Romantik İlişkiler

Tutulmanın Psikolojisi – II

   

8838187_dsc-1070.jpg
Infatuation – Marcin Mikołajczak

Daha önceki yazımızda Dr. Tennov’un binden fazla kişiyle yaptığı görüşmeler sonucunda tutulmanın “semptomlarını” ortaya çıkardığını anlatmıştık. Bugünkü yazımızda bu semptomlardan bahsedeceğiz. Bakalım kaç tanesi size de fazlasıyla tanıdık gelecek?Aniden gelişmesi: Çoğu insan aşık olduğu insanın ilk ne zaman aklına düştüğünü hatırlayabilir. Kişi duygularının hangi anda aşka dönüştüğünü ve gözlerinin aşkla karardığını bilir, bu durumdan da genellikle “O an anlamıştım” şeklinde bahseder.

Fizyolojik uyarılmaya yol açması: Bu dönemin en belirgin özelliklerinden bir tanesi de tutulmanın özellikle de ilk dönemlerinde insanın çok az uyuyup, çok az yemek yemesi (ya da yiyebilmesi), fakat inanılmaz bir enerjiye sahip olmasıdır. Bu dönemde beyinde ciddi miktarda dopamin ve feniletilamin salgılanması gözükür. Dopamin, sevdiğimiz insanla vakit geçirmek ve ona – özellikle de fiziksel olarak – yakınlaşmak konusunda bizi harekete geçiren nörokimyasaldır. Feniletilamin ise çikolata gibi yiyeceklerin ve ekstazi gibi uyuşturucuların içeriğinde yer alır, insana kendisini inanılmaz enerjik hissettirir. Aslında aşık olma/tutulma hali dopaminerjik sistemi harekete geçiren bir uyuşturucu kullanmaktan farksızdır. Kalp atışı hızlanır, ellerimiz terler, uykumuz kaçar. Karnımız acıkmaz, uykumuz gelmez ama sürekli o kişiye dair bir şey yapmak isteriz. Bütün bunlar beynimizdeki dopamin ve feniletilamin artışına bağlanabilir.

Zihni Meşgul Etmesi: Aşık olduğumuz insan yanımızda değilken bile kendimizi onu veya onunla alakalı şeyleri düşünmekten alıkoyamayız. Onunla ilgili düşünceler zihnimizi işgal eder ve biz de sebepsiz yere gülümsediğimizi ancak başkaları bize garip garip bakarken anlarız. Sürekli o insan hakkında konuşmak isteriz, hatta arkadaşlarımız başka hiçbir konu hakkında konuşmadığımız için bize biraz kızgın bile olabilirler. Bu düşünceler zihnimize o kadar hakimdirler ki, başka bir şey düşünmemiz gerektiğinde dahi, bizi rahat bırakmazlar ve başka bir konuya eğilmemize tamamen engel olurlar.

Ruh Halinin O Kişiye Bağımlılığı: Bu dönemde ruh halimizin iyi ya da kötü oluşu bile yavaş yavaş aşık olduğumuz kişiye bağlı hale gelir. Bunun en önemli sebebi bizim o kişiye karşı hislerimizden emin olmamıza rağmen o kişinin hislerine çok da hakim olamayışımızdır. Bu sevdanın karşılıklı olmadığını bize düşündürecek en ufak işaretler bile kendimizi mutsuz hissetmemize sebep olur. “O da beni seviyormuş” dedirten her işaret ise inanılmaz bir mutluluk verir. Bu da sürekli iki uçta (ekstrem mutluluk ve ekstrem mutsuzluk) gidip gelmemize sebep olur.

O Kişinin İdealize Edilmesi: Bu dönemde, aşık olduğumuz kişiyi idealize eder, her davranışının mükemmel ya da mükemmele yakın olduğunu düşünürüz. Hatalarını ya hiç fark etmez ya da görmezden geliriz. Bazen de kötü özellikleri kötü olarak algılamayız, aksine onun karakteri içinde çok uyumlu bir yere sahip olduklarını ya da bu özelliklerin onu herkesten – mükemmel şekilde – farklı yapan faktörler olduğunu düşünürüz. Doğal olarak üstüne bu kadar düşünülen ve bağımlı olunan kişi hakkında kötü düşünmemiz mümkün değildir, aksi takdirde bu bilişsel uyumsuzluğa yol açacaktır. Bu durum çoğu zaman rasyonel düşünmemize engel olur. Bizi uyarmaya çalışan insanlar olursa, onları da görmezden gelmemizin en önemli sebeplerinden biri bu durumdur.

O Kişinin Tek Hedef Haline Getirilmesi: Aynı anda birden fazla kişiye bu kadar şiddetle tutulmak mümkün olamayacağı için, bu faktörler toplu olarak bir süreliğine de olsa sadece tek bir kişiye odaklanmamızı sağlar. Böylece bütün ilgimizi bu insana verebilir ve her şey yolunda giderse bir ilişki kurabiliriz.

Tutulma aslında çok heyecanlı ve belki biraz çılgınca yaşanan bir süreç olsa da temel amacı tutulduğumuz kişiyle daha kolay bağ kurmamızı sağlaması. Her ne kadar zamanla tutulmanın şiddeti azalsa da, partnerler arasında kurulan bağ kişilere farklı türlü bir ödül sunmaya başlıyor. Daha sonraki yazılarımızda bu bağdan daha detaylı bahsedeceğiz.

Sevgiyle Kalın!

Yazan: Can Anarat

Düzenleyen: Dr.Gizem Sürenkök

Kaynaklar

Tennov, D. (1979). Love and limerence: The experience of being in love. New York: Stein and Day.

Reklamlar