Cinsellik

Bir İlişkide Seks Neden Önemlidir?

 Bu yazımızda yakın ilişkilerin önemli bir boyutu olan cinsellikten ve cinselliğin romantik ilişkilerdeki rolünden bahsedeceğiz. Elbette cinsellik bireysel ya da rastlantısal olarak, bir romantik ilişkiyle sınırlı kalınmadan da yaşanabilir. Önümüzdeki günlerde bu konulara değinen yazılarımız da olacak. Bunun yanı sıra cinselliğin hiç yaşanmadığı romantik ilişkiler olduğunun da bilincindeyiz ve bu durumdan da daha sonraki yazılarımızda bahsedeceğiz. Okumaya devam edin!
schiele-the-embrace-1917.jpg
The Embrace – Egon Schiele(1917)

Bu yazımızda yakın ilişkilerin önemli bir boyutu olan cinsellikten ve cinselliğin romantik ilişkilerdeki rolünden bahsedeceğiz. Elbette cinsellik bireysel ya da rastlantısal olarak, bir romantik ilişkiyle sınırlı kalınmadan da yaşanabilir. Önümüzdeki günlerde bu konulara değinen yazılarımız da olacak. Bunun yanı sıra cinselliğin hiç yaşanmadığı romantik ilişkiler olduğunun da bilincindeyiz ve bu durumdan da daha sonraki yazılarımızda bahsedeceğiz.

Evrimsel olarak, cinsellik soyumuzun devamı için önemli olsa da, araştırmalar, cinselliğin aynı zamanda yetişkinler arasındaki romantik bağların gerek kurulumunda gerekse sürdürülmesinde çok önemli bir yeri olduğunu gösteriyor1. Örneğin, beyin görüntüleme yöntemleriyle yapılan araştırmalar, romantik aşk ile cinsel arzu esnasında benzer beyin bölgelerinin aktive olduğunu kanıtlıyor2. Bu da cinsel arzunun aşkla ne kadar iç içe olabileceğinin bir göstergesi.

İnsanlar, hayvanlardan farklı olarak – çoğunlukla – özel alanlarda seks yapmayı ve sonrasında birlikte uyumayı tercih ediyorlar. Buna ek olarak çoğu memeli, tipik seks pozisyonundan farklı olarak sıklıkla yüz yüze pozisyonları tercih ediyor. Bu da cinsellik esnasında partnerlerin göz göze gelmesini sağlıyor. Tek başına bu bile partnerlerin birbirlerine olan yakınlığını arttırabilir ve kuracakları bağa teşvik edici olabilir3. Bu tarz pozisyonlar aynı zamanda ventro-ventral (karın karına) kontağa da olanak sağlıyor. Bu kontağın partnerler arasında kurulan bağa yardımcı olduğu araştırmalarla destekleniyor. Bunların yanı sıra insanların hayvanlardan farklı olarak sadece yumurtlama dönemine yakın değil, menstrüal döngünün her evresinde seks yapabilmesi -ya da yapmayı tercih etmesi- aşağıda bahsedeceğimiz faktörlerin de olumlu etkisini arttıran bir durum.

Özellikle ilişkilerin kurulum aşamasında beynimizin ödül sistemi (dopaminerjik sistem) partnerlerimize ait en ufak detaylarla harekete geçerek, bizi onlarla fiziksel olarak yakınlaşmaya yönlendiriyor. Bize zevk vereceğini düşündüğümüz herhangi bir uyaran, örneğin güzel bir tatlı,  beynimizde dopaminin salgılanmasına sebep olabilir. Fiziksel yakınlık da kendi başına bir ödüldür ama aynı kişiyle düzenli olarak sağlanan fiziksel yakınlık aynı zamanda zamanla partnerimize koşullanarak ona bağlanmamıza yardımcı olabilmektedir.

Cinselliğin ve özellikle de orgazmın dopaminerjik sistemi harekete geçirmesinin yanı sıra vücutta endorfin ve oksitosin salgılanmasına yol açtığını da biliyoruz4. Peki bu ne demek? Endorfin bir başka ödül mekanizmasi olan opioderjik sistemin bir parçasıdır, sakinleştirici ve yatıştırıcıdır. Doyum ve rahatlama duygusunu hissettirir. Böylece partnerimize sadece heyecan verdiği için değil, aynı zamanda yaşattığı rahatlama ve sakinlik duygularından dolayı da koşullanmamızı sağlar. Gelelim oksitosinin buradaki rolüne. Maalesef beynimizdeki ödül sistemleri aynı zamanda çok hızlı bir şekilde alışarak, zamanla o ödülden daha az zevk almamıza yol açıyor. Oksitosin tam da bu noktada dopaminerjik sistemi duyarlı hale getirerek seksin bize daha da ödül verici hale gelmesini sağlıyor. Üstelik de dopaminerjik ve opioderjik sistemlerin alışkanlık kazanma sürecini yavaşlatıyor.

Oksitosinin faydaları bununla kalmıyor tabi ki. Oksitosin, çiftlerin birbirine bağlanmasında sihirli bir değnek misali iş görüyor. Oksitosin salınımı insanlara olan güvenimizi arttırır, insanlarin birbirlerine daha kolay açılabilmelerini sağlar, bağlılık duygusunu arttırır ve pozitif anıları zihnimizde daha çok kodlamamızı sağlar. Bu durum partnerimizi idealize etmemize de yardımcıdır. Sarılma, okşama, seks, orgazm olma gibi yakın fiziksel kontaklar, oksitosin salınımını etkin hale getirirler. Oksitosin, endorfinlerle birlikte cinsellik sonrasında yaşanan rahatlama hissinin temel sebeplerinden biridir. Bu sebeple de aslında cinsellik sonrasında partnerlerin uyuyakalması, genel kanının aksine olumsuz bir durum değildir. Hatta, yaşanan deneyimin tatmin edici ve rahatlatıcı olduğunun son derece güçlü bir göstergesidir.

Görüldüğü üzere, seks arzusu ilişkiye adım atılmasında ve ilişkinin devamlılığında oldukça önemli bir yere sahiptir. İlişkinin ilk dönemlerinde cinsel arzu çok daha yüksektir. Aşağı yukarı iki yıl süren romantik tutulma döneminden sonra partnerlerin birbirlerine karşı olan seks arzularında düşüş yaşanabilir. Bu son derece normal bir süreç olmakla birlikte her çiftin bu düşüşe verdiği tepki farklı olabilir. Buna daha sonraki yazılarımızda değineceğiz.

Takipte kalın!

Yazan: Ande Ömeroğlu

Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Kaynaklar

[1] Birnbaum, G. E. (2014). Sexy building blocks: The contribution of the sexual system to attachment formation and maintenance. In M. Mikulincer & P. R. Shaver (Eds.), Mechanisms of social connection: From brain to group (pp. 315–332). Washington, DC: American Psychological Association.

[2] Diamond, L. M. & Dickenson, J. (2012). The neuroimaging of love and desire: review and future directions. Clin Neuropsychiatr, 9, 39-46.

[3] Hazan, C., & Zeifman, D. (1994). Sex and the psychological tether. In K. Bartholomew & D. Perlman (Eds.), Advance in personal relationships: Vol. 5. Attachment processes in adulthood (pp. 151–177). London: Jessica Kingsley.

[4] Insel, T. R. (1992). Oxytocin—a neuropeptide for affiliation: evidence from behavioral, receptor autoradiographic, and comparative studies. Psychoneuroendocrinology, 17, 3-35.

Reklamlar