Romantik İlişkiler

Hüzünlü Sona Nasıl Geliyoruz? : Ayrılık Süreci

unnamed.jpg
Two People: The Lonely Ones – Edvard Munch

Ayrılık üzerine yazılmış şiirlere, şarkılara, filmlere her birimiz defalarca denk gelmişizdir. Hatta belki hayatımızın bir döneminde o sürecin bir parçası olduğumuz da olmuştur. Çoğumuzun aklında tüm o gördüğümüz, okuduğumuz, şahit olduğumuz ayrılıklardan “Anlaşarak ayrıldık”, “Birbirimizi daha fazla üzmek istemedik” gibi cümleler kalmış olabilir. Fakat partnerler bu sürece aslında nasıl gelir, anlaşarak ayrılmak gerçekten mümkün müdür, ayrılık kararı bir anda alınabilecek bir karar mıdır, bu soruların hepsine bu yazımızda cevap bulmaya çalışacağız.Öncelikle bu yazımızda bahsedeceğimiz ayrılık sürecinin, ilişkilerinin “tutulma” dönemini -ki bu genellikle 2 sene gibi bir süreye denk gelir- geride bırakmış partnerler için geçerli olduğunu belirtelim.

Uzun yıllar önce Columbia Üniversitesi sosyoloji profesörü Diane Vaughan insanların ayrılık süreçlerini daha iyi anlayabilmek için onlarca görüşme yapar ve insanlardan ayrılıklarını anlatmalarını ister. Araştırmalarının sonucunda görüşülen tüm bu insanların ayrılıklarında ortak bazı noktalar bulunduğunu fark eder. Buna göre:

    • Ayrılık kararı genellikle iki tarafın anlaşarak aldığı bir karar değildir, çiftlerden biri bunu ister ve diğeri en nihayetinde kendini buna “Zaten yürütemiyorduk” gibi teselli cümleleri ile ikna etmeye çalışır ya da aklından geçen bu olmasa da insanlara bu şekilde yansıtır.
    • Ayrılıklar her ne kadar bazen aniden alınmış kararlar gibi gözükse de ayrılma kararı aslında bir süreç sonunda alınır.  Birazdan bahsedeceğimiz üzere partnere bunun söylendiği an aslında ayrılmaya karar verilen an değildir.
    • İnsanlar genellikle ayrıldıklarında başlayabilecekleri yeni bir ilişki, bir potansiyel partner bulmadan ayrılmaya pek de gönüllü olmazlar.

Bu ortak özelliklerin yanı sıra çiftler ayrılma sürecinde de benzer aşamalardan geçer:

    1. Gizli Şüpheler: Ayrılık süreci partnerlerden birinin aklında ilişkiye dair soru işaretlerinin oluşması ile başlar. Burada şunu belirtmek önemli, uzun süreli ilişkilerde partnerler her zaman birbirlerine ilişkinin başındaki kadar aşık hissetmeyebilir ya da ilişkiden her zaman aynı seviyede tatmin almayabilir, bu ayrılık kapıda demek değildir. Fakat çiftlerden birinin ilişkiye dair düşünceleri kaygı verici bir hal alıyorsa ve bu kaygılar aklından çıkmıyorsa ayrılık süreci başlamıştır diyebiliriz. Bu aşamada ayrılma fikri sadece ayrılmak isteyen kişinin kafasındadır, ne dile dökülmüştür ne de karşı taraf bunların farkındadır.
    2. İmalar: Bu aşamada ayrılma fikri aklında olan taraf bunu hala partnerine doğrudan söylemez fakat dolaylı olarak bu ilişkiden mutsuz olduğunu belli etmeye başlar. Örneğin, partnerine “Burayı neden bu kadar dağıttın? Asla eşyalarını toplamıyorsun!” gibi çıkışlarda bulunur. Bu yakınmalar partnere tartışmaya ya da üzerine konuşmaya bile değmeyecek kadar önemsiz problemler gibi gelir. Maalesef  ayrılma düşüncesindeki kişi ise bunları yaparak partnerine yolunda gitmeyen şeyler olduğuna dair sinyalleri verdiğini ama partnerinin bunları bir türlü anlamadığını düşünür.
    3. Dışa Dönüş: Bu aşama ayrılmayı düşünen tarafın kendini ilişkisi ve partneriyle değil de dış dünya ile tatmin etmeye çalıştığı aşamadır; yeni bir hobiye başlamak, bir kursa yazılmak ya da yeni insanlarla tanışmak bunun örnekleridir. Kişinin kendini geliştirmek adına yaptığı kursa gitmek, hobi edinmek gibi davranışlarda ne problem olabilir diye düşünebilirsiniz fakat ayrılığı düşünen taraf bu aktivitelere, yeni girdiği arkadaş ortamlarına partnerini özellikle dahil etmek istemez. Bu durum partnerlerin ortak alanlarının ve birlikte geçirdikleri vaktin azalmasına neden olur. Yeni ortamlara girmeye başlayan kişi için bu potansiyel partnerlerle tanışmak anlamına gelebilir ve zaten kafasında ilişkisine dair soru işaretleri olan birisi için onları fark etmek daha kolay olabilmektedir.
    4. Geçmişi Yeniden Yazma: İlişkinin başlarında partnerinden “Sonunda aradığım insanı buldum!” diye bahseden kişinin düşünceleri bu aşamada “En başından belliydi böyle olacağı, her zaman problemlerimiz vardı.” ya evrilir. Tutulmanın Psikolojisi-II adlı yazımızda bahsettiğimiz üzere tutulmanın semptomlarından biri de aşık olunan kişiyi idealize etmektir. Ayrılığın bu aşamasında ise ayrılmak isteyen taraf idealize etmenin tam tersi ne ise onu yapar; partnerinde olumsuz olan ne varsa ona odaklanır, olumlu olanları da takdir etmez, hatta görmezden gelir.
    5. Düşüncelerin İfade Edilmesi: Geri dönüşün genellikle artık çok zor olduğu bu aşamada ayrılmak isteyen kişi, düşüncelerini ailesinden birine ya da yakın bir arkadaşına açar. Bu şekilde kişinin kafasındaki ayrılma fikri daha çok netleşir ve daha mümkün bir hal alır. Bu aşamada görülen davranışlardan bir tanesi de -her şeyin yolunda gittiği zamanların aksine-  partnerle insanların içindeyken tartışmaya girmekten çekinilmemesidir.
    6. Partnersiz Hayatı Deneyimleme: Bu aşamada ilişki devam ediyor olmasına rağmen ayrılmak isteyen taraf ilişkisi yokmuş gibi davranmaya başlar. Partnerleri olmayan insanlarla daha sık görüşmek, insanların ayrılık hikayelerini dinlemek bu aşamada görülen davranışlardandır. Ayrılma fikrine sahip olan taraf partneriyle gelecek planları yapma konusunda gönülsüzdür çünkü  artık eskisi gibi ilişkiye bağlı hissetmemektedir.. Evli çiftlerde bu aşamaya gelindiğinde ayrılmak isteyen tarafın yüzüğünü takmayı “unuttuğu” dahi olabilir.
    7. Harekete Geçme: Partnere ayrılma fikrinden hala bahsedilmediği ama bunun belli edilmeye başlandığı aşamadır. Mesela yakın bir arkadaştan gelen “Bu zor kararı seni en az üzecek şekilde verirsin umarım.” notu masanın üzerinden bilinçli olarak kaldırılmaz. Amaç ayrılmak istediğini söylemek değil de daha çok karşı tarafı ayrılmak istemesi için provoke etmektir. Bu aşamaya kadar karşı tarafın aklından geçenlerden bihaber olan partner, bu aşamada ayrılma fikrinden haberdar olur.
    8. Çabalama: Partnerinin ondan ayrılmak istediğini öğrenen/ fark eden taraf ilişkiyi yoluna koymak için çabalamaya başlar. Problemlerin halledilebileceğini düşünür. Fakat ayrılmak isteyen taraf için bu noktada artık çok geç kalınmıştır ve ilişki toparlanamaz bir hal almıştır.
    9. Ayrılma: Ayrılık konuşması nihayet yapılır. Bu aşamada dahi ayrılmak isteyen taraf kesin cümleler kuramaz, onun yerine hepimizin az çok aşina olduğu “Ara verelim. Biraz zamana ihtiyacım var.” gibi cümleler kurar. Kapıyı tam olarak kapamak yerine ucu açık cümleler kurmak ayrılmak isteyen taraf için de kurulmuş bağı yok edecek olmanın ne kadar zor olduğunu gösterir. Bir taraftan da partneriyle ayrıldığında gidebileceği birinin olmaması korkusu kişiye bu cümleleri kurdurur, bu sebeple de ayrılık konuşması genellikle potansiyel bir partner olmadan yapılmaz.

Her birimizin hayatının bir döneminde ayrılan ya da terk edilen olarak içinde olması muhtemel olan ayrılık süreci genellikle bu şekilde ilerlemektedir. Bazen o ilişki için ne yaparsanız yapın olmuyormuş gibi hissedersiniz ve gerçekten yapacak bir şeyiniz kalmamıştır. Ama mutlu bir ilişkinin icerisindeyseniz ve sevdiğiniz kişi ile bu noktalara gelmek istemiyorsanız ilişkileri ayrılığa sürükleyen 4 günahtan kaçınmanızı öneririz. “İlişkilerde İşlenen 4 Günah” yazımızı okuyarak ilişkilerde yakınlık hissinin kaybolmasına ve partnerlerin aradaki sevgiyi hissedememesine özellikle hangi 4 davranış sebep oluyor öğrenebilirsiniz. Kaçınmanız gerekenleri bu yazıdan öğrenirken yapılması gerekenleri öğrenmek için de “Ilişkileri Mutlu ve Sağlıklı Devam Ettirmenin Yollari” isimli yazımıza göz atabilirsiniz.

Keyifli okumalar şimdiden!

Yazan: Pelin Gömleksiz

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Vaughan D. (1979) Uncoupling: The Process of Moving From One Lifestyle to Another. Alternative Lifestyles, 2, 415-442.

Reklamlar