Romantik İlişkiler

Tutulmanın Psikolojisi – I

chagall-over-the-town-e1517858678667
Over The Town – Marc Chagall (1918)
                                                                                                                                                                   

Sırılsıklam aşık olduğunuz birini düşünün! Yeni tanışmışsınız, o gün bir şekilde aynı ortamda bir araya geleceğinizi biliyorsunuz, zaman çok yavaş akıyor ve yerinizde zor duruyorsunuz. Ne giyeceğinizi bilemiyorsunuz, elinizi kolunuzu nereye koyacağınızı bilemiyorsunuz, kalbinizin sesi neredeyse dışardan duyulacak. Size bir gülümsemesi dahi gününüzün güzel geçmesine sebebiyet verirken, ondan aldığınız en ufacık bir olumsuz sinyalde kendinizi yerle bir hissediyorsunuz. Bu kadar güzel özellik bir insanda nasıl toplanabilir diye hayret ediyorsunuz, o ne yapsa size hoş geliyor. Bütün gündeminiz o, ondan başka bir şey hakkında düşünemiyor, konuşamıyorsunuz. Bütün şarkılar onu anlatıyor, bütün işaretler birlikte olmanız gerektiğini söylüyor. 

Romantik tutulma ya da sırılsıklam aşık olma olarak da tanımlayabileceğimiz bu dönem, eğer karşılıklı bir şekilde ilerlerse ilişkilerin en güzel dönemlerinden biri olan “cicim aylarına” temel oluşturur. Peki birine tutulmak/vurulmak tam olarak ne demektir? Temel özellikleri nedir? Ne kadar sürer? Bu yazı serisinde birine tutulmanın biliminden bahsedeceğiz.

Tutulma diye çevirdiğimiz terimin İngilizcesi infatuation. Bu terim, romantik ilişkilerin özellikle ilk dönemlerinde iki kişinin birbirine hissettiği yoğun tutkuyu ve aşkı ifade ediyor. Ancak şunu da belirtmekte fayda var: Karşılık almadan da birine tutulabilirsiniz. Bu durum Türkçeye genelde “kara sevda” olarak çevriliyor. Ancak kara sevda dilimizde genellikle umutsuz ve çoğunlukla karşılıksız bir şekilde, hatta yataklara düşecek kadar aşık olma durumunu ifade etmek için kullanılan bir terim. Biz bu olumsuz çağrışımın bu dönemi yeterince iyi aktaramadığına kanaat getirip, Yakın İlişkiler ekibi olarak “tutulma” terimini kullanmaya karar verdik.

Aslında tutulmanın bilimi, tam olarak birine tutulmuş bir öğrencinin profesörüne gidip dert yanmasıyla başlıyor. Dr. Dorothy Tennov, acı çeken öğrencisine yardımcı olmak istiyor ve çareyi dönemin psikoloji kitaplarında arıyor. Ancak bu konuda yazılmış hiçbir şey olmadığını fark ettiğinde, durumu düzeltmek için binden fazla kişiyle aşkı ve tutulmayı, aşk öznesine yönelik hissedilen o  doyumsuzluğu anlamak üzerine mülakatlar yapmaya başlıyor1. Bütün görüşmelerinin sonunda fark ediyor ki, bu süreç çoğu insan için benzer bir deneyim içermekte. Dr. Tennov, bütün bu deneyimleri incelediğinde, romantik tutulmanın tıpkı bir hastalık gibi birtakım semptomları olduğunu görüyor. Üstelik mülakata girmiş olan hemen hemen herkes tüm bu hisleri hayatında bir kere de olsa tattığını dile getiriyor.

Aslında her ne kadar Dr. Tennov bu işin bilimsel temellerini atmış olsa da, tutulma durumu milattan önce 600’lü yıllarda bile hakkında konuşulan bir olguydu. Eski Yunan doktorları, aşkı, semptomları olan bir rahatsızlık olarak görmüş ve kabul etmişlerdi. Bu daha çok bizim “kara sevda” anlayışımıza denk gelmekte. Günümüz dünyasında ise aşk bulunması zor, zaman zaman acılı ama mükemmel bir deneyim olarak görülmekte. Bu güzelliği ise tutulma kelimesiyle daha iyi ifade edebiliyoruz.

Bu konu hakkında konuşmaya yakında devam edeceğiz. İkinci yazımızda tutulmanın semptomlarını inceleyeceğiz. Bakalım kaç tanesi size de fazlasıyla tanıdık gelecek?

Sevgiyle kalın!

 

Yazan: Can Anarat & Dr.Gizem Sürenkök 

Düzenleyen: Dr.Gizem Sürenkök

 

Kaynaklar

[1] Tennov, D. (1979). Love and limerence: The experience of being in love. New York: Stein and Day.