Cinsellik

Evrimsel Açıdan Seks Davranışı ve Takılmak

   

Henri-Matisse-The-Joy-of-Love-1906.jpg
Henri Matisse – The Joy of Love (1906)

Daha önceki yazılarımızda takılma kültüründen bahsetmiştik. Bu yazımızda takılma kültürünü evrimsel bir bakış açısıyla inceleyeceğiz. Evrimsel açıdan bakıldığında insanların amaca yönelik davranışlarının temelinde hayatta kalma ve üreme vardır. Bu perspektife göre; insanlar sosyal olarak tek eşli olma eğilimi gösterse de, cinsel olarak “ılımlı” çok eşli diyebiliriz. Peki bu tam olarak ne demek? Biyolojimiz bizi sosyal olarak tek eşli olmaya yönlendiriyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi aynı partnerle tekrar tekrar cinsellik yaşamak, bizim o insana koşullanmamızı ve bağlanmamızı sağlıyor. Aynı kişiyle vakit geçirmek, o kişiden sevgi ve destek almak, o kişiyle huzur bulmak ve belki beraber bir çocuk büyütmek istiyoruz. Diğer taraftan, cinsel açıdan tek eşlilik toplum tarafından öğretilen ve kültür, din, yaş ve cinsiyet gibi faktörlerin etkisinde olan bir kavram. O yüzden cinsel açıdan tek eşli kalmak insanların daha bilinçli bir çaba göstermesi sonucu mümkün olabiliyor. 

Erkekler, kadınlara göre daha hızlı bir şekilde üreyebiliyorken kadınlar dokuz ay gebelik ve sonrasında emzirmeyle birlikte bir yavrunun dünyaya gelip hayatta kalabilmesi için çok daha fazla zaman ve çaba harcıyorlar. Bu durumun erkek ve kadın arasındaki seks davranışındaki farklılıkların temelini oluşturduğu düşünülüyor. Buna göre; ödenecek bedel ve çaba karşılaştırıldığında, kadınların cinsel birlikteliklerinde erkeklere göre daha seçici olması, uzun vadeli ilişkiler kurması ve dünyaya getireceği yavruyu bu sayede güvenceye alması bekleniyor1. Evrimsel olarak, bir ilişkiye dönüşmeden cinsellik yaşamak için erkeklerin motivasyonu üreme potansiyellerini arttırmak iken, kadınlar bu tarz ilişkileri – daha büyük bedelleri olması sebebiyle – ancak diğer bir partnerin daha iyi genlerini almak için yaşıyorlar2,3. Bu senaryo aynı zamanda ilişkilerdeki sadakatsizliği ve kıskançlığı açıklamak için de kullanılıyor4,5,6. Başka bir deyişle, erkek dünyaya gelen yavrunun kendisinden olduğundan emin olmak için kadını baskı ve kontrol altına almaya çalışırken, kadın da daha iyi genlere sahip olmak için sadakatsiz davranışlarda bulunabiliyor. Görebileceğiniz üzere, bu bakış açısı günümüz dünyasına bakıldığında insanların cinselliğe ve üremeye yönelik davranışlarıyla yeterince uyum göstermiyor. Örneğin, bütün kadınlar çocuk sahibi olmak istemiyor, çocuk sahibi olma yaşı hızla artıyor ve kadınlar da erkeklerde görüldüğü kadar yaygın bir şekilde bağ kurmadan seks yapıyorlar.

Yapılan araştırmalar kadınların yalnızca %8’inin takılmalarını geleneksel bir ilişkiyle sonlandırma beklentisi içerisinde olduğunu gösteriyor. Buna bir neden olarak kadınların biyolojik olarak üreme kapasitesinin başlangıcı olarak görülen ilk reglin modern kadındaki yaşının düşmesi gösteriliyor7,8,9. Üstelik modern çağda ilk regli hamileliğin takip etmesi gibi bir zorunluluk da yok. Amerika’da toplanan verilere göre kadınların ilk çocuk sahibi oldukları yaş 1970ler’den beri yükseliyor10,11. Modern çağda, kadının menopoza kadar üremek için fazlaca zamanı oluyor. Bu sebeple de modern kadın stabil bir yaşam biçimi oluşturmayı ileri zamanlara erteleyebiliyor. Bu durum da kadın için cinselliği yaşamaya ve keşfetmeye zaman ve imkan tanıyor12. Başka bir deyişle, kadın da – erkek kadar – sadece seks yapmak için seks yapabilir hale geliyor. Bu yaklaşım kadınların da takılma kültürü içerisinde erkeklere benzer motivasyonlarla var olabilmesini açıklıyor. Üstelik, modernleşen dünyayla birlikte artan korunma yöntemlerinin seks yoluyla bulaşan hastalıklara ve gebeliği engel olması da modern kadının cinselliği daha özgür yaşayabilir hale gelmesine katkı sağlıyor.

Görüldüğü üzere takılma kültürü geleneksel evrimsel yaklaşımın sunmuş olduğu çiftleşme stratejilerine uymuyor. Bu model takılma kültürüne kadınların da erkekler kadar katılmasıyla da çelişiyor. Evrimsel argümanlar seksi sadece üreme davranışıyla bağdaştırsa da seks insanlarda sadece üremeye hizmet etmiyor. Cinsiyet veya cinsel yönelim fark etmeksizin, insanlar yakınlık, seks ve aşk isteyebiliyor. Gelecek yazılarımızda bu konuyla ilgili evrimsel çalışmalara ve çelişkilere değinmeye devam edeceğiz.

Beklemede kalın!

Yazan: Ande Ömeroğlu

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Buss, D.M. & Schmitt, D.P. (1993). Sexual strategies theory: An evolutionary perspective on human mating. Psychological Review, 100, 204-232.

[2] Buss, D.M. (2003). The evolution of desire. New York: Basic Books.

[3] Buss, D.M. & Schmitt, D.P. (1993). Sexual strategies theory: An evolutionary perspective on human mating. Psychological Review, 100, 204-232.

[4] Buss, D.M. (2000). The dangerous passion: Why jealousy is as necessary as love and sex. New York: Free Press.

[5] Buss, D.M., Larsen, R.J., Westen, D. & Semmelroth, J. (1992). Sex differences in jealousy: Evolution, physiology, and psychology. Psychological Science, 3, 251- 255.

[6] Miller, S.L., & Maner, J.K. (2008). Coping with romantic betrayal: Sex differences in responses to partner infidelity. Evolutionary Psychology, 6, 413-426.

[7] Anderson, S.E. & Must, A. (2005). Interpreting the continued decline in the average age at menarche: Results from two nationally representative surveys of U.S. girls studied 10 years apart. The Journal of Pediatrics, 147, 753-760

[8] Steingraber, S. (2007). The falling age of puberty in U.S. girls: What we know, what we need to know. San Francisco: Breast Cancer Fund.

[9] Stinson, S. (2000). Growth variation: Biological and cultural factors. In Stinson, S., Bogin, B., Huss-Ashmore, R. & O’Rourke, D. (Eds.), Human Biology: An evolutionary and biocultural perspective. New York: Wiley-Liss.

[10] Martin, J.A., Hamilton, B.E., Sutton, P.D., Ventura, S.J., Menacker, F., Kirmeyer, S. & Munson, M.L. (2007). Births: Final data for 2005. National vital statistics reports, 56, 6. Hyattsville: National Center for Health Statistics.

[11] Mathews, T.J., Hamilton, B.E. (2002). Mean age of mother, 1970-2000. National vital statistics reports, 51, 1. Hyattsiville: National Center for Health Statistics.

[12] Eaton, S.B. Strassman, B.I., Nesse, R.M., Neel, J.V., Ewald, P.W., Williams, G.C., et al. (2002). Evolutionary health promotion. Preventative Medicine, 34, 109-118.

*İlerleyen günlerde insanların diğer memelilerle kıyaslandığında monogamiye mi poligamiye mi daha fazla eğilimi olduğunu incelediğimiz bir yazı yayınlayacağız.

Reklamlar