Romantik İlişkiler

Sosyal Kaygı Romantik İlişkileri Nasıl Etkiliyor?

62b4412c0d5036e2f726a00ca59ba8de.jpg
One Moment of Silence – Denis Sarazhin

Hiç sosyal kaygı (sosyal anksiyete) problemleri olan bir insanla flört ettiniz mi? İlişkileri etkileyen en önemli kaygı türü sosyal kaygıdır.  Tüm dünyadaki oranları bilemesek de, ABD’de sosyal kaygı bozukluğuyla yaşayan insan sayısının tüm nüfusa oranı %12.1 olarak bulunmuştur1. Sosyal kaygı bozukluğu,  yabancılarla ve tanıdıklarla etkileşim içindeyken kişilerarası zorluk çekmek ve korkmak ya da diğer insanların önünde utanılacak duruma düşme endişesi taşımak olarak tanımlanabilir1,2Aynı zamanda bu kişiler ilişki kurmakta da sıkıntılar yaşar ve genele kıyasla çok daha küçük sosyal ağlara sahiptirler1.

Konu sosyal kaygı olunca, ilişkilerdeki başlıca problemin de partnerden alınan duygusal destek olması da kaçınılmaz oluyor1. Araştırmalar, kadınlarda var olan sosyal kaygı ile daha az duygusal destek arasında bir bağlantıya işaret ederken, aynı zamanda ilişki memnuniyetinde azalma ile sosyal kaygı arasında da bir ilişki olduğunu gösteriyor. (Bu çalışmaların sadece bireylerin kendi görüşleri üzerinden yapıldığını belirtmekte fayda görüyoruz. Partnerin düşünceleri raporlanmadığı için bireylerin kendi gözlemlerinin ne kadar taraflı olduğunu bilemiyoruz). Erkeklere bakıldığında ise duygusal destek ile sosyal kaygı arasında istatistiksel bir korelasyon bulunamıyor1. Yapılan çalışmalarda  hem sosyal kaygılı kişilerin, hem de bu kişilerin partnerlerinin; kaygı seviyesi daha normal seviyede olan insanlara göre partnerlerinden daha az duygusal destek aldıkları bulunuyor1. Bu da bize sosyal kaygının ilişkilerde yaşanan problemlerle ilişkili olduğunu gösteriyor.

Sosyal kaygılı ve sosyal kaygısız bireyler ilişkilerinden eşit oranda haz aldıklarını rapor ediyorlar2. Fakat sosyal kaygısı olmayan bireylerle karşılaştırıldıklarında, sosyal kaygılı insanlar ilişkilerinde daha az seviyede duygusal ve sosyal yakınlığa sahip olduklarını belirtiyor2.  Ayrıca sosyal kaygılı insanlar, ilişkilerindeki sorunlarda partnerlerini suçlamaya ve bu sorunu partnerlerinin karakteristik özelliklerine atfetmeye daha yatkın oluyor. Sosyal kaygılı bireyler, ilişkilerindeki problemleri tartışırken daha fazla negatif iletişim davranışı (yüz ekşitme, dalga geçme, şikayet etmek vb.) gösterirken, normal iletişim halindeyken daha az olumlu davranış gösteriyorlar2.

Peki sosyal kaygısı olan bireyler, romantik ilişkilerinden sosyal kaygısı olmayan insanlarla aynı oranda mı faydalanmaktadır? İlişki durumunun, kişilerin sağlıkları üzerinde etkisi olduğu biliniyor2,3. Araştırmalar, kaygı seviyesi normal düzeyde olan bir bireyin, kaygılı bir bireyle ilişki içindeyken kendi kaygı seviyesinde çok az bir miktar da olsa artma olduğunu göstermektedir3. Gerek yüksek gerekse düşük seviyede sosyal kaygıya sahip bireyler, kendi ilişkilerinin sağlıkları üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu, sosyal kaygı seviyelerini düşürdüğünü, tanıdıklarla ve yabancılarla etkileşime girecekleri zaman daha rahat etmelerine yardımcı olduğunu söylemektedirler3. Fakat unutulmamalıdır ki özellikle yüksek kaygı seviyesine sahip bireyler, ilişkilerin hem yardımcı hem de zarar verici etkilerine daha duyarlıdırlar ve partnerleriyle fiziksel ve duygusal yakınlık kurma konusunda zorluk yaşamaktadırlar. Bu yüzden sosyal kaygısı olan kişilerle romantik ilişki kurulacaksa, küçük bir yakınlık kurulsa dahi takdir edilmelidir.  

Yüksek seviyede sosyal kaygısı olan kişilerin partnerlerine olan aşırı bağımlılığı (bağlılıktan farklı olarak) ve ilişkilerinin bozulması durumu, bu kişilerin sağlıklarına daha fazla zarar vermektedir3. (İlişkilerdeki Bağlılık) Klinik açıdan, sosyal kaygılı kişilerin romantik ilişkileri içinde en büyük problemi partnerlerine karşı aşırı bağımlılıklarının olması ya da ilişkilerini kullanarak sosyalleşmekten kaçınmalarıdır3. Sosyal kaygılı bireyler, ilişkilerinde, partnerlerini sürekli eleştiren ya da onlara zarar veren bir kişiden daha fazla tehlikeli değildir.

Sosyal kaygının önemli bir bileşeni olan olumsuz değerlendirilme korkusunun ise ilişkilerde hem psikolojik hem de fiziksel saldırganlık üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur. Her ne kadar sosyal kaygısı olan bireyler incelendiğinde diğer ilişkisel problemlerde cinsiyet farkı bulunmamış olsa da; sosyal kaygı kaynaklı saldırganlık, sadece erkeklerde gözlemlenmiştir4. Bunun nedeni  her ne kadar bilinmese de – erkeklerin reddedilme hassaslığının daha fazla oluşuyla ve bağlanma stilleriyle ilgili olduğu tahmin edilmektedir5. (Bağlanma Stilleri)

Yazan: Berk Bilmez

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Porter, E., & Chambless, D. L. (2017). Social anxiety and social support in romantic relationships. Behavior Therapy, 48(3), 335-348.

[2] Wenzel, A. & Graff-Dolezal, J. & Macho, M. & Brendle, J.R. (2005). Communication and social skills in socially anxious and nonanxious individuals in the context of romantic relationships. Behaviour Research and Therapy 43 (2005) 505–519

[3] Gordon, E & Heimberg, R.G. & Montesi, J.L. & Fauber, R.L. (2012). Romantic Relationships: Do Socially Anxious Individuals Benefit? Cognitive Behaviour Therapy Vol 41, No 2, pp. 140–151

[4] Hanby, M. S. R. & Fales, J. & Nangle, D. W. & Serwik, A.K. & Hedrich, U. J.(2012). Social Anxiety as a Predictor of Dating Aggression. Journal of Interpersonal Violence 27(10)

[5] Ayduk, O., Gyurak, A., & Luerssen, A. (2008). Individual differences in the rejection-aggression link in the hot sauce paradigm: The case of Rejection Sensitivity. Journal of experimental social psychology, 44(3), 775-782.

Reklamlar