Romantik İlişkiler

Karşılıksız Aşk II – Üstesinden Gelme Yöntemleri

WhatsApp Image 2018-12-01 at 11.06.51.jpeg
Kissing Magritte – Joe Webb (2012)

Bir önceki yazımızda karşılıksız bir aşk yaşamanın ardında yatan motivasyonları incelemiştik. Bu yazımızda ise karşılıksız bir aşka tutulmanın üstesinden gelmenin mümkün olup olmadığı üzerinde duracağız.

Aşkımızın karşılığını alamadığımızda ya da karşı taraf bizi reddettiğinde yaşadığımız acının, beyinde fiziksel acıyla aynı bölgeyi uyardığını, yani kalp kırıklığının yalnızca bir metafor değil, aslında fiziksel acı gibi can yakabilen bir şey olduğunu biliyoruz. Özellikle de reddedilme durumunda, bunun tamamen bizimle, herhangi bir özelliğimizle ya da karakterimizle ilgili olabileceğini düşünmeye daha meyilli oluyoruz. “Beni neden sevmedi, yoksa yeterince iyi değil miyim?” gibi sorular da böyle bir durumla karşılaşıldığında oldukça tanıdık geliyor.

Yaşanılan bu acıyla başa çıkmak için atılması gereken ilk adım farkındalık geliştirmek. Örneğin, bunun sadece sizin başınıza gelen bir durum olmadığını bilmekle işe başlamak gerekiyor. İnsanların %98’i hayatlarının bir döneminde karşılıksız bir aşka tutulma deneyimini yaşıyorlar1, yani bu durumdan muzdarip tek insan siz değilsiniz. Farkındalığın yaşanması gereken başka bir nokta ise bu durumun hayatınızda tekrarlanan bir durum olup olmadığı. Geçmiş yaşantınızı ve ilişkilerinizi düşündüğünüzde, bunların çoğunun karşılıksız olduğu gibi bir duruma rastladınız mı? Kendinizi neden hoşlandığım/aşık olduğum insanlardan bir dönüş alamıyorum, neden hep reddediliyorum ya da neden hep imkansız olanı istiyorum gibi soruyolar soruyorsanız, uzmanlar bunun bir rastlantıdan ziyade, çocukluğunuzda geliştirmiş olduğunuz bağlanma stilinizden kaynaklanabileceğini söylüyor2. Hayatında sürekli olarak karşılık alamadığı kişilere karşı romantik duygular besleyen insanların, çocukluğunda yaşadığı deneyimlere dayanarak güvensiz bir bağlanma stili geliştirmiş kişiler olduğu bulunuyor. Buna göre, bu kişiler, çocukluklarında yaşadıkları acının bu şekilde örtülebileceğini ya da giderilebileceğini düşünüyorlar fakat bu durum bilinçli bir şekilde gerçekleşmiyor, bu nedenle de kişiler tarafından farkedilemeyebiliyor1.

Karşılıksız aşka bir de öteki taraftan yaklaşıldığında akla şöyle bir soru geliyor: Aşk dediğimiz şey bu denli doyurucu, kendinden geçirici bir deneyimse, neden bize aşık olan birini reddediyoruz? Araştırmacılar, karşılıksız aşkla ilgili olarak bir de karşı taraftaki kişinin, yani aşık olunan tarafın içinde bulunduğu hal ve durumu inceliyorlar ve araştırmalar sonucunda bu soruya karşılık iki açıklama getiriyorlar. İlk olarak, insanların çoğu aşık olma duygusuyla hareket etmekten ziyade, aşık olacağı kişi konusunda oldukça seçici. Yani, kişinin karşıdaki kişiyle –o kişi sizi büyük bir aşkla sevse bile- uyumlu olup olamayacağı, karşılıklı olarak aşık olma durumundan çok bağımsız. İkinci olarak da, çoğu insana göre sevilmek çok imrenilesi bir durum gibi gözükse de, reddeden kişi için durum biraz daha farklı. İnsanlar reddettikleri kişiyi hiç sevmiyor olduklarında dahi karşılıksız olarak sevilmeyi stres verici ve itici bir durum olarak görüyorlar çünkü kendilerini oldukça zor bir durumun ortasında buluyorlar3. Yani öyle gözüküyor ki, karşılıksız aşk durumunda her iki taraf da kurban durumuna düşmüş oluyor. Aşkına karşılık bulamayan kişi yoğun bir acı çekiyor ve çoğu zaman bu kişinin özgüveninde bir düşüş gözlemleniyor, öte yandan karşısındakinin aşkına karşılık veremeyen kişi de bir suçluluk duygusuyla karşı karşıya kalıyor. Bu bilginin karşılıksız aşkınızdan vazgeçmenize bir etkisi olur mu bilemeyiz, fakat en azından aşkınızdan haberi olup karşılık bulamadığınız kişinin de canının yandığını bu araştırma bize göstermiş oluyor.

Karşılıksız aşka başka bir bakış açısıyla bakacak olursak, içinde bulunduğumuz durum belki de zihinsel düzeyde gerçeklik algısından uzaklaşmış olmamızla ilgili olabilir4. Yukarıda bahsettiğimiz “Yeterince iyi değil miyim?” gibi sorular tam olarak bilişsel düzeydeki bu çarpıtma nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu tarz çarpıtmalardan uzaklaşmak için aklımızda tutmamız gereken üç önemli nokta var: İlki, yaşanan her bir durum kendi içerisinde özeldir ve genellenemez. Yani, biri tarafından reddedilmiş olmanız, hayatınız boyunca “her zaman” reddedileceğiniz anlamına gelmiyor. İkincisi, reddedilmenin ya da karşılık bulamamanın “suçlusu” siz değilsiniz. Aslına bakacak olursak ortada bir suç dahi yok, karşınızdaki kişinin sizinle ilgilenmiyor oluşunun altında birçok sebep yatabilir ve bunlardan hiçbiri siz olmayabilirsiniz. Üçüncüsü ise, reddedilmenizin sizinle aslında çok da alakalı olmaması çünkü esasen durum sizin reddedilmenizden ziyade, karşıdaki kişinin basitçe bir isteği geri çevirmiş olması5.

Kısaca, reddedilmeyi kendinizle alakalı bir “sorun” olarak görmekten ziyade, bir deneyim olarak görmek –her ne kadar zor olsa da- kişiye çok daha iyi hissettiriyor ve yeni deneyimlere daha açık hale getiriyor. Yani esasında içinde bulunduğunuz durum zannettiğiniz kadar vahim değil ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde bunu deneyimliyor.

Yazan: Begüm Yılmaz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-couch/201502/6-ways-get-past-the-pain-unrequited-love

[2] Love as attachment: The integration of three behavioral systems. By P.R.Shaver, C. Hazan, & D. Bradshaw. (1988). In R. J. Sternberg & M. Barnes (Eds.), The psychology of love (pp. 68- 99). New Haven, CT: Yale University Press.

[3] Baumeister, R. F., Wotman, S. R., & Stillwell, A. M. (1993). Unrequited love: On heartbreak, anger, guilt, scriptlessness, and humiliation. Journal of Personality and Social Psychology, 64(3), 377–394.

[4] Beck, J. S. (1995) Cognitive therapy: Basics and beyond. Guilford Press.

[5] https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-attraction-doctor/201107/dealing-rejection-part-1-handling-others-rejecting-behavior

Reklamlar