ostracism, social exclusion, rejection, and bullying, 227-242.

[6] Arriaga, X. B., Goodfriend, W., & Lohmann, A. (2004). Beyond the individual: Concomitants of closeness in the social and physical environment. In D. Mashek & A. Aron (Eds.), Handbook of Relationship Closeness (pp. 287-303). Lawrence, NJ: Erlbaum.

[7] Wells, M. (2000). Office clutter or meaningful personal displays: ‘The role of office personalization in employee and organizational wellbeing. Journal of Environmental Psychology, 20, 239-255.

[8] Burgess, M., Enzlc, M., & Murray, M.(2000). The social psychological power of photography: Can the image freezing machine make something out of nothing? European Journal of Social Psychology, 30, 613-630.

[9] Twenge, J. M., Catanese, K. R., & Baumeister, R. F. (2003). Social exclusion and the deconstructed state: time perception, meaninglessness, lethargy, lack of emotion, and self-awareness. Journal of Personality and Social Psychology, 85(3), 409.

[10] Selcuk, E., Zayas, V., Günaydin, G., Hazan, C., & Kross, E. (2012). Mental representations of attachment figures facilitate recovery following upsetting autobiographical memory recall. Journal of Personality and Social Psychology, 103(2), 362.

[11] Giles, D. C. (2002). Parasocial interaction: A review of the literature and a model for future research. Media Psychology, 4(3), 279-305.

[12] Rubin, A. M., Perse, E. M., & Powell, R. A. (1985). Loneliness, parasocial interaction, and local television news viewing. Human Communication Research, 12(2), 155-180.

[13] Cole, T., & Leets, L. (1999). Attachment styles and intimate television viewing: Insecurely forming relationships in a parasocial way. Journal of Social and Personal Relationships, 16(4), 495-511.

[14] Kanazawa, S. (2002). Bowling with our imaginary friends. Evolution and Human Behavior, 23(3), 167-171.

Reklamlar