Romantik İlişkiler

Neden Ayrılıklar Bazılarımız İçin Daha Zordur?

photo.jpeg
Tired – Ramon Casas (1895-1900)

Ayrılık, çoğu ilişkinin doğal bir parçasıdır. Başka bir şehre taşındığımızda yaşamakta olduğumuz şehirde bulunan arkadaşlarımızdan ayrılmak zorunda kalırız, bulunduğumuz yerden başka bir yerde yaşamaya karar verdiğimizde ailemizle yaşadığımız evden ayrılırız ya da türlü sebeplerle romantik ilişki yaşadığımız partnerimizden ayrılırız.  Romantik ayrılık sürecine ve bizi ayrılma noktasına getiren sebeplere başka bir yazımızda detaylıca göz atmıştık. (Hüzünlü Sona Nasıl Geliyoruz? : Ayrılık Süreci) Bu yazımızda ise romantik ilişkilerde yaşanan ayrılığın niçin bazı insanlar için ufak hasarlarla atlatılabilen bir süreçken, bazıları için çok daha zorlu geçtiğine değineceğiz.

Çoğu insan, ayrılık gerçekleştikten hemen sonra, ilişkiyi ayrılığa götüren sebepleri sorgulamaya başlar ve bu yolla bazı anlamlar çıkarır. Bu çıkarılan anlam bazen pozitif olur ve kişinin yaşadığı acı verici deneyimi hafifletir fakat bazen çıkarılan anlam o denli negatif ve yaralayıcı olur ki, ayrılığın verdiği acıyı hafifletmek şöyle dursun, onu daha da körükler. Bu konuya da bir başka yazımızda değinmiştik. (Geride Bırakabilmenin Psikolojisi – Bazılarımızın Kapanışa Neden Daha Çok İhtiyacı Var?)

Ayrılık sonrası iyileşmenin insanlarda neden farklılık gösterdiği sorusuyla yola çıkan bilim insanları bu konuda bir araştırma yapıyor ve insanlara romantik anlamda bir reddedilme yaşadıklarında ne hissettiklerini soruyor1. Yapılan araştırmada, bazı insanlar reddedilmiş olmalarını kendi kişiliklerinin onları dayanılmaz, itici ve sevilmeye değmeyen biri yapmasına bağlıyorlar. Yani, reddedilme tecrübelerinin sebebini tamamen kendilerinde arıyorlar. Bu durum, kişinin kendisini bu tecrübeyle tanımlamasına kadar gidebiliyor. Kişi, kendisinin birtakım olumsuz özelliklerinin sadece bu ilişkiyi değil, diğer ilişkilerini de bozacağından şüphelenir hale geliyor. Bu da ayrılmanın acısını daha da şiddetli hale getiriyor.

Aynı zamanda, bir reddedilme yaşadıklarında gerçekte kim olduğunu sorgulayan kişiler, onları reddeden kişiyi aradan uzun zaman geçtikten sonra bile düşündüklerinde hala üzgün olduklarını belirtiyorlar. Yine aynı çalışmada bulunan başka bir bulgu ise, reddedilen insanların bir kısmının romantik ilişkilere bakış açısının değiştiği yönünde. Hatta katılımcılardan biri, “Reddedilmek benim için pandoranın kutusunun açılması gibiydi, bu sayede sevgi ve güven gibi olguların sadece birer hayal olduğunu ve gerçekte var olmadığını anladım.” ifadesinde bulunuyor2.

Aynı çalışmada, bazı insanların ayrılıkları ya da reddedilmeleri yukarıda bahsedilenden çok daha farklı olarak, daha kolay atlatmalarının ardında yatan sebebin ise reddedilmeyle kendi benlikleri arasında daha az bir ilişki kurmaları olduğu ortaya çıkıyor. Bu kişiler, reddedilmeleri, kendi gelişimleri için bir fırsat olarak görebiliyorlar ve yaşadıkları durumdan diğer kişilere kıyasla daha pozitif bir anlam çıkarıyorlar.

Peki ayrılıklara ya da reddedilmelere bu denli farklı tepkiler veriyor oluşumuzun nedeni nedir? Bu sorunun cevabı aslında “Hayatta belirli şeyler sabit midir yoksa zamanla bir gelişme gösterilebilir mi?” sorusuna verdiğimiz cevapta yatıyor3. Örneğin, kişi kendinin tembel olduğunu düşünüyor ve bunu tamamen kendisinin bir parçası olarak görüp, bunun değişemeyeceğine inanıyorsa, karşısına çıkan engeller karşısında çok daha zorlanıyor çünkü o kişiye göre, tembellik onu o yapan bir özellik ve üzerinde uğraşsa dahi onu değiştiremeyeceğine inanıyor. Tam aksine, üzerinde uğraşırsa tembelliğinin zamanla değişebileceğine inanıyorsa, bu durumda zorluklarla baş etmesi daha kolay oluyor çünkü gelişebileceğine ve düzelebileceğine olan inancı tam. Aynı durum, ilişkilerde de kişiliğin değişip değişemeyeceği sorusu üzerinden vuku buluyor. Örneğin, kişi kendi kişiliğini değiştirilemez görüyorsa, ayrılık ya da reddedilme durumunda “Ben böyle biriyim ve değişemeyeceğim.” gibi bir düşünce geliştirip, kendini neden böyle biri olduğunu sorgularken buluyor. Öte yandan, kişiliğinin değişebilir olduğuna inanan biri, neden böyleyim sorusunu kendine sormak ve bunun üzerinden acı çekmek yerine, yaşadığı olumsuz durumu kendini geliştirme yolunda bir adım olarak görüyor.

Genele bakıldığında, aslında bir ayrılığı ya da reddetmeyi kolay atlatıp atlatamamak tamamen kendimize anlattığımız hikayeye bağlı ve eğer ki kendimize anlattığımız bu hikayeyi sorgulama yoluna gidersek, çok daha sağlıklı bir atlatma süreci bizi bekliyor olabilir.

Yazan: Begüm Yılmaz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Howe, L. C., & Dweck, C. S. (2016). Changes in self-definition impede recovery from rejection. Personality and Social Psychology Bulletin, 42(1), 54-71.

[2] https://www.theatlantic.com/health/archive/2016/01/romantic-rejection-and-the-self-deprecation-trap/424842/

[3] Dweck, C. S. (2008). Mindset: The new psychology of success. Random House Digital, Inc.