Romantik İlişkiler

Bağlanma Stillerimiz Değişebilir Mi?

IMG_8246-21-10-18-09-15
Big Sleep – Shao Fan (2012)

John Bowlby tarafından geliştirilen Bağlanma Teorisi’ne göre bağlanma stilimiz erken çocukluk döneminde şekilleniyor ve edindiğimiz bu stilin, yetişkinlik döneminde ilişkilerimizi nasıl yaşadığımız üzerinde büyük bir etkisi oluyor. Güvenli bağlanan çocuklar, yetişkinlikte kurdukları ilişkilerde diğer insanlarla yakınlık ve bağlılık kurma konusunda bir problem yaşamıyor ve yakın oldukları insanlara sırtlarını dayadıklarında kendilerini rahat ve güvende hissedebiliyorlar. Kaygılı bağlananlar ise karşılarındaki kişiyi kaybetme korkusu yaşıyor ve bir an önce kuracakları yakınlığın bunu engelleyebileceğini düşünüyorlar. Bu sebeple bu çocuklar büyüdüklerinde romantik ilişkilerinde ya da arkadaşlık ilişkilerinde karşılarındaki insanla yakınlığın kurulabilmesi için yeterince vakit geçirmeden kendi hayatları ile ilgili çok fazla bilgi paylaşıyorlar. Kaçınmacı bağlanma stilindeki çocuklar ise kaygılı bağlanmanın tam tersine, biriyle yakınlık kurmaktan korkuyor ve bunun en ufak bir sinyalini görmesi, onun, kuracağı ilişkiden kendini geri çekmesine sebep oluyor. Bağlanma stillerimizin yakın ilişkilerimize olan etkisi ve bütün bunların erken çocukluk döneminde şekillendiği yadsınamaz fakat onları asla değiştirilemez kaderlerimiz olarak kabullenmek ne kadar doğru?

Araştırmalar bazı insanların bağlanma stilinde gerçekten de zaman içerisinde çok fazla değişim olmadığını gösteriyor. Güvenli bağlanan kişilerin daha uzun süreli ve stabil romantik ilişkileri olduğu görülürken kaçınmacı bağlanma stiline sahip kişilerin sadece romantik ilişkilerinde değil, diğer yakın ilişkilerinde de genelde olumsuz duyguları daha yoğun hissettiği görülüyor1. Fakat son zamanlarda yapılan araştırmalar bağlanma stilimizin hayatımızın sonuna kadar kaderimiz olmadığı konusunda umut vadediyor. 70 heteroseksüel çiftin katılımıyla gerçekleştirilen bir deneyde ilişkileri hakkındaki anketleri tamamladıktan sonra çiftlerin yarısının aralarındaki yakınlığı artıracak etkinliklere katılması sağlanıyor2. Buna göre, partnerler birbirlerine hayatları ile ilgili “hatırladığında seni en çok utandıran anın ne, uzun süredir hayalini kurduğun bir şey var mı” gibi sorular soruyorlar ya da birlikte yogaya katılıyorlar. Çiftlerin diğer yarısı ise daha az kişisel soruların sorulduğu bir konuşma geçiriyorlar ve aktivitelere bireysel olarak katılıyorlar. Bu süreçler tamamlandıktan sonra çiftlerden ilişkilerini yeniden değerlendirmeleri istendiğinde kaçınmacı bağlanma gösteren kişilerin ilişkileri hakkında daha olumlu düşünmeye başladığı görülüyor. Üstelik bu olumlu değişimleri görebilmek için her zaman -birlikte yoga yapmak- gibi fiziksel olarak efor harcamanız gereken şeyleri yapmanız gerekmiyor. Uzun süredir ilişki yaşayan 67 çiftin 3 haftalık süre ile tuttukları günlükleri inceleyen araştırmacılar, partnerleri onların ne söylediğiyle gerçekten ilgileniyor göründüklerinde ya da kendilerini seviliyor hissettiklerinde dahi kaçınmacı bağlanan kişilerin ilişkiye bakış açısında değişiklikler olduğunu görüyor2. Üstelik bunu sağlamak için karşınızdaki kişi için dağları delmenize, çölleri aşmanıza da gerek yok; yapılan bir araştırma ilişkideki güzel anılar üzerine düşünmenin bile kaçınmacı bağlanan kişilerin ilişkiye dair kaygılarını azalttığını gösteriyor2.

Çocuklukta şekillenen bağlanma stilimizde nasıl bakımımızı sağlayan bağlanma figürümüz, etkili oluyorsa yetişkinlikte de bağ kurduğumuz, en yakınımızdaki insanlar bunu etkiliyor, partnerimiz ya da en yakın arkadaşlarımız gibi. Bu insanlar hayattaki güvenilir limanlarımız olabilecekleri gibi ne yazık ki stres kaynaklarımız haline de gelebiliyorlar. Güvenli bağlanan birinin arkadaşları tarafından sürekli maruz bırakıldığı zorbalık bu güvenli bağlanmaya zarar verirken sadakat içerdiğini gördüğümüz, güçlü arkadaşlıklar kaygılı ya da kaçınmacı bağlanma stilimizi, güvenli bağlanma yönünde değiştirebiliyor. Ayrıca sürekli olarak bağ kurduğu insanlar tarafından terk edilen, ihtiyaç duyduğu herhangi bir zamanda onlara ulaşamayan bir kişi için bağlanma stilini değiştirmek, bağlanma figürleri bir var bir yok olan kişilerden çok daha zor oluyor3.

Bu yazı ve Bağlanma Stilleri yazımız ışığında bir çocuk yetiştirirken onun ihtiyaçlarına olumlu ya da olumsuz bir cevap verebilmenin, tökezlediği anda ulaşabileceği, ona değer veren ve bunu ona gösteren birinin olmasının onun yetişkinlikte kuracağı ilişkileri ne ölçüde etkileyebileceği daha iyi anlaşılabilir hale geldiğini umuyoruz. Bir diğer nokta da aslında yazı boyunca anlatmaya çalıştığımız gibi çocukluk döneminde deneyimledikleriniz kaderiniz olmak zorunda değil, ilişkilerinizi güvenli bağlanan kişiler kadar rahatlıkla kuramasanız da güçlü bir arkadaşlık ilişkisi ya da romantik bir ilişki ile güven duyabilir, size deneyimletilenin aksine bağlanma figürlerinize ihtiyaç duyduğunuz anlarda ulaşabileceğinizi gördüğünüz ve buna içtenlikle inandığınız ilişkiler yaşayabilirsiniz.

Yazan: Pelin Gömleksiz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52, 511-524.

[2] Stanton, S. C. E., Campbell, L., & Pink, J. C. (2017). Benefits of positive relationship experiences for avoidantly attached individuals. Journal of Personality and Social Psychology, 113, 568-588

[3] Davila, J., Burge, D., & Hammen, C. (1997). Why does attachment style change? Journal of Personality and Social Psychology, 73, 826-838.

Reklamlar